Ani karar değişiklikleri!

Çok hızlı karar veriyoruz.

Bazıları on defa düşünür, sonra karar verir. Biz önce karar verip, ayrıntıları sonra düşünüyoruz.

Bu yüzden de alınan kararlar hem kalıcı olmuyor hem de güvenirliği azalıyor!

Görünen o ki bu durum pandemiyle gelen bir alışkanlık değil. Dünden bugüne gelen bir gelenek.

Atalarımız durduk yerde “Göç yolda düzelir” dememiş. Yine aynı şekilde “Türk gibi başla, Alman gibi bitir” deyimi de boşuna çıkmamış.

Tez canlıyız. Ne hayal ediyorsak, bir an önce olsun istiyoruz. Plan, program hak getire. Hatta kimilerine göre zaman kaybı. Oysa istişarenin de, plan, program ve simülasyonların da çok yararı var.

Evet, biraz zaman kaybettiriyor ama kararların kalıcı olmasına yarıyor ve en önemlisi de hata oranını asgariye indiriyor!

Sabah karar alıp, akşama vazgeçildiği çok oldu. Yine aynı şekilde bugün göklere çıkarttığımız eğitim modellerini, yarın tu kaka ilan ettiğimize de çok şahit olduk.

Çocuklarımızın ve dolayısıyla ülkemizin geleceğine yön veren MEB, YÖK ve ÖSYM adeta proje çöplüğüne dönüştü.

Gelen her Bakan, gelen her Başkan kendine göre bir düzen oluşturmaya çalıştı. Hem de aynı partinin iktidarı döneminde. Bu dün de böyleydi, bugün de değişen bir şey yok.

Demek ki bazı şeyler genetik kodlarımıza işlemiş ve aradan yüzyıllar geçse de aynı alışkanlıklarımızdan asla vazgeçmiyoruz.

Oysa, deneme yanılma yöntemiyle öğrenme şekli çok gerilerde kaldı. Referansı akıl ve bilim olanlar hem daha az hata yapıyor hem de çok daha hızlı yol alıyor.

Tam kapanma

Tam kapanma dün akşam başladı. 17 Mayıs 05.00’e kadar devam edecek. Geç kalınmış olsa da hiç yoktan iyidir. Herkes üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirirse, ciddi anlamda yol kat edebilir ve yaza gönül rahatlığıyla girebiliriz!..

Bu noktada asıl önemli olan, tüm kişi ve kurumlar tam kapanma koşullarına hiç istisnasız uyacak mı yoksa yine herkes kafasına göre mi hareket edecek?

Pek çok konuda olduğu gibi maalesef bu konuda da kimsenin kimseye güveni kalmadı!

Koronanın şakasının olmadığını artık anlamamız gerekiyor.

Bir tarafta fazlasıyla sıkıcı ve moral bozucu bir süreç, öte yanda hastalık ve ölüm riski!

Nereden bakarsanız bakın, her iki seçenek de sabır sınırlarını fazlasıyla zorluyor ama yapacak çok da fazla bir şey yok.

Peki, 17 Mayıs’tan sonra okullarda yüz yüz eğitime geçilir mi, LGS, YKS, KPSS benzeri sınavlar zamanında yapılır mı?

Bakan Selçuk, buna gidişatın ve Bilim Kurulu’nun karar vereceğini söylüyor.

Doğru olan da bu. Şu an için ne söylense erken olur ama tam kapanmayla hedeflenen iyileşme gerçekleşirse, yüz yüze eğitime de geçilir, sınavlar da zamanında yapılır.

Öğretim yılının 2 Temmuz’a kadar devam edecek olmasının artıları da var, eksileri de. Okullar keşke özellikle öğretmenlerimizi mağdur etmeyecek şekilde yaz boyunca açık olsa da isteyen gelip, eksiklerini tamamlayabilse. Ama yeni bir sorunlar yumağı yaratmadan!

Çok zor bir ihtimal ama telafi eğitim beklentisi olan çok sayıda öğrenci ve velimiz var!..

Bu süreçte bir de öğretmenlerimizin aşı işlemleri tümüyle gerçekleşirse, işte o muhteşem olur.

Özetin özeti: 2020 zor bir yıldı ama 2021 de sanki hiç kolay geçmeyecek!..