Abdullah Karakuş

Abdullah Karakuş

akarakus@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Kahramanmaraş - Avrupa’da Müslüman düşmanlığı ve ırkçılık arttı. Her fırsatta demokrasi ve insan hakları vurgusu yapan Avrupa ülkeleri kendi vatandaşları da olan Müslümanların da haklarını koruyamıyor.

Siyasi gündemde ise İsveç’in NATO üyeliği tartışmaları var. Terör örgütlerini destekleyen ve barındıran İsveç’in NATO üyeliği için Türkiye’ye yoğun baskı var. Türkiye ise istedikleri gerçekleşmezse bu konuda adım atmayacak.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile bayramda deprem bölgesindeydim. Dönüşte uçakta Kurtulmuş ile İsveç’in NATO üyeliğini, Avrupa’da artan Müslüman düşmanlığını ve ırkçılığı konuştuk. İsveç’in ödevlerini yapmadan Türkiye’nin onay için bir adım atmayacağını dile getiren Kurtulmuş, Avrupa’daki Müslüman düşmanlığı ile ilgili de uyarılarda bulundu.

Haberin Devamı

Avrupa için tehlike çanları

Kurtulmuş Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:

YAŞANANLAR ART NİYETLİ: Her şeyden evvel büyük bir sorumsuzluk örneği İsveç’te Kur’an-ı Kerim’in yakılmış olması. Hem yüksek yargının faşist, İslam ve insanlık düşmanı göstericilere destek vermesi, hem de aynı zamanda İsveç polisinin olaydan sonra da Stockholm polisini çağırarak sanki Müslümanlar bu provokasyondan sonra ortalığı yakıp yıkacaklarmış gibi hava içerisinde hareket etmeleri; bunların hepsinin hiç şüphesiz art niyetli olduğu aşikâr. Bunlar akıl izan kabul etmez.

İNSANLIK DÜŞMANI EYLEMLER: Ağızlarını açtıklarında Avrupa’nın yüksek değerlerinden bahsediyorlar, farklı kültürel değerlerin bir arada yaşamasından, bahsediyorlar. Bir taraftan demokrasiden, bir taraftan inançlara saygıdan bahsediyorlar. Ama yapılanlar olağanüstü provokatif, İslam karşıtı, insanlık düşmanı eylemin hiçbir şekilde savunulabilir tarafı yoktur. Buna kol kanat geriyor, savunuyor bir şekilde koruyorlar. Bunu anlamak mümkün değil. Bu, bazı çevrelerin İslam dünyasına karşı var olan, önyargılı düşmanlıklarını tetiklemek için ortaya konulan eylemlerdir.

İSVEÇ’E FAYDASI YOK: Bunun İsveç’e de bir faydası yoktur. İsveç, içerisinde çok sayıda İsveç vatandaşı olmuş Müslümanı barındıran bir ülkedir. Dünyanın en farklı demokratik zeminlerine sahip olduğunu iddia eden bir ülkedir. En çok farklı fikirlere müsamaha gösterdiğini dile getiren bir ülkedir. Ama bu söylediklerinin tamamının gerçek dışı olduğunu insanlık dışı, faşist, Müslüman düşmanı eylemlerle de kanıtlamış oluyorlar.

Haberin Devamı

İSVEÇ ÖDEVLERİNİ YAPMALI: İsveç’in yaptığı bu davranışlar, akılla, izanla, sorumlu bir devlet anlayışıyla asla bağdaşmaz. Biz İsveç’in NATO üyeliğine kategorik olarak karşı değiliz. İsveç teröre verdiği destekten vazgeçsin, Türkiye düşmanlarını koruyup kollamaktan vazgeçsin. Bakıyoruz bunların hiçbirisinden vazgeçmiyor. Finlandiya adım attı, NATO’ya alınması konusunda Türkiye üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdi. Ama Finlandiya’ya olur dememiz İsveç’e de olur diyeceğimiz anlamına gelmez. İsveç, kendi ödevlerini yapmak zorundadır. Bu provokatif eylemleri önlemek durumundadır, Türkiye düşmanı terör örgütlerinin elebaşlarını iade etmek durumundadır.

TÜRKİYE ADIM ATMAZ: Üçlü bir mutabakat var. Hem bunları yapmayacaklar hem provokatif eylemlerin zeminlerini açacaklar hem de NATO’ya giriş için onay verin diyecekler. Kusura bakmayın, Türkiye sözünün eri bir ülkedir. Ne söylediyse ne söz verdiyse gerçekleştirir, ama karşımızdakilerin de sözünün eri olmasını ister. Verdiği sözleri yerine getirmeyen bir İsveç’in bu haliyle NATO üyeliğini beklemesi ham hayalden ibaret kalır.

Haberin Devamı

AVRUPA’DAKİ MÜSLÜMAN DÜŞMANLIĞI: Bu bilerek, kasıtlı yapılan İslam düşmanlığıdır. Bunu ortaya çıkaran çeşitli nedenler var. İslam düşmanlığını Avrupa’nın karşılaşmış olduğu göçmen akımları ve bu göçmenlerin kahir ekseriyetinin Müslüman kökenli milletlerden olması, Avrupa’daki faşist akımların da ırkçı akımların da gelişmesine vesile oluyor. Maalesef ırkçı akımlar Avrupa’nın mutedil siyasetini baskı altına alıyor, Avrupa’daki siyaset dilini ve zihniyetini zehirliyor. Yabancı düşmanlığıyla birlikte gelişen bir mesele de İslam düşmanlığıdır. Bu bazı siyasetçilerin kolayına geliyor. İslam düşmanlığı üzerinden üç-beş tane fazla oy alırız ve siyaset zemini oluştururuz diye düşünüyorlar. Ama bu Avrupa’da da siyaseti düşmanlık dili üzerinde inşa edilen bir siyaset haline getiriyor.

VAHİM DURUM: Aslında bu ırkçı, faşist, yabancı düşmanı, İslam düşmanı siyaset çevrelerinin bu estirdiği rüzgâra kananlar, aynı zamanda kendi vatandaşı olan Müslümanlara karşı da düşmanlık zemininin önünü açıyorlar. Bu, gerçekten Avrupa için tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor. Nihayetinde İslam dünyası, İslam düşmanlığına karşı her türlü mücadelesini yapar ama esas büyük tehdit altında olan Avrupa’nın mutedil, makul siyasetidir. Korkarım ki böyle giderlerse, İslam ve yabancı düşmanlığını kullanan bu çevreler Avrupa’da artık kendi içinde Avrupa halklarının düşmanlığının zeminini oluşturacaklardır. Vahim bir durumdur. Bu İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığına karşı her türlü tedbir alınmalıdır.

AVRUPA’DAKİ PARTİLERE ÇAĞRI: Bunun için demokrasiyi benimseyen, farklı kültürlerden, siyasi kanaatlerden Avrupa’daki siyasi partilerin ve siyasi çevrelerin ortak bir insanlık cephesinde buluşması şarttır. Avrupa’daki tüm siyasi partilere çağrımız budur. Biz de Türkiye olarak Avrupa’nın siyaset diline, siyaset kültürüne bu anlamda katkı vermeye hazır olduğumuzu ifade ediyoruz. İnsanlık ortak paydasında buluşalım ve düşmanlığı kategorik olarak gerçekleştiren siyasi akımlara fırsat vermeyelim, bunun sonunun çok kötü bir noktaya doğru gittiğini, gitmekte olduğunu görüyoruz.