‘Başarı hikâyemiz için geliyorlar’

Ankara Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Opr. Dr. Aziz Ahmet Surel ve Ankara Şehir Hastanesi Korona ve Dahiliye Klinik Şefi Doç. Dr. İhsan Ateş ile salgınla mücadelede büyük başarı sağlayan Ankara Şehir Hastanesi’ni gezdik. Hastanenin büyüklüğü sayesinde hem konforlu izolasyon sağlanmış hem de hiç kimse kapıdan çevrilmemiş. Hocalarımız salgınla mücadeleyi, dünyaya örnek olmalarını ve başarı hikâyelerini Milliyet’e anlattı

‘Başarı hikâyemiz için geliyorlar’

Türkiye, salgınla mücadelede dünyaya örnek oldu. Hem Sağlık Bakanlığı’nın etkili politikaları hem de hastane ve personelinin azimli, kendi hayatını hiçe sayarak hasta kurtarma çalışmaları bunda etkili oldu. Şehir hastanelerinin büyüklüğünün salgın döneminde yaşananlarla ne kadar önemli ve faydalı olduğu görüldü.

Ankara Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Opr. Dr. Aziz Ahmet Surel ve Ankara Şehir Hastanesi Korona ve Dahiliye Klinik Şefi Doç. Dr. İhsan Ateş ile salgınla mücadelede büyük başarı sağlayan Ankara Şehir Hastanesi’ni gezdik. Hastanenin büyüklüğü sayesinde hem konforlu izolasyon sağlanmış hem de Avrupa’da yaşananlar olmamış, hiç kimse kapıdan çevrilmemiş. Hocalarımız salgınla mücadeleyi, dünyaya örnek olmalarını ve başarı hikayelerini Milliyet’e anlattı. 

Ankara Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekim Opr. Dr. Aziz Ahmet Surel Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:

‘Avantaja dönüştü’

Şehir hastanelerinin koronavirüs salgınında faydası ne oldu?

Şehir hastanelerinin büyüklüğü salgın ile mücadelede avantajımıza dönüştü. Geniş geniş hastalarımızı yönetebildik. Hem pandemi hastasını hem pandemi hastası olmayanı. Pandemi eylem planımızı ona göre yaptık. İlk etapta belirli bölümleri katarak 1600 yatak ayırdık. Artırılmış yatak kapasitesi ile bu 3 bine kadar çıkabiliyor. Bu çok önemli bir avantaj. Biz büyüklüğü şöyle kullandık. Bulaşıcı hastalığı belli binalarda konforlu şartlarda izole ettik ve tedavilerini yürüttük. Bu binalara mesafeli diğer binalarımızda da rutin sağlık hizmetlerini devam ettirdik. Normal şartlarda pandemi öncesi günlük poliklinik sayımız 18-19 bindi. Şuanda pandemi nedeniyle 9-10 bin dolayında bir poliklinik sayımız var. Şuan 3000 civarında toplam hastamız yatıyor.

Yoğun bakımlar bizim gözümüzü korkutandır ama şehir hastanesinde oda tipi yoğun bakımlarımız var. Normalde bütün hastalar bir alanda yatardı. Bizim yoğun bakımlarımızda her bir hastamız müstakil bir odada yatıyor. İzole oluyor. Bulaşıcılık azaldı. Yan yana değil yan odalarda yatıyorlar. Birinde virüs görüldüğü zaman diğerine geçmiyor. Çapraz bulaşma olmadı, bu büyük avantaj oldu. Bu yoğun bakımlarımızın hepsini biz teknik olarak negatif basınca dönüştürdük. Yani yüzde 100 temiz hava basıyoruz. Hastaların bulunduğu odalara doğru bu akım devam ediyor. Orada virüsün olduğu ortamı süpüren bir temiz hava dalgası var. Bu hem hastalarımızı hem çalışanlarımızı korudu. Pandemi şehir hastanelerinin teknik imkan ve fiziki şartlarını bize daha iyi değerlendirmemizi sağladı. Yoğun bakım yatak sayımızı küçük dokunuşlarla artırdık. Burada bizim 2 bin yatağa kadar yoğun bakımı artırma şansımız var. Normalde 723 yatak yoğun bakımımız var. Bunu 3 kata katlama imkânımız var.

Yani salgında şehir hastaneleri can suyu oldu.

‘Orada olsaydık ölmüştük’

Doktorlar ve diğer personel memnun mu hastaneden?

‘Ben 24.5 yıldır numune hastanesindeydim’ dedi bir doktor. Son 9 yıldır aracımı aynı yere park ediyordum dedi. Bunları şehir hastanesine getirdik. Buraya gelince bu doktor abilerimiz ablalarımız ‘Allah’tan salgında burası varmış. Orada olsaydık şimdi hepimiz ölmüştük, enfekteydik’ dedi. O kadar stratejik bir zamanda açılmış ki Ankara Şehir Hastanesi. Şehir hastanesi şuan 11 ilde var. Şehir hastanesi olan illerin hiçbirinde pandemi sürecinde bir sağlık patlaması olmadı. Çok ciddi hasta sayısına ulaşan illerimiz oldu. Şehir hastanelerinin artırılabilir yüksek kapasitesi o hastaları kabul etti. İtalya’dan, İspanya’dan, Fransa’dan, Çin’den farkımız oldu. Hiç bir hastamız kapıda kalmadı. Hiç bir hastamız koridorlarda yığılmadı, doktor sırası beklerken yığılıp ölmedi. Bu sağlık sistemimiz, organizasyon yapısından kaynaklanan ve şehir hastanelerinin olduğu illlerde artırabilir kapasitelerden kaynaklanan durum.

‘Yabancılar eğitim için bize geliyor’

Yaptıklarınıza yerli ve yabancı tıp dünyası nasıl bakıyor?

Negatif basıncı bugün ben üniversitelerdeki hocalarıma anlatıyorum, hayranlıkla dinliyorlar. Bu ameliyathanelerde rutindir. Genel anlamda hastanelerde bu ölçekte yok. Bunu literatüre yazdık. Negatif basınçlı ortamlarda çalışmanın bize ve hastamıza kazandırdıklarını ve personelimizin enfekte olma oranının çok düşük olduğunu. Buraya çok yabancı misafir geliyor, ağırlıyoruz. Eğitim için gelen uluslararası firmalar da var. İlk gelen firmalar biz eğitimlerimizi Fransa ve İngiltere’de yapıyorduk eğer izin verirseniz bu eğitimleri bundan sonra sizin hastanenizde yapmak istiyoruz diyorlar. Başarı hikayemizi görmek için geliyorlar.

Yurt dışından hastanelerimize tedavi için gelenler var mı?

Yurt dışından gelen çok ciddi sayıda hastamız yani misafirimiz var. Devlet başkanları ve ailelerini misafir ediyoruz. Ülkemizin stratejik işbirliği yaptığı ülkelerin devlet büyükleri burada tedavi görüyorlar. Bunların reklamını yapmıyoruz. Afrika’dan geliyorlar. İngiltere ve Fransa ile belirli sömürge ilişkileri olan ülkeler bunlar. Devlet Başkanı diyor ki ‘Benim normalde Fransa’ya gitmem lazım, buraya geldiğimi öğrenirlerse sorun olur. Lütfen öğrenilmesin. Sizin devlet Başkanınız (Recep Tayyip Erdoğan) bize bundan sonra canınız bize emanet dedi. Bundan sonra buradayım.’ Biz de devlet büyüklerimizin gerekli tedavilerini yapıp uğurluyoruz.

‘Başarı hikâyemiz için geliyorlar’

‘Memnuniyet yüzde 95’

*Vatandaş memnuniyeti nasıl?

Poliklinik alanlarında yüzde 80’lerin üzerinde yataklı servislerde yüzde 95’lerin üzerinde bir memnuniyetimiz var. Refakatçinin de yatacağı bir alan oluşturmaya çalışıyoruz. Burada normal oda standartlarımız zaten çok yüksek. Ama onun yanında süit odalarımız da var. O olanlar şimdi korona odalarımız. Hastalarımızı orada da misafir ediyoruz. Bu odalarda ailecek yatıyorlar. Hepsi sıkıntılı durumda ise. Aileyi ayırmadan hizmetlerini veriyoruz.

‘Kış geliyor, dikkatli olmalıyız’

Ana korona servisi sorumlusu olan Ankara Şehir Hastanesi Korona ve Dahiliye Klinik Şefi Doç. Dr. İhsan Ateş’in 200 asistanlık bir çalışma ordusu var. Aylarca evine gidememiş. Şimdi de zaman zaman 4-5 gün sürekli hastanede çalışıyor. Ateş salgınla mücadeledeki son durumla ilgili sorularımızı yanıtladı:

Kış geliyor, salgında son durum nedir?

Ankara’da ayaktaki vaka sayısı yüzde 80 azalmış durumda. Yatırdığımız hasta oranında da azalma oldu. Yoğun bakımlarda boş yerlerimiz açılmaya başladı. Yani 2-3 hafta önceki hasta sayısındaki artışlar yavaş yavaş durulmaya başlandı. Şu anda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de koronavirüs enfeksiyonu tamamen bitmiş değil. İlk başlara göre enfeksiyon sayısı düşük de olsa devam ediyor. Bu hastalığın tam tedavisi de yok. Rutin kullanılan aşı da yok. Bundan dolayı bu enfeksiyonun artma ihtimali yüksek. Onun için her alanda maske her alanda mesafe her alanda hijyen kuralını uygulamamız gerekiyor.

‘2021 yaza kadar gidebilir’

Salgın daha ne kadar gider sizce?

Dünyada daha önce görünün pandemilerin hepsinin ortalama 2 yıl sürdüğünü biliyoruz. Daha iyi teknolojik gelişmeler tıbbi imkânlar var. Tedbirleri de daha sıkı uygularsak daha kısa sürede bitebilir. Aşı ve tedavi çıkarsa bu süre kısalabilir. Ama tedavi ve aşıya göre 2021 yaza kadar da gidebilir bu süre.

Yaş grubu ile ilgili vaka sayılarında bir değişiklik var mı?

Koronavirüste ileri yaş hastalar ölüm açısından daha riskli durumdalar. Ama bu hastaların bir çoğu tedbirlere uyuyor. Bu hastaların hasta olmasında asıl faktör ailenin diğer bireyleri. Dışardaki ortamlarda çocuktan tutun orta yaş grubundan herkes aileye yani yaşlı bireye o hastalığı taşıyabiliyor. Çocuklarda da nasıl ve nerede hasar bırakacağı net olarak bilmiyoruz. Çocuklar belirtisiz hastalığı geçiriyor. Hastalıktan 3-4 hafta sonra karın ağrısı, bulantı, halsizlik, nefes darlığı ile acil servise geliyor. Acile geldiği zaman kalp ve bütün organlarında bazı şeyler ortaya çıkıyor. Bu hastalığın çocuklarda dahi belli süre sonra ciddi bir hastalığa neden olabileceğini ortaya koymakta. Bu pandemi durumunda çocuklar dahil orta ve ileri yaşlardaki herkes risk altında. 

Sizi duygulandıran anılarınız neler oluyor?

Mart ayından sonra 3 ay aile bireylerini korumak adına başka yerlerde kaldık. Hep uzaktan gördük. Yarım saat oynadığım 5 yaşındaki çocuğum ‘baba bundan sonra bizimle mi kalacaksın’ dedi. Onun bu sözleri karşısında duygusal travma geçirdim. Çocukta artık baba artık gelmeyecek durumu oluşmuş.