‘Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’

TBMM Başkanı Mustafa Şentop ile NATO krizini, nasıl çözülebileceğini, Türkiye’nin ikna olup olmayacağını, uluslararası kurumların durumunu ve terörle mücadeleyi konuştuk... 

Bakü - İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya alınması tartışmaları dünyada ana gündem. Her ülke kendine göre bir şeyler söylüyor. Türkiye “teröre destek verdikleri için” açık ve net şekilde iki ülkenin NATO’ya girişine karşı çıkıyor. TBMM Başkanı Mustafa Şentop ile Azerbaycan ziyaretinde, Türkiye’nin görüşlerini, Türkiye’nin ikna olup olmayacağını, terörle mücadeleyi ve vekalet savaşlarını konuştuk. Şentop, “Terör örgütlerine açıkça, pervasızca destekleyen bir ülkeyi NATO’ya dahil etmeye çalışıyoruz. Bu NATO’nun var oluş sebebiyle ilgili bir tartışma aslında. Güvenliği sağlamak için NATO’dayız. Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden örgütleri destekleyen iki ülkeyi buraya alalım diyoruz. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?” diye sordu.

Şentop Bakü’de Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:

Açıkça destek veriyorlar: İsveç ve Finlandiya, ağırlıklı olarak İsveç, uzun yıllardır Türkiye’de terör örgütlerine destek veriyor. Başta PKK terör örgütü olmak üzere, Suriye’deki ismi PYD’ye, FETÖ terör örgütüne, bunların hepsine kucak açıyor ve sakınmadan, gizli saklı da yapmıyor. Şimdi NATO ülkelerinin terör örgütü olarak kabul ettiği örgütlere açıkça destek veren ülkelerin NATO’ya girdikten sonra NATO’nun terörle mücadelesinde nasıl bir paradigma içine oturtulacağının tartışılması lazım.

Nasıl emniyet içinde olacağız: (NATO’yu tartışmalı hale mi getiriyor bu durum?) Tabii. Güvenliği sağlamak, güçlendirmek için NATO’dayız. Kendi güvenliğimizi, müttefik olduğumuz ülkelerin güvenliğini daha güçlü bir şekilde korumak için oradayız. Türkiye’nin
güvenliğini tehdit eden örgütleri destekleyen iki ülkeyi buraya alalım diyorsunuz.

AB kullanıyor, biz de kullanırız: (Türkiye’nin veto hakkı) Türkiye, NATO’yu var eden temel sözleşmelerden kaynaklanan tabii bir hakkını gayet tabii kullanabilir. Bazı ülkeler bunu kullanınca veya başka ittifaklarda mesela, AB’de biliyorsunuz iki ülke veto hakkı kullanıyor, Türkiye’yle ilgili müzakerelerin yürütülmesi konusunda. Onlar bunu kullandığında, herkes diyor ki; bu evet, sözleşmeden kaynaklanan bir haktır. Türkiye, sözleşmeden kaynaklanan aynı hakkını kullandığı zaman, bunun altında başka sebepler aramaya çalışan değerlendirmeleri görüyoruz. Türkiye, NATO’nun kurulduğu günlerden beri NATO’nun iki en büyük askeri gücünden birine sahip. Türkiye’nin hem uluslararası hukuk hem de siyaset bakımından sonuna kadar haklı olduğu tartışmasızdır.

GÜÇLÜ TEMİNATLAR OLMALI: (Türkiye’yi ne ikna edebilir?) Türkiye bu konuda çok tecrübeler yaşadı. İyi niyetinin, hukuka saygının, devletlerin vermiş olduğu sözlerin geçerliliğine kıymetine olan saygının zararını gördü Türkiye. Sayın Cumhurbaşkanımız da ifade etti, Yunanistan’la ilgili meseleyi. Vetomuzu kaldırdıktan sonra bizim birçok konuda, bölgeyle ilgili güvenlik konuları dahil olmak üzere sıkıntı yaşadığımızı, elimizdeki çok önemli kozu kaybettiğimizi gördük. Çok acı bir tecrübe Türkiye açısından. Bu bakımda bütün bu tecrübeler, hepsi, yaşadıklarımız bizim burada güçlü bir teminatla ancak hareket etmemizi değerlendirmelerimizi sonuca ulaştırmamızı gerekli kılıyor. Süreç bakalım, göreceğiz.

‘Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bakü’de sorularımızı yanıtladı.

Uluslararası hukuk paspas edilmiş: Uluslararası hukuk çok önemli, herkese lazım olur. Afganistan’da uluslararası hukuk uzun süre çiğnendi. Fransa’nın 90’lı yılların başında Ruanda’da yaşanan olaylardan dolayı sorumluluğu var. ABD’nin Latin Amerika’daki ülkelerin bir çoğunda gerçekleştirdikleri operasyonlarda, ülkelerin egemenliklerine, toprak bütünlüklerine
saygı ilkesinin çiğnendiğini görüyoruz. Uluslararası hukuk paspas edilmiş adeta. Şimdi hukuka saygı çağrısı yapılıyor.

Kurumlar itibarsızlaştırıldı: Uluslararası barışı sağlayacak kurumların hareketleri bu kurumları itibarsızlaştırdı. Şimdi ise etkisiz hale geldiler. Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği dünya beşten büyüktür ifadesinin çok somut bir halini görüyoruz Ukrayna meselesinde. Çünkü bir çatışmanın, tarafları arasında eğer beş daimî üyeden biri varsa BM’nin çalışması, karar alması mümkün değil.

İnşallah dünyaya ders olur: İki şey çok önemli. Birincisi uluslararası hukuka saygıyı tekrar yüksek sesle dile getirmeliyiz. Bir de uluslararası alanda barış ve güvenliği sağlamayı hedefleyen kurumların yeniden, adil şekilde inşa edilmesi meselesi. Rusya-Ukrayna savaşı bizim haklılığımızı bir kez daha ortaya koydu. İnşallah bütün dünyaya ders olur.

Vekalet savaşları: Uluslararası terör örgütlerinin dünyadaki güçlü ülkelerin istihbarat örgütleri tarafından desteklendiğini, uluslararası terör örgütlerinin ideolojisinin, inancının olmadığını uzun zamandır söylüyoruz. Bunların operasyon amacıyla kullanıldığını söylüyoruz. Yani vekalet savaşları. Ülkeleri istikrarsızlaştırmak
için bunu yapıyorlar.

Açıkça önlerine koyuyoruz: Türkiye, tabii çok tecrübeler yaşadı. Bizim coğrafyamız dünya tarihinin laboratuvarı, eskiden beri de öyle olmuş. Ne yaşandıysa dünyada, küçük büyük bu coğrafyada yaşamışız, görmüşüz. Bunların bize kazandırdığı çok ciddi deneyimler var. O bakımdan Türkiye olan biten her şeyin farkında dünyada. Bunları da açık bir dille herkesin önüne koyuyoruz. Sınırlarımızın ötesinde bir terör örgütünün yapılanmasına müsaade etmeyiz. Buna hiçbir ülke müsaade etmez; ABD’de de müsaade etmez, başka bir ülke de.