‘Taburu göndermeseydik darbenin istikameti değişebilirdi’

Bugün hain darbe girişiminin 6. yıldönümü.

15 Temmuz 2016. Unutulmaması gereken bir tarih.

Şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

O gece hedeflerden biri de TBMM idi. 2 kere bombalandı.

Bombalandığı dakikalarda TBMM’de olan Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi ve TBMM eski Başkanı Cemil Çiçek ile o anları konuştuk. Çiçek, “Meclis’teki taburu göndermeseydik pek çok açıdan sıkıntılı bir durum ortaya çıkacaktı. Asker Meclis’ten gitmemiş olsaydı farklı olabilirdi. Belki de darbenin istikameti değişecekti” diyor.

55 yıldır siyasetin içinde olduğunu, bir çok darbe teşebbüsü ve darbe gördüğünü belirten Çiçek, “Geçmişteki darbelerde ve teşebbüslerde hedef 15 Temmuz’da olduğu gibi Meclis idi. Darbelerden en fazla mağdur olan kurum Meclis’tir. 15 Temmuz’da çok şükür Meclis açıktı. Bunun önemli yanı var. Üzerinde durmak gerekir” vurgusu yaptı.

‘Taburu göndermeseydik darbenin istikameti değişebilirdi’

Geçmişte Meclis’in güvenliğini 2 kurum sağladığını belirten Çiçek, şunları anlattı:

“Bunlardan biri Meclis içindeki Muhafız Taburu idi. Bir de belli sayıda polis. Akşam 18.00’e kadar polisler giriş çıkış kontrolü yapar. 18.00’den sonra Parlamento tümüyle Muhafız Taburu tarafından korunur ve güvenliği sağlanırdı. Demokratik görüntü açısından taburun orada bulunması hoş değildi. Bir çok tartışmalar yaşanmıştı taburun orda olmasıyla ilgili. Ama taburu Meclis’ten çıkarmak benim Meclis Başkanlığım dönemine kadar mümkün olmamıştı. Meclis Başkanıyken çıkardığım bir teşkilat yasasıyla taburun artık asli görevine dönmesi ve Meclis’ten ayrılması sağlandı. Eğer 15 Temmuz’da tabur Meclis’te olsaydı ve kendi asli görevine döndürülmeseydi o gün Meclis’e giriş çıkış mümkün olmazdı. Saat 18.00’den sonra tümüyle Meclis askerlerin kontrolüne giriyordu. Meclis Taburu’nun sosyal tesisi vardı geçmişte Meclis’in içinde, oraya bakanların milletvekillerin girmesi sözkonusu değildi. Dolayısıyla 15 Temmuz’da Meclis’e girme imkanı kesinlikle olmayacaktı. Yani Meclis o gece açılamayacağı gibi belki de darbenin lojistik üssü olacaktı. Genelkurmay’ın tam karşısında Meclis. Helikopterler oraya inebilecekti. Oradan destek alabilecekti vs. Pek çok açıdan sıkıntılı bir durum ortaya çıkacaktı. Asker Meclis’ten gitmemiş olsaydı farklı olabilirdi. Belki de darbenin istikameti değişecekti.”

‘‘Sığınakta bildiri hazırladık’’

Çiçek 15 Temmuz gecesi yaşadıklarıyla ilgili de şunları anlattı:

“Akşam saatlerinden itibaren köprüde askeri hareketlilik olunca bunun ne anlama geldiğini iyi kötü tahmin edenler etmiştir. Ben hemen Başbakan Binali Yıldırım’ı aradım. O bir televizyonda darbe teşebbüsü olduğuna yönelik kısa bir konuşma yaptı.

Aradığım zaman ‘yapılacak bir şey var mı?’ dedim. O da bana ‘siz tecrübelisiniz, arkadaşlar Çankaya Köşkü’nde toplanacak. Siz de giderseniz iyi olur’ dedi. Toplanacak bakanları aradım ama hiç birine ulaşamadım. Hiç olmazsa zaman kazanayım diye ben kalktım Meclis’e gittim. Bir taraftan da arıyorum. Meclis’e gittiğimde 30 kişi civarında milletvekili vardı. İlk bombanın atılmadan önce 15 dakika evvel ben Meclis’e girdim. Genel Kurul Salonu’nun olduğu binaya da ikinci bomba atılınca sığınağa indik. Sabaha kadar sığınaktaydık. Oradan televizyonlara açıklamalar yaptık.

Başbakan Binalı Yıldırım ile o gece 10’dan fazla konuşma yaptım sığınaktan. Yapılacakları konuştuk. Ertesi gün Meclis’te okunup kabul edilen bildiriyi biz sığınakta kaleme aldık. Sığınakta en az 9-10 saat kaldık. 25-30 kişi vardı sığınakta. CHP grup başkanvekili vardı. MHP’den vardı, AK Parti’ten vardı. HDP’ten yoktu. Ama zaten 4 partinin grubu var. 3’ünün grup başkanvekilleri ve bazı milletvekilleri oradaydı. Meclis Başkanı olarak İsmail Kahraman, ben eski Meclis Başkanı olarak oradaydık. Bildiriyi orada hazırladık.”