Türkiye’nin enerjisi olacak

TOGG'un pilinde kullanılacak lityumun Eskişehir'deki pilot üretim tesisini gezdik. Eti Maden'in tesisinde yıllık 600 ton lityum karbonat üretilecek.

Eskişehir

Yerli arabada geri sayım başladı. Türkiye, elektrikli arabanın en önemli parçalarından biri olan pillerinde kullanılacak kaliteli lityumu üretti. Eti Maden sadece Eskişehir'deki tesisinde yıllık 600 ton lityum üretecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in aylık rapor aldığı lityum üretimi ile ilgili süreci yerinde gördük.

En büyük bor yatağı

Dünyanın en büyük bor yatağının olduğu Eskişehir Kırka'daki Eti Maden tesislerini Eti Maden Teknoloji Geliştirme Dairesi Başkanı Derya Maraşlıoğlu ve tesisin Müdürü Ersan Ayten ile gezdik.

Lityumun Türkiye'nin enerjisi olacağını belirten Maraşlıoğlu, "Belirli kalitede lityum üreterek kritik bir maddeye sahip oluyoruz. Bu lityum yerli arabanın pillerinde kullanılacak. Sadece dışarda değil evlerde de batarya teknolojisi gelişecek. Lityum, elektrikli otomobiller, hibrit otomobiller, akıllı telefonlar, tabletler, dizüstü bilgisayarlar, elektrikli aletler dâhil olmak üzere tüm mobil cihazların bataryalarında kullanılacak" diyor.

Bor atığında lityum

Lityumun hikayesi bordan geçiyor. Bor üretimi sonrasındaki atık sıvılardan büyük bir emekle lityum üretiliyor. Tesiste borun çıkarılmasından lityuma dönüşmesine kadar olan süreci tek tek gördük.

Tesiste ilk durağımız bor kaynakları. 3 milyon metrekarelik bir alanda üretim yapılıyor. Günlük 12 bin ton, yıllık 3.5 milyon ton bor üretimi var. Kırka'da dünyaya 500 yıl yetecek kadar bor var. Dünyanın en büyük bor üretim kompleksi. Türkiye genelinde dünyaya 1000 yıl yetecek bor madenine sahipmişiz. Maraşlıoğlu, borun en çok Türkiye'de olduğunu belirterek, "dünyadaki rezervlerin yüzde 73'ü Eti Maden'in işlettiği sahalarda. Kütahya, Eskişehir ve Balıkesir'de" dedi.

Türkiye’nin enerjisi olacak

Yüzde 97’si ihraç

Tesisin müdürü Ersan Ayten ise Kırka'da 7 gün 24 saat 3 vardiya düzeninde üretim ve lojistik faaliyetlerin sürdüğünü söyledi. Ayten, "Günlük 12 bin ton ham cevher üretimi yapılıp bundan 4 bin ton rafine bor ürünü üretiliyor. 2 bin 600 kişi çalışıyor. 100 ülkeye ihracat yapıyoruz. Ürünlerin yüzde 97'si ihraç ediliyor" dedi.

Ayten, işletmenin tükettiği elektriği kendilerinin rafineri işlemleri sırasında ürettiklerini dile getirdi. Açık ocaktan alınan cevherin son teknoloji ile rafinasyon işlemine tabi tutulduğunu belirten Ayten bize bu sürecin adım adım izlendiği kumanda merkezini de gezdirdi. Burada borun üretim aşamasındaki her an takip ediliyor. Ayten tesisin yıllık 1 milyon 300 bin ton eti bor 48 üretme kapasitesi olduğunu da söyledi.

Sıfır atık hedefi

Ana kumanda merkezinden sonra da atıkların lityuma dönüştürüldüğü ayrı bir binaya geçiyoruz. Maraşlıoğlu bize lityumu nasıl elde ettiklerini anlattı.

Bordan bir çok rafine ürün elde ettiklerini belirten Maraşlıoğlu, "Bu ürünleri elde ederken katı ve sıvı atıklar oluşuyor. Katı ve sıvı atıklar sızdırmaz havuzlarda depolanıyor. Borun katı atığında da sıvı atığında da lityum var. 400 bin ton kadar sıvı atık çıkıyor. Biz bu pilot tesisi kurduk ve sıvı atıklardan yerli arabada kullanılacak lityumu elde ettik. 440 bin tona yakın sıvı atık işleyerek 600 ton lityum alabiliyoruz. 50 bin dolayında bor ürünü alacağız, 350 bin ton dolayında saf su elde edeceğiz. O da işletmenin ihtiyacını karşılayacak.

Böylece 440 bin sıvı atığın yüzde 90'ı geri kazanılmış olacak. Hedefimiz kalan yüzde 10'luk atığı da değerlendirmek. Hedef sıfır atık. Yeni su kaynaklarına ihtiyaç olmayacak. Buradan çıkan suyu kullanacağız. Türkiye'nin lityum ihtiyacı sağlanacak" dedi.

Lityuma ulaşıldı

Dünyanın lityumu yüzde 60 bataryalarda kullandığını belirten Maraşlıoğlu, seramik ve camda da lityum kullanıldığını vurguladı. Son durağımızda üretilen lityumu elimize alıyoruz. Lityum mobil cihazların artması nedeniyle geleceğin enerjisi olacak gibi.

Tesis ilk etapta yüksek kaliteli lityum üretimi ile elektrikli yerli otomobil TOGG'un pillerinde kullanılacak lityum ihtiyacını karşılayacak. Yerli lityum yüksek teknoloji gerektiren ürünlerdeki yerlilik oranının artmasını da sağlayacak.

 

DİĞER YENİ YAZILAR