Ana tanrıça toprak ana

Yeryüzünde, Toprak Ana modeline uygun tek kadın profili Anadolu’dadır. Anadolu kadını cömerttir, cesurdur, özverilidir ve savaşçıdır. Adı ile bütünleştiği Anadolu için canını seve seve verir

Yaklaşık 10 bin yıl önce Anadolu’da yaşayan hemşehrilerimiz “anaerkil” yapıdaki bir inanç sistemine sahiplerdi. Bu dönem Anadolu’sunun en önemli yerleşim merkezi ise kuşkusuz Çatalhöyük’tü. Bugün Konya ilinin 50 kilometre güneydoğusunda bulunan Çumra ilçesi sınırlarındaki Çatalhöyük için, Anadolu’nun ilk başkentidir denilebilir. Çatalhöyük ile beraber Burdur Hacılar Höyüğü de önemli bir yerleşim merkezi olarak öne çıkar. Ancak Çatalhöyük, o dönem Anadolu’sunun ve dünyanın en önemli kültür merkezi olarak görülebilir. Parlak Çatalhöyük uygarlığının inanç sistemini ise “Tanrıça” düşüncesi oluşturur.

Çatalhöyük ve o dönem insanının inanç şeklini ele almadan önce Çatalhöyük’ü biraz tanımak gerekir. Çatalhöyük, Neolitik dönem ile tarih sahnesine çıkar. Anadolulu yurttaşlar, MÖ 6.500-5.600 yılları arasında Çatalhöyük’ü mesken tutar. Yaklaşık 145 dönüm arazide yaşayan 6 bin kişi, evcilleştirdikleri hayvanlarıyla buraya hayat verir. Çatalhöyük insanı ilkin sığırı, koyunu ve keçiyi evcilleştirir. Ağaç ustasını, dokuma ustasını ve çömlek ustasını kendi bağrından çıkarır. Çatalhöyüklüler, üretici toplumun ilk örneklerini sembolize ederler. Bu denli önemli bir başarıya sahip olan Çatalhöyüklüler, “Toprak Ana”ya yani “Ana Tanrıça”ya tapıyorlardı.

Toprağa saygı

İlkin Çatalhöyük ve Hacılar’da karşımıza çıkan Ana Tanrıça heykelcikleri büyük karınlı, geniş kalçalı ve iri göğüslü bir yapıdaydı. Bu iri cüsseli doğurgan Ana Tanrıça’yı daima onun sağında ve solunda bulunan vahşi hayvanlar korumaktaydı. Nitekim taht üzerinde gösterilen Ana Tanrıça’nın yanında hep leoparlar vardır.

Toprak, Çatalhöyüklü için artık bir başka anlam kazanır. Üzerinde yaşadığı bu toprağa farklı bir saygı duymaya başlar. Bir verip, topraktan bin almaktadır. Bundan sonra artık toprak Çatalhöyüklünün gözünde doğurgandır, besleyicidir, âdeta sonsuz sürekliliğin ifadesidir. Bu özellikleri ile toprağı üretken ve doğurgan olan kadına benzetir ve onu “Toprak Ana” yani “Ana Tanrıça” adıyla ifade etmeye başlar.

Anadolu’da Ana Tanrıça

Ana Tanrıça, Anadolu’da geç dönemlere kadar önemini korumuş, zamanla şekil değiştirerek incelir ve zarafet kazanır. Tanrıçanın ismi ise her Anadolu uygarlığınca değiştirilir. Neolitik dönem Çatalhöyüklüsü, kapısız ve penceresiz olan evlerinin içine duvar resimleri çizerek sanat tarihini de başlatır. Ana Tanrıça kavramı, başlangıçtan itibaren toprakla özdeşleşse de süreç içerisinde “Toprak Ana” olur. Ardından, kendi inanç sistemi içerisinde gelişerek tüm dünyaya yayılır. Özellikle Anadolu’da farklı zamanlarda ve kavimlerde değişik isim ve tiplemelerle hep etkin kalır. Anadolu coğrafyasının geçmişinde Ana Tanrıça’yı kimi zaman Hepat, Arinna, Nana, Kybele, Rhea, Artemis, İsis ve Leto adları ile tanırız.

Ana Tanrıça, tam 12 bin yıldır Anadolu’da yaşamakta ve saygı görmektedir. Yeryüzünde, Toprak Ana modeline uygun tek kadın profili Anadolu’da yaşamaktadır. Bakın bir Anadolu kadınına; cenaze törenlerinde, düğün evlerinde, savaşlarda hep en ön plandadır. Cömerttir, cesurdur, özverilidir ve savaşçıdır. Günümüz Anadolu kadını hâlen bu özelliğini korumaktadır. Adı ile bütünleştiği Anadolu için canını seve seve verir. Hatta canından bile çok sevdiği evladını, üzerinde yaşadığı Anadolu toprağı için feda eder. Kurtuluş Savaşı’mızdaki Nene Hatunlar, Şerife Bacılar ve nice isimsiz kadınlar Toprak Ana’nın birer sembolüdür.

Gökyüzünde ay anadır;

Gecelerin karanlıklarından bizi koruyan;

Yeryüzünde topraktır ana hepimizi cömertliği ile besleyen...