Ali Canip Olgunlu

Ali Canip Olgunlu

alicanipolgunlu@gmail.com

Tüm Yazıları

Anadolu, Türk kimliğiyle Malazgirt Zaferi sonrasında tanışır. Başkomutanlık Meydan Savaşı ile de bu kez Anadolu, emperyalist Batılı devletlerin işgalinden kurtarılır.

Anadolu kültür tarihi, Türk kimliği ile 11. yüzyılda tanışır. Kadim Türk milletinin Anadolu için diğer devletlere karşı yaptığı onlarca irili ufaklı savaş arasında üçü büyük önem taşır. Bunlardan ilki, 1071 Ağustos’unda Büyük Selçuklu hükümdarı Alparslan’ın, Doğu Roma İmparatorluğu’na karşı Malazgirt’te elde ettiği zaferdir. Bu zaferin Anadolu’daki Türk egemenliği açısından önemi, bu savaşla Türklerin Anadolu’ya kolayca göç etmeye başlamalarıdır.

Orta Asya kökenli Büyük Selçuklu devleti, Anadolu’nun kapılarını Türklere açar ve akabinde Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075 yılında Anadolu’da, başkenti İznik olan ilk Türk devletini kurar. Yaklaşık iki yüzyıl hüküm süren Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli hükümdarlarından İkinci Kılıç Arslan, 1176 tarihinde Dinar yakınlarında Bizans ordusunu dize getirdiği Miryakefalon Savaşı’nı yapar. Bu savaşın en önemli sonucu; artık Anadolu’nun bir Türk yurdu haline gelmesidir. Bin küsur yıllık Türk egemenliğinin Anadolu için son büyük savaşını ise Ulu Önder Atatürk verir. Başkomutanlık Meydan Savaşı sayesinde Anadolu, bu kez Batılı emperyalist devletlerin işgalinden kurtarılır.

Anadolu’nun altın çağı

Haberin Devamı

Anadolu Selçuklu Devleti (1075-1308) döneminde, siyasi, askeri ve dini açıdan son derece önemli olaylar yaşanır. Bu dönemde, etkileri sonsuza kadar sürecek önemli şahsiyetler de karşımıza çıkar. Anadolu Selçuklu Devleti, siyasi iç çekişmeler, Haçlı seferleri, Moğollara karşı verilen askeri mücadeleler ve halk ayaklanmaları yüzünden çok zor bir hükümranlık sürer. Anadolu Selçuklularının yaklaşık iki yüzyıl süren ömrü boyunca, mimari, siyasi ve ticari anlamda Anadolu’ya kazandırdıkları ise son derece etkileyicidir. Özellikle Alâeddin Keykubat zamanında; onun bilime, ticarete ve mimariye verdiği değer neticesinde Anadolu sanat eserleriyle donatılır. Bizzat Alâeddin Keykubat’ın daveti üzerine gelen bilim insanları sayesinde Anadolu kültürel zenginlikte, bir anlamda altın çağını yaşar. Dini ve sivil mimari eserlerin muhteşem örneklerine mekân olan Anadolu, İpek Yolu ticaretini canlandırmak amacıyla inşa edilen 135 kervansaray, cami, medrese, külliye, kümbet, çeşme, köprü, han, hamam ve bedestenlerle bezenir.

Anadolu hümanizmi


Ve bu dönem Anadolu’suna en üst düzeyde damgasını vuranlar şüphesiz Anadolu erenleridir. Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Âşık Paşa, Sadrettin Konevi ve Mevlânâ sayesinde Anadolu, bir hoşgörü ummanı haline gelir. Kendi özgün tarihinin kültürel zenginliğini oluşturan mutasavvıf düşünürler, bir anlamda Anadolu hümanizminin ve Rönesans’ının temellerini atarlar.

Anadolu üzerinde âdeta bir ikindi vakti güneşi kadar -zira ikindi güneşinin süresi kısadır, ama ışınları çok parlak ve etkilidir- hüküm süren Anadolu Selçukluları döneminde, bu coğrafya, Orta Asya’daki Moğol baskısından bunalan bilim insanları ve sufilere de yurt olur. Bu dönemde Anadolu’ya gelen âlimler Türk hümanizmini yaratırlar. 13. ve 14. yüzyıl aralığında yaşamış Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlânâ ve Âşık Paşa, siyasi çatışmalardan arınmış, insan sevgisini merkeze alan öğretileriyle, Anadolu’nun bozulan siyasi birliğini tasavvufi anlayış doğrultusunda inşa etmeye çalışırlar.