Anadolu’nun serinliği, sessiz dili

Çam Kibele’nin kutsal ağacıdır, servi Anadolu’nun sessiz dili, çınar serinliği, meşe dağların, ovaların nazarıdır; şimdi yok olan ağaçlarımız için yas tutalım. Yas tutmazsak yeniden yanmalarını önleyemeyiz

Çam, servi, çınar ve meşe başta olmak üzere on binlerce ağacımız yanıp kül olmadan önce bir arada kardeşçesine halay çektiklerinde ve nadir de olsa yer yer özgürce tek başlarına kaldıklarında bilgece düşüncelerini rüzgârlar aracılığıyla Anadolu’ya yaydıklarında çok mutluydular.

Çam, Anadolu’nun ana tanrıçası Kibele’nin kutsal ağacıdır; her mevsim muhafaza ettiği yeşil rengiyle sürekliliğin sembolüdür. Orta Asya Türk kültürü inanç dairesinde Nardugan gününün motifidir. Akdeniz’in Anadolu kıyısında yok olan çamlarımıza öncelikle yas tutalım, akabinde de yeni genç fidanları birer birer dikelim. Şayet yas tutmazsak yeniden yanmalarını önleyemeyiz.

Kökleri fıstık çamlarında olduğu gibi toprak ananın altında yatay giderek köklerinden bir örtü çeker âdeta yerin derinlikleri arasından. Hamuşan; “belli bir süreliğine susmuş olanlar”, bu dünyadan ayrılmış ruhların bedenlerinin konulduğu mezarlıklarda servi boy boy göğe yükselir yükselebildiği kadar. Çünkü ruhlar gökte dans eder; bir zaman önce bulundukları, yaşam verdikleri bedenleri içerisinde dans ettikleri gibi. Servi sessizdir; bilir beden içindeki ruhun hüznünü ve çok iyi seyreder bedenden ayrılmış ruhun sevgiliyle kavuşmasını.

Sarıp sarmalayan çınar

Çınar Anadolu’nun serinliğidir. Tek başınalık onun karakteridir. Geniş gövdesi, alabildiği kadar her yöne uzanan güçlü dal ve budaklarıyla âdeta her şeyi sarıp sarmalar haldedir. Bir arada birbirlerini engellerler, ancak tek başlarına herkesi kendilerine imrendirirler. Anadolu’nun yarısı çınar yarısı servidir. Çınar serin tutar, servi sessizliği sağlar. Servinin seni bize bağlayan sesini duyabilir, anlayabilirsen çınarın etekleri altında serinleyebilirsin. Akabinde de çam adlı koca babadan dinlersin Anadolu’nun on binlerce yıllık hikâyelerini!

Çınar anaçtır sarıp sarmalar, servi zarif ve nazik olmasıyla her yaşta Anadolu’da peri kızı gibidir, çam atadır, babadır. Tek başınalığı sevmez çam, bir arada güçlüdürler ve bu nedenle bir araya gelerek orman olurlar. Çınar tek ve hürlüğü çok görkemli gösterir herkese, çam ise bir arada kardeş gibi olarak güçlü olunması gerektiğini öğretir cümle âleme.

Üç kez tahtaya vurunca

Meşe Anadolu dağlarının, ovalarının nazarıdır. Aniden olası kötü bir sürprizle karşılaşmamak için veya ucuz atlattığımız bir kazanın tekrarından korunmak için ellerimizle kulağımızın memesini çekip ardından üç defa tahtaya vurmamızın sebebi meşe ağacıdır elbette. Sözüm ona mitoloji bu ya! Zeus’un şimşeklerini üzerine çekip yanar yakılır meşe, ama insanları kurtarır kendisini feda ederek. Dayanıklıdır meşe, fedakârdır. Böylece Anadolu’nun güçlü kuvvetli delikanlısıdır.

Tanrı ve tanrıçalar yaratan toprak Anadolu’nun Kommagene bölgesindeki Kral Antiokhos’un mezarının bulunduğu Nemrut Dağı’na yol alırken, meşeler, yolun sağ ve solundan âdeta size yol gösterir. Frigya’nın her yerinde Kibele adına herkesi taçlandıran çamlar gibi; Anadolu’nun yüreğinde ben yerine sen diyenlerin dergahında insanoğlunu sukunete çağıran serviler gibi.

Çam neyim varsa bilmelisin der

Çınar kendini dinlemelisin diye seslenir

Servi senin sesindir

Meşe ben yerine sen diyebilendir.