Göbeklitepe’den Karahantepe’ye

Anadolu’nun bu cennet bahçesinde on binlerce yıl öncesinde inşa edilmiş yapılar birer birer ortaya çıkacaktır. Teolojik disiplinle anlamlı olanı kendi dinamiklerinde anlayabilirsek şaşkınlık yerini hayretten yoksun hayranlığa bırakır

Anadolu Güneş’in ülkesidir; Güneydoğu Anadolu Bölge’miz ise cennet bahçesidir. Göbeklitepe’nin dinî mimarisi bugüne kadar yeryüzünde gün yüzüne çıkarılmış en erken tarihli (eski demekten sakınırım) yapı olarak bilinmektedir. Manşetlere, “Tarihin sıfır noktası” diye taşınmaması gerektiğinin kanıtı ise Göbeklitepe’ye yakın mesafede ortaya çıkarılan Karahantepe’de aynı tip ve Göbeklitepe ile eş zamanlı yapıların ortaya birer birer çıkarılmasıdır.

Göbeklitepe’den Karahantepe’ye

Yüzey araştırmaları ve akabinde elde edilen fiziki bulgular, Göbeklitepe’nin etrafındaki 200 kilometrelik alanın altında birçok benzer yapıların olduğunu gösterdiği için, tarihlendirmeler Göbeklitepe’den çok daha erken döneme gidileceğine işaret etmektedir. Bu bağlamda değil M.Ö. 10 bin, M.Ö. 15 binler ve daha öncesine ait yapılar ortaya çıktığında, “Tarihin sıfır noktası” diye bir tanımlamanın yanlışlığı anlaşılacaktır.

Yüksek mimari bilgi

İnsanoğlunun tarihi ile insanoğlunun uygarlık tarihi arasındaki zaman sanıldığı kadar uzun değildir. Keşkeleri, endişeleri, ihtiyaçları olan insan, var olduğu günden itibaren bakışlarını gökyüzüne ve yeryüzündeki değişikliklere çevirmiş, doğaya-kozmosa kimi zaman bilimsel kimi zaman bilim dışı sorular yöneltmiştir. Gözlem yeteneği, zamanla elde ettiği tecrübe ve yorumlama kabiliyeti sayesinde sorduklarına verdiği cevaplara bağlı olarak yapılar inşa etmiştir.

Çiğden pişmişe geçiş toprağın tanınmasıdır, vahşiyi evcilleştirmek hayvancılığa geçiştir, hastalıklara karşı bitkilerin dünyasını çözümlemek ise keşkelerin bir kısmının keşfidir. Gerek Göbeklitepe’nin tapınakları gerekse de tapınaklardaki birçok motif, o bölgede ortaya çıkarılacak diğer yapılar topluluğunun âdeta belgeleri olarak düşünülmelidir. Bu denli yüksek mimari bilgi ve becerinin bir anda gelişmesi mümkün değildir; çok daha öncesinden gelen bir deneyimlemenin şu an için ortaya çıkan örnekleridir. Hatta sembol dilinin bizlere verdiği bilgi, inançlarının ve hayal ürünü yaratımlarının çok daha kadim olduğunun delilleridir.

Hayretten hayranlığa

Takvimsel tarih ve inançsal tarih, bir arada düşünülmelidir. Yaradan’ın her şeyi var ettiği zaman M.Ö. 10 veya 50 bin yıldan çok daha öncesine dayanır. İnsanlar arasından seçilip donatılan insanoğulları vasıtasıyla her şey dışa vurulmuştur. Arkeoloji, sanat tarihi disiplinleri teoloji disipliniyle bir arada çalışmalıdır ki, bu tarihlendirmeler yapılırken eş zamanlı olarak anlamlandırılabilsin. Aksi halde tarihsel takvim ile elde edinilen sonuçlar ne kadar eski diye ilgilenenleri içi boş hayrete götürür. Oysa teolojinin inançsal takvim bilgisi desteği sonrası hayret yerini hayranlığa bırakır.

Öte yandan Göbeklitepe’de görülen yüksek mimari teknik ve sanat değeri yüksek kabartmalar, “O tarihlerde nasıl yaptılar?” gibi basit soruları aklımıza getirmemelidir. Sadece tarihsel takvime bağlı kalırsak ve bu meyanda bu yapılara eski algısıyla yaklaşırsak değerlendirmelerimiz şaşkınlık seviyesinde kalır, öteye gitmez.

Göbeklitepe, Karahantepe sadece birer örnek. Anadolu’nun bu cennet bahçesinde yapılacak çalışmalar nihayetinde (zaman içerisinde) milattan on binlerce yıl öncesinde inşa edilmiş yapılar birer birer ortaya çıkacaktır. Neden, niçin ve nasıl soruları, yerine göre ayrı ayrı sorulmalı, yerine göre ise cevapları bir arada aranmalıdır.