Kültürler arasında sarmaş dolaş

Van’a seyahatin zamanı mayısın ikinci yarısı ile haziranın ilk yarısıdır. Mayıs geride kaldı; ama bu ay Urartu medeniyetinin izleriyle tanışacağınız bir rota aklınızda olsun. Öte yandan yumurtlama dönemi olduğundan inci kefalinin göç yolculuklarına şahitlik edebilirsiniz

Urartu medeniyetinin başkenti Tuşpa’dan merhaba! Urartuluların merhabasını alan Van şehrine de selam olsun. M.Ö. 9’uncu ile 6’ncı yüzyıllar aralığında günümüzün Van şehrinin bulunduğu yerden Anadolu’nun medeniyet ışığına katkı sağlayan Urartular söz konusu edildiğinde, akla mühendislik ve el sanatları gelir. Kendilerine Biani adını vermelerine karşın, rakipleri Asurlular, onlara “Dağlık bölge insanı” anlamına gelen Urartu diye seslenir. Lakin bunu hiçbir şekilde kabul etmeyen Bianiler, çivi yazısıyla yazdıkları kitabelerinde bu ismi reddeder. Bianiler, Doğu Anadolu’da yazıyı kullanan ilk medeniyettir. Kral Menua zamanında (M.Ö. 810-785) yazının özellikle ticaret için gerekli olduğu görülür ve can düşmanları olmasına rağmen Asurlulardan yazıyı öğrenirler. Ancak hiçbir zaman edebi değerde yazıt bırakmazlar; çivi yazılı kitabelerde, kral ya kendisini över ya da tanrılara methiyelerde bulunur.

Günümüzde Van Kalesi’nin bulunduğu alan, Urartuların başkenti olan Tuşpa şehriydi. Çavuştepe, Kral II. Sarduri tarafından kurulan bir eyalet merkezi olması bakımından önem taşımasının yanı sıra baştanrı Haldi adına yapılan tapınak da önem arz eder. Haldi’nin ardından, Fırtına tanrısı Teişepa ile Güneş tanrısı Şiuini de önemli iki tanrıdır. Van Gölü etrafında birçok Urartu medeniyetine ait yapı bulunur. 2021 yılında tamamlanan Urartu Müzesi de bizlere bu kadim medeniyeti başarıyla tanıtmaktadır. Ülkemizde son dönemlerde tasarlanan başarılı müzelerden biri olmasına karşın, gönül isterdi ki, Urartu mimarisi müzenin dış görünümüne aktarılabilsin. Müzenin içi ve teşhir edilen eserler son derece ilgi çekici, ancak bir müzenin yapısı da en az içindeki eserler kadar ilgi uyandırmalıdır.

Kültürler arasında sarmaş dolaş

İnci kefalinin izinde

Değerli okurlar, Van şehrine mayıs ayının ikinci yarısı ile haziranın ilk yarısı arasında gidilmesini öneririm. Mayısı geride bıraktık, ama önümüzde, Urartu medeniyetinin tüm dinî, askerî yapılarıyla tanışacağınız, müzede Urartular ile buluşacağınız koskoca iki hafta daha var. Öte yandan Van Gölü’nün tek balık türü olan inci kefalinin yumurtlama dönemi olduğundan Bendimahi Çayı’ndaki göç yolculuklarına şahitlik, eşlik edebilirsiniz. Göl’ün Gevaş ilçesi tarafında karlı tepeleriyle Artos Dağı, Erciş tarafında ise Süphan Dağı, tüm görkemiyle sizlerle beraber olacaktır. Göl masmavi, dağlar yüksek ve karlı, gök başka türlü bir mavi tonunda, göl ile dağlar arası ise türlü renklerde çiçeklerle süslü yemyeşil bir ova...

Van Gölü’nde Adır, Akdamar, Çarpanak ve Kuş adaları bulunur. Akdamar Adası’ndaki kilise, sanat tarihimiz açısından eşi benzeri olmayan bir dinî yapıdır ve badem ağaçlarının çiçekleriyle bu mevsimde çok özel bir görüntü sunar.

Seyahatin ta kendisi!

Van’dan sonra, volkanik Tendürek Dağlarının taş kesilmiş lavlarını seyrederek Doğubayazıt’a gidilmesini öneririm. Ağrı Dağı sizi bekler, İshak Paşa Sarayı, özellikle gün batımı saatinde size hoş geldiniz der. Elbette Ahmedi Hani (Türbesi), Saray’ın manevi bekçisi olarak sizlere sessizce “aşk olsun” diyecektir. Doğubayazıt’tan doğunun Çukurova’sı Iğdır’a geçiniz. İran, Nahçıvan ve Ermenistan iç içedir Anadolu’muz ile bu bölgede. Kültürler sarmaş dolaştır folklorun her disiplininde. Van şehrinin göz bebeği kedilerdir, Iğdır’ın ise can dostları renkleri siyah ve beyaz olan leyleklerdir. Iğdır’a sadece 20 dakika mesafedeki Tuzluca ilçesinde; geniş bir araziye yayılan Tuzluca Kaya Tuzlası’ndaki kaya tuzu maden ocaklarının bir bölümü, birkaç sene önce Tuz Terapi Müzesi olarak düzenlendi. Dingin bir müzik eşliğinde, ışıklar içerisinde bu genç müzemizde dinlenebilirsiniz.

Van şehrine iki gece üç gün, Iğdır’a ise bir gece iki gün ayırdığınızda hayatınıza birçok hikâye, hatıra katacaksınızdır.

Bir seyahatte varılacak olan nokta seyahatin ta kendisidir. Sizlere önerdiğim bu rotada bir sonraki durağa hiç acele etmeyeceksiniz. Toprakla sohbet, çiçeklerle muhabbet, insanlarla ahbap olacaksınız. Selam olsun Anadolu’nun gök kubbesi rengi gök mavisi olan Van ve Iğdır’a!