Manisa’da dinle, dinlen

İlkbahar tanrısı Adonis’in bahar bereketini getirdiği Manisa’nın, kültür tarihimizin birbirinden değerli miras eserlerini muhafaza eden sıcacık bünyesi vardır.

Manisa’nın M.Ö. 6’ncı yüzyılda Lidya uygarlığı ile başlayan kadim tarihi, cihan devleti Osmanlı ile devam etmiş ve gerek şehir merkezinde gerekse ilçelerinde bu iki zaman aralığına serpiştirilen eserlerle Anadolu kimliğini son derece zengin ve çeşitli bir şekilde günümüze kadar taşımıştır. Lidya uygarlığı, Pers istilası ile son bulmadan önce altın ile gümüş madenlerinin karışımıyla elde ettikleri elektron ile ilk sikkeyi (para) basmıştır. Dünyanın ilk alışveriş merkezi Kayseri iline çok yakın olan Kaniş-Kültepe yerleşkesinde, M.Ö. 12 binli yıllardan başlayan bu ticaret Manisa’nın yanı başında bulunan ve Lidya devletinin başkenti olan Sardes’te (Sart) ilk paranın darp edilmesi ile ticari sürecin kesintisizliğine işaret eder.

Manisa’da dinle, dinlen

Öte yandan, miladi ilk yüzyıl içerisinde dünyanın ilk yedi kilisesi Ege Bölgesi’nde oluşturulmuştur. (Kilise bina değil, bir cemaat anlamına geldiğinden dolayı kilise yapılamaz; oluşturulur). Bu ilk yedi kiliseden ikisi Manisa’nın Alaşehir ve Akhisar ilçelerindedir. Antik isimleriyle Philedelphia ve Tietrya.

Görkemli ilkbahar

Manisa’da dağlar dağ gibidir; “Spil Dağı” bunun delilidir. Nehirler nehir gibidir; Menderes en güzel örneğidir. Bir ilkbahar mevsimi Manisa’ya gidiniz. Mevsimi ne yaz ne kış ne de sonbahardır. İlkbahar Anadolu’sunun şehri Manisa’dır. Çünkü ilkbahar tanrısı Adonis, binlerce yıldan beri her ilkbahar olduğu gibi Manisa’da bütün görkemiyle doğar ve tüm neşesini Manisa’dan, Anadolu’ya saçar. Bahar tanrısı Adonis’in doğumu vesilesiyle Antik Çağ’ın Manisalı hemşehrilerimiz, Spil Dağı eteklerinden baharın habercisi türlü türlü, renk renk çiçekleri toplardı. Bu çiçeklerden bir macun yapıp yerlerdi; böylece Adonis’in bahar bereketi tüm yıl boyunca onlarla olabilsin diye... Bu ilkbahar macununun adı Osmanlı döneminde bilge Merkez Efendi vasıtasıyla yeniden anlamlandırılarak “Mesir macunu” adını almıştır. Çok etkileyici bu geleneksel izlekten dolayı bir kez daha “işte Anadolu” demeliyiz Manisa vesilesiyle...

Ağlayan kaya

İnsan zekâsının bilimsel sorulara verdiği bilim dışı karşılıklar evresi olan mitolojik düşünce çağında Manisa birçok mitin ev sahibidir. Güzeller güzeli Niobe’nin on evladı vardır. Doğurganlığıyla övünürken bir an haddini, maksadını aşarak sadece Artemis ve Apollo adlı iki çocuğu olan Tanrıça Leto’yu küçümser, hor görür. Buna içerlenen Leto, her biri tanrı ve tanrıça olan çocuklarından Niobe’nin evlatlarını öldürmelerini ister. Mitoloji bu ya! Niobe’nin gözleri önünde tüm çocukları öldürülür. Ve bu hazin olay sırasında ağlaya ağlaya taş kesilir Niobe. Spil Dağı’na doğru çıkmaya başladığınızda ağlayan bir kadına benzetilen, benzeyen kayada bir mola vererek, bu miti anımsayın.

Adonis’ten Dionysos’a

Adonis ilkbaharın coşkulu tanrısı olmakla birlikte her yıl tabiatın sararmaya başladığı mevsim olan sonbaharda yerini bir başka özbeöz Anadolu tanrısı olan Dionysos’a bırakır. Mevsim artık sonbahardır Adonis ölür, ama Anadolu boş bırakılamaz, yerini Dionysos alır. Adonis ne kadar coşkulu ise Dionysos o kadar eğlencelidir. Bir anlamda Manisa’nın binlerce yıldan beri coşkusu ve neşesidir; tanrı ve tanrıçalar yaratan toprak, Anadolu’nun birçok mitine ev sahipliği etmesinden dolayıdır.

Manisa’dan payitahta

Şayet şu an Manisa’daysanız şimdi dinlenin Manisa’nın Şehzadeler Mahallesi’nde… Manisa, 1071 sonrasında, Anadolu’nun Türkleşmesiyle birlikte Saruhan Beyliği’nin merkezi olur. Akabinde Osmanlı hâkimiyetine geçer ve şehzadeler şehirleri içerisinde ilk sırada yerini alır. Padişah, şehzadelerinden hangisini Manisa’ya gönderirse bu bir anlamda mevcut padişahın vekili anlamını taşıyordu. Manisa’nın payitaht İstanbul’a, Amasya ve Trabzon gibi şehirlere nazaran daha yakın olmasının da bunda rolü vardı elbette.

Manisa konu edilince, söz çok uzar gider; keşke daha geniş yerim olabilseydi diyeceğim yazılardan biri bu. Bir ilkbahar Adonis ile birlikte çıkarken Spil Dağı’na, artık demlenmek için yeriniz, kitabesinde yazdığına göre, Saruhan oğlu İshak Bey tarafından 1368-1369 yılında, mimar Osman bin Emet’e yaptırılan Manisa Mevlevihanesi’dir...

Dinle, dinlen ve demlen üçlüsünün en doğru şehirlerinden birisinden merhaba!