Mavi hümanizmin sesi

Bilgeler denizlerdeki dalgıç, dağlardaki kâşif gibidir. Şayet Anadolu’da hem kâşif hem de dalgıç olabilmiş bilgeleri hatırlarsak Halikarnas Balıkçısı ilk akla gelenlerden olacaktır

Anadolu’nun merhabası Halikarnas Balıkçısı, 13 Ekim 1973’de aramızdan ayrıldı. Düşün dünyamızın büyük üstadına, öğretmenine, bilgesine, onun kadar içten ve derin olamasa da “merhaba!” Merhabanın sahibine binlerce defa merhaba!

Mavi hümanizmin en güçlü sözü, sesi olan Balıkçı’nın düşün dostları Bedri Rahmi Eyüboğlu’na, Sabahattin Eyüboğlu’na, Azra Erhat’a ve onların yanında büyümekle birlikte bu mavi dev insanları bizlerle Balıkçı’nın yazılarını kitaplaştırarak tanıtan, anlatan Şadan Gökovalı’ya “merhaba!”


Cevat Şakir Kabaağaçlı, namıdiğer Halikarnas Balıkçısı, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle yazdı, konuştu; Anadolu kokan Ege ve Akdeniz sahillerine açıldı. Kadim Anadolu’nun tüm değerlerini hem Anadolululara hem de tüm dünyaya bilim, sanat, felsefe disiplinlerinin en derinliklerine inerek aktardı. Bilgeler denizlerdeki dalgıç dağlardaki kâşif gibidir. Şayet Anadolu’da hem kâşif hem de dalgıç olabilmiş bilgeleri hatırlarsak Halikarnas Balıkçısı ilk akla gelenlerden olacaktır. Bu yazıyı kaleme alan fakir, kendi düşünce dünyasının mimarlarından olan Balıkçı sayesinde maviye büründü; eş zamanlı olarak da Hz. Mevlânâ’nın aşka âşık halleriyle kırmızı kırmızı yol aldı.

Mavi hümanizmin sesi

Onun gözüyle çağdaş olmak

Halikarnas Balıkçısı’nın yüzlerce makalesinden çağdaşlık ile ilgili bir paragrafı sizlerle paylaşmak isterim: “Çağdaş olmak istiyorsanız klasik devriminizi tamamlamak zorundasınız. Klasik kültürün temeli de Anadolu’da atılmıştır. Bilim, felsefe, kültür, şiir, aritmetik, astronomi, mimari gibi aklı akıl yapan ne varsa hepsi Anadolu’nun yediveren toprağının içinden fışkırmıştır. Ayağınızı Anadolu’ya sağlam basın, ona sahip çıkın. Orta Asya’dan gelmiş olmanın gerçeğiyle Anadolu’da kaynaşmış olmanın şansını bir hümanizmada birleştirin. Bu sentezi yapıp çağdaşlığa uzanırken dünyayı aydınlatabilirsiniz.”

Can Halikarnas Balıkçısı’nın kültürel çeşitliliği ve derinliği ile her kim Anadolu adlı bu cennet bahçesinin karasındaki denizde en derinlere dalarsa çağdaşlaşır; eş zamanlı olarak aynı kişi cancağızlarımız Hz. Mevlânâ ve Yunus Emre’nin denizlerdeki karasında en yükseğe bir kâşif gibi çıkarsa o kişi özgürleşir.

En içten Anadolu aydınlığı

Entelektüel çağdaşlık ve Yaradansal özgürleşme olanağına sadece Anadolulu bilgeler sahiptir. Çünkü yeryüzünün en derin ve en yüksek coğrafyası Anadolu’dur. Anadolu ben değil, biz demesini öğretir. Anadolu geçmişte defalarca olduğu gibi dünyayı aydınlatabilir. Aydınlanma sürecini tamamlamış hiçbir coğrafyanın gücü tüm dünyayı aydınlatmaya yetmez. Anadolulular, şayet en içteninden merhaba ve en özgür olanından aşk diyebilirlerse hem Anadolu’yu bir kez daha aydınlatırlar hem de aynı zamanda tüm dünyaya ışık yayar ve saçarlar. Anadolu’nun tarihi misyonu gereği, bu er ya da geç gerçekleşecektir.
Halikarnas Balıkçısı bize, “Homeros, Diyojen, Tales, Bias, Apollon, Artemis, Pan, Kibele bizimdir” demesini öğretti; Hz. Mevlânâ ve Yunus Emre de bizi vasıtasız olarak bir olan Yaradan ile buluşturdu.

“Hey Koca Yurt”, “Altıncı Kıta Akdeniz”, “Sonsuzluk Sessiz Büyür”, “Düşün Yazıları” adlı eserlerinde onun merhabasını öğrenirsiniz. Özellikle de Gökova Körfezi’nde bir yaz gününü Balıkçı’nın bir kitabıyla geçirin. Gök mavi, deniz mavi, Balıkçı’nın düşünceleri mavi. Merhabası masmavi!
Selam olsun koca yurt Anadolu’dan Anadolu’nun yiğit Balıkçısı’na!