Tek mevsimlik bir şehir

Kars, kışın beyazın her tonuyla ışıl ışıl pırıldamasının yanı sıra çok kültürlülüğün renklerini barındırmasıyla yalnızca kendine benzer

Cemal Süreya’nın “beyaz uykusuz uzakta” sözleriyle tarif ettiği Kars, dans, müzik ve edebiyat şehridir. Urartular tarafından kurulduğu bilinir. Pers, Sasani, Gürcü, Ermeni dönemlerinden sonra 1064 yılında Sultan Alparslan tarafından fethedilince Selçuklular’ın egemenliğine girer. Zaman zaman Osmanlı-İran arasında el değiştirmesine rağmen, 1877 yılına kadar Türk idaresinde kalmış önemli bir sınır şehri ve Kafkasya’dan Anadolu’ya açılan bir kapı konumundadır. Bu stratejik konumu nedeniyle bölgesel güçler tarafından daima kontrol altına alınmak istenen bir yerdir. Kuzeyden Karadeniz, güneyden İran, doğusundan ise Gürcistan ve Ermenistan ile kültürel yakınlığı bağlamında sosyolojik olarak çok kültürlü bir yapıdadır. Bu durumunu koruması, Kars halkı açısından önemli bir zenginliktir. Şehrin kültürel mirası Urartu, Ermeni (Hay), Selçuklu, Osmanlı ve Çarlık Rusya’sının örnekleriyle iç içedir. 93 Harbi olarak da bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’ndan sonra 1918 yılına kadar Çarlık Rusya’sının kontrolünde kaldığı için geç Osmanlı dönemi eserleri görülmez. Çarlık Rusya’sının, Kars Kalesi’nin etekleri üzerinde Baltık mimarisi üslubunda inşa ettiği şehir, Anadolu’da ızgara planlı şehirlerin adeta son örneğidir.

Şehir kimliğini mimarisine borçludur ve insanları da çok kültürlülük içinde Terekeme, Malakan, Azerbaycan Türkleri, Acem, Kürt, Alman, Gürcü bir arada yaşamaktadır. Şehrin gastronomisi, âdet ve görenekleri, sanatsal ve kültürel tüm ürünleri Kars’ı yalnızca kendine benzeyen bir konuma taşımıştır. Hasan Harakani’nin maneviyatının etkisiyle inanç bakımından özgür bir düşünce dünyasına sahip insanlarında, ilginçtir ki baskın kimlik asker olgusu olarak karşımıza çıkar. Asker şehri diyebiliriz. Tarihinde onlarca askeri portre varken ilk iki sırada Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Kazım Karabekir Paşa gelir. Bununla bağlantılı olarak Anadolu’da “Gazi” unvanı alan ilk şehir Kars’tır. 1855 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, şehrin Ruslara karşı verilen savunma savaşındaki başarısından dolayı Sultan Abdülmecit, Kars’a “Gazi” unvanı verir ve şehri üç yıl hem askerlikten hem de vergiden muaf tutar.

Tek mevsimlik bir şehir

Göç vermiyor alıyor

Benim de çocukluğumun mutlu şehri olan Kars’a tüm Karslılar gibi duyarsız kalmam imkansızdı elbette. 15 yıl önce kültürel değerlerini kış mevsiminin olanaklarıyla birleştirerek, başta dans olmak üzere şehrin sanatsal ürünlerini bir planlamayla organize ettik. Her kış üç ay boyunca donan Çıldır Gölü’nde, atlı kızaklarla festival havasında gezilmesine destek verdik ve her yıl adım adım şehir turizm açısından çok önemli bir merkeze dönüştü. Yıllar önce şehrin ekonomisi sadece hayvancılık ve peynirden ibaretken, artık şehrin ekonomisine turizm de katkı sağlıyor diyebiliriz. Hatta özellikle hayvancılığın şehrin ekonomisindeki payı, başta göçler sebebiyle düştüğünde, kültür turizmi adeta can suyu olmuştur. Kars artık göç veren değil, aksine göç alan bir şehir durumuna gelmiştir.

“Peynir Müzesi” çok yakında

15 yıl önce sadece zengin olmayan bir arkeoloji müzesi varken artık Kars, Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi, kısa bir süre sonra açılacak “Peynir Müzesi” ve cadde sokaklarının, su mimarisi örnekleri olan hamamların ve sivil mimarilerin her birinin onarımıyla adeta müze niteliğine bürünmüş durumdadır. Çarlık Rusya’sından kalan birçok yapıdan biri, umarım en kısa zamanda “şehir müzesi” olarak açılır. Şehrin en renkli etnik dokularından olmasına rağmen, sadece birkaç kişi kalmış Malakanlar için bir müze ile Orhan Pamuk’un “Kar” romanını yazarken şehirde geçirdiği günleri, izlenimleri, anılarını değerlendirerek bir müze planlanması da uygun olur.

Kars tek mevsimlik bir şehirdir. Kış şehridir. İlkbahar, yaz ve sonbaharda Kars’a değil, o mevsimlere özgü yerlere gidilmelidir. Önemli olan gezmek değil sevmek ve tanımaktır zaten. Kars’ı kışın karlar altında çok sever ve şehirle tanışırsınız. Bir şeyi doğru yapmak ne kadar önemliyse onu en doğru zamanda yapmak da o kadar önemlidir.