Tek ümidimiz sonbahar

Bu sonbahar hepimize ruhsal ve fiziki serinlik vermek için aceleyle geliyor

Yeniden yeniye ve her zamankinden çok daha yeni bir sonbahar geldi yine… Yaz mevsiminin, başta yangın ve seller olmak üzere boğucu sıcaklarından dolayı yaşadığımız tüm şikâyetlerin ardından bu sonbahar hepimize ruhsal ve fiziki serinlik vermek için aceleyle geldi. İlkbaharın coşkusunu, geride bıraktığımız son iki senede yaşayamadık, yaz mevsiminin bildiğimiz tüm şikâyet ettirici etkilerinden birbirimize yaklaşmadık, kış ise bizi bir araya getiremedi. Gecelerinin uzunluğu gibi uzun sohbetlerden mahrum kaldık. Tek ümidimiz sonbahar! Serin, sessiz, rengârenk... Mevsimler içinde sadece sonbahar her zaman sadece kendine benzer. Diğerleri karışırlar birbirlerine çoğu zaman.

Eylülün ikinci yarısından kasım ayının ilk haftasına kadar zaman yaratın kendinize Anadolu’nun kuzeyinde, Ege’de ve Akdeniz bölgelerinde. Kuzeydoğumuzda, Artvin’in Şavşat ve Macahel’i sonbaharda coşar. Dereler her zamankinden daha uzun ve ıslaktır; rengârenk ağaçların arasından akmaya başladıklarından sonra elbette. Gökyüzünde Ay, hilal ise gecenin karanlıklarında yıldızlar size değil siz yıldızlara çok yakın olursunuz ve iç sesiniz sizi size bağlar. İnsanın kendisiyle bağ kurması ve akabinde kendisine bağlanmasına sebeptir bu mevsim kuzey doğuda.

Tek ümidimiz sonbahar

Ege öğretir

Eylülün ikinci yarısı bu sonbahardan itibaren dişildir. Şefkat, merhamet, adaleti daha önceki mevsimlerde herkese cömertçe dağıttınız. Bu sonbahar kendinize şefkatli, merhametli, adaletli olmaya bakın. Öyle ya! Kendini bilmeyen kendini bulamaz ve kendisi olamaz. Dişil yanınızla kendinizi yaratın ki kendinizi aramayın. Sadece kaybedenler arar. Bu sonbahar Ege’ye zaman ayırın ve kendiniz olun. Gökyüzünde dolunay zamanı Ege’ye yönelin. Ay’ın ışıklarıyla Ege’nin serin suları birlikte sizi yüklerinizden arındırır ve dert çekmekten yorgun omuzlarınız rahata kavuşur. Ege’de bu sonbahar, ince akan bir dereyi yüzünüze ayna yapın ve dışa dönük tüm bağlarınızdan kurtulup özgürlüğünüzü ilan edin. Bilge olun; sadece bilgeler özgürdür ve bunu en iyi Ege öğretir.

Kültür hafızası

Bu sonbahar ekim ayı hem eril hem de dişil hallerle iç içedir. Hermafrodit bu durum sizleri Ege’nin sonu Karya’dan Akdeniz’in başlangıcına götürsün. Altıncı kıta olan Akdeniz, can Halikarnas Balıkçısı’nın en sıcak merhabasıyla sizi Antik Çağ kültür hafızasına yaklaştırır. Karya, Likya, Pamfilya kıyılarında bir an Kraliçe Artemis veya Prenses Ada olursunuz; başka bir koyda ise Herodot ve daha nice canlarla hemhal olursunuz. Tüm Akdeniz kıyılarına adeta gökyüzünde asılı bir teras gibi hâkim olan Psidya ise seyreder sizin tüm hayret dolu, ancak mutlu yolculuklarınızı. El sallar size Psidya, artık bizim tarafa yönelin diye. Ve en güçlü silahı olan Sagalassos antik şehrinden yapar bu daveti haklı olarak. Uyun bu sıcak davete ve çıkın Anadolu’nun en yüksek rakımlı antik şehri olan Sagalassos’a. Mevsimlerden sonbahardayız! Şarap tanrısı Dionysos’un şehrindesiniz elbette. Antoninler Çeşmesi’nde, “ben bir çeşmeyim sen benim suyumsun” deyin, tiyatroda kendi kendinize kadeh kaldırın ve sonbahara tüm cömertliği için teşekkür edin. Bu sonbahar ve bundan sonraki her zaman hiçbir şey istemeyin; sadece gönlünüze, aklınıza düşen her şeyi niyet edin. İstemek ayıptır, niyet etmek teslimiyettir.