Toprak altındaki şehrin izleri

Gerek antik dönem Khalkedon şehri gerekse şehrin üzerine yerleşmekle birlikte kendi yapılanmasını oluşturmuş Osmanlı dönemi eserlerine yönelik kazılar yapılabilseydi dönemler üzerine daha çok bilgi sahibi olabilirdik

Doğunun en batısında, batının da en doğusunda bulunsa da doğu ve batının merkezi hiç şüphesiz Anadolu’dur. Arkeolojik ve tarihsel tüm veriler bu yaklaşımımızı doğrulayan gerçekliktedir. Anadolu, tarihinin yanı sıra, kültürel miras çeşitliliği, coğrafik özellikleri ve arkeolojik zenginliğiyle yalnızca kendisine benzer.

Anadolu’yu Avrupa’ya bağlayan İstanbul şehri de tıpkı Anadolu gibi yalnızca kendisine benzer. Avrupa yakasının günümüzde “Tarihi yarımada” dediğimiz Sarayburnu mevkisinde M.Ö. 658 yılında Megara Kralı Byzas tarafından bir şehir kurulur. “Byzantion” adı verilen bu şehrin ismi denizler tanrısı Poseidon’un çocuklarından birinin adından gelir. Boğaziçi su yolunun diğer yakası olan Asya tarafında ise Byzas’tan yaklaşık 30 yıl önce kurulmuş bir şehir vardı ki, Khalkedon ismiyle bilinirdi. Fenikeli tüccarlar tarafından kurulan bu şehir, günümüz Moda Burnu ile Yoğurtçu arasındaydı.

Son günlerde Haydarpaşa Garı binası civarında yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan eserlerin bulunduğu alanda, eskiden Khalkedon şehri limanlarından birinin kurulu olduğu netlik kazanmış durumdadır. Öte yandan, antik Khalkedon şehrinin hipodromu ile pek çok tapınağın bu limanın arkasındaki düzlük alanda olduğu düşünülmektedir.

Bir antik şehrin mimari yapıları arasında tiyatro, agora, bazilika, sur duvarları, tapınak, su kemerleri ilk akla gelenlerdir. Khalkedon, ticari bir liman şehri olduğu için elbette güçlü sur duvarlarına sahipti. M.S. 4’üncü yüzyılda İmparator Valens kendi adını verdiği (Bozdoğan) su kemerlerini inşa ettirirken Khalkedon şehrinin sur duvarı taşlarından yararlandığı bilinmektedir ve bu nedenle Haydarpaşa kazılarında ortaya çıkarılan duvarın muhtemelen antik sur duvarı kalıntıları olduğu düşünülmektedir.

Toprak altındaki şehrin izleri

Körler ülkesi değil

Khalkedon “körler ülkesi” anlamına mı geliyor? Antik dönem coğrafya yazarı Strabon tarafından dile getirilen bu yaklaşımın doğruluktan uzak olduğu açıktır ve mitsel söylence dünyasının bir ürününden ibarettir. Tam olarak şehrin isminin kökeni belli olmamakla birlikte muhtemelen bu liman şehrinden ihraç edilen bir madenden ismini aldığını düşünebiliriz. Günümüzde Kadıköy ismiyle bilinen bu bölgeyi Fatih Sultan Mehmet, İstanbul kadısı Hızır Bey’in idaresine verir ve bu nedenle kadının köyü anlamını taşıyan Kadıköy olarak günümüze kadar gelir.

İstanbul’dan (Konstantinopolis) daha eski bir yerleşim olan Khalkedon’un şehir merkezinin, günümüzde Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nun bulunduğu alanda olduğu düşünülmektedir. Öte yandan tüm ilçeden Fikirtepe’ye kadar olan bölgenin altı, son derece önemli kalıntılarla doludur. Gerek antik dönem Khalkedon şehri gerekse şehrin üzerine yerleşmekle birlikte kendi yapılanmasını oluşturmuş Osmanlı dönemi eserlerine yönelik kazılar yapılabilseydi dönemler üzerine daha çok bilgi sahibi olabilirdik. Bunu imkânsız kılan çarpık yapılaşma ve onun olanaksız kıldığı diğer etkenlerdir.

M.S. 451 yılında Khalkedon’un Saint Euphemie Kilisesi’nde Khalkedon konsili toplanır. Ve bu konsilde alınan kararlarla Doğu ile Batı kiliseleri ayrıştırılmıştır. Ermeni, Süryani, Keldani, Nasturi kilislerinin yapılanmalarına neden olan bu konsilin toplandığı kilisenin kalıntıları muhtemelen Haydarpaşa kazılarının yapıldığı alan bölgesindedir.