Toprakla suyun buluşması

Hıdırellez, insan aklının her zaman tabiat olaylarını, doğadaki değişiklikleri kolay anlayabilmek için kendi doğasına indirgeyerek kişileştirme çabasının ürünüdür.

Hıdırellez, Orta Asya, Orta Doğu ve Anadolu coğrafyasında yaşayan (çoğunlukla ekonomileri tarım ve hayvancılığa dayanan) halk arasında sıkıntı içerisinde bulunanlara yardımcı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin efendisi olduğuna inanılan İlyas’ın buluştukları gün olarak bilinir. Bu sembol kişilikler, aslında toprak ile suyun en coşkulu mevsimsel buluşmasının ürünleridir.

Takvim insanoğlunun ihtiyaçlarına göre; tarihsel, inançsal ve tabiatsal olarak temelde üç gruba ayrılır. Hıdırellez (6 Mayıs) günü, tabiat takviminin 21 Mart, 21 Aralık gibi geleneksel tüm ritüellerini günümüze kadar büyük ölçüde koruyabilmiştir. Takvim, bir dönem, mevsimsel anlamda yaz ve kış olarak iki ana gruba ayrılmıştı. 6 Mayıs-4 Kasım arası yaz mevsimi; 8 Kasım-5 Mayıs aralığı ise kış mevsimi olarak bilinirdi. 5 Mayıs akşamının, kış mevsiminin bitip yaz mevsiminin başlangıcı olması, bir anlamda yarı göçebe hayat anlayışlarını tarım ve hayvancılığa dayalı ekonomilerinden aldıkları için üretimin başlaması olarak düşünülmelidir. Ve insan aklı her zaman tabiat olaylarını, doğadaki değişiklikleri kolay anlayabilmek için kendi doğasına indirgeyerek kişileştirme çabasında olmuştur.

Yaşamın yenilenmesi

Hızır ile İlyas, bu doğal kişileştirmelerden iyi birer örnektir. Tıpkı ilkbahar tanrısı Adonis ve sonbahar tanrısı Dionysos gibi; insan zekasının doğaya yönelik sorduğu bilimsel soruların bilim dışı tanrı boyutuna eriştirilmiş kişilikleridir. Bu bağlamda Hızır bir kişiden çok baharla vücut bulan yaşamın yenilenmesidir. Ateş ile havanın birlikteliği yılın soğuk ve verimsiz yarısı olan kış evresini, toprak ve su ise bereketli yaz döngüsünün beraberliğidir.

Anadolu’nun bütün bölgelerinde yerel kültür dairelerinin kabullenişlerinin verdiği olanaklarla birçok ritüelle kutlanan Hıdırellez günü Trakya bölgesinde çoğunlukla bir arada yaşayan Roman dostlar arasında Kakava adıyla bir başka coşkuyla kutlanır.

Hıdırellez ritüelleri

Hıdırellez 5 Mayıs gün batımından başlar 6 Mayıs gün doğumuyla sonlandırılır. Bu süre boyunca birçok ritüel yapılır; bunlardan birkaç örnek vermek gereklidir: 5 Mayıs akşamı evlerdeki mutfak veya kilerde bulunan kapların, çuvalların, para keselerinin ağzı açık bırakılır. İnanışa göre Hızır’ın elinin değdiği her şey bereketlenir. Öte yandan Hızır sopası adlı bir başka ritüel vardır. Kimin hangi uzvunda bir ağrı varsa oraya Hızır sopası ile vurularak ağrının dineceğine inanılır.

5 Mayıs akşamı Roman dostlar arasında ateş yakılmasıyla başlatılan etkinlikler bayram boyutundadır. Anadolu’nun hemen hemen her yerinde gelenek dairesini aşamazken, Romanlar arasında bu tabiat günü, bir bayram formu ve genişliğindedir.

Yeşil ile kırmızı

5 Mayıs akşamı dilekler tutulur ve her bir dilek özenle bir gül ağacının dalına asılır veya etrafına bırakılır. 6 Mayıs sabahı gün doğmadan gelinir ve herkes dileğini alıp en yakınlarda bulunan bir akarsuya bırakır. Hıdırellez gününün, bayramının sembol renkleri yeşil ile kırmızıdır. Anadolu’da evliya, yatır türbelerine yeşil eşarplar bırakılır, yeşil sebze ve meyveler tüketilir. Romanlar ise 5 Mayıs gün batımından 6 Mayıs gün doğumuna kadar kırmızı renkli kıyafetler giyerler.

Kırmızı gül sıradan günlerde koklanır; lakin insanoğlunun anlam yüklediği diğer günlerde ise duyulmalıdır. Öyle ya kimisi gülü koklar; geçer gider. Kimileri ise gülün kokusunu duyar; an denen zamanda kalır!