Urla’nın yeşil feneri

Can ve Sevda Ortabaş çiftinin çiftliğinde insan, bitkilerin renkli, mis kokulu dünyalarıyla tanışıp buluşuyor. Bir dönem ithal edilen ürünler, çiftlikte yetiştirilerek artık ihraç ediliyor

Koca yurt Anadolu’nun bilim, sanat ve felsefe yurdu İyonya’sından merhaba! Antik Çağ Anadolu uygarlığının Ege Bölgesi’nde kurulmuş on iki İyon şehrinden biri olan Klazomenai’den (Clazomenae/Urla) ise mavinin en mavisinden, en içteninden merhaba! Klazomenai (Clazomenae) M.Ö. 6’ncı ve 5’inci yüzyıllarda fenerini o denli güçlendirdi ki hem Ege’yi hem Anadolu’yu aydınlattı. Tüm dünyanın bakışlarını kaostan kozmosa çevirdi. Bunu da bilge Anaksagoras (Anaxagoras) hemşehrimiz başardı. Akla ve gönüle hitap ettiği için bilgin değil bilgeydi Anaksagoras.

Urla’nın yeşil feneri

Yün ürünleri, üzüm bağları ve şarap ihracatıyla ünlenen Urla, yüzyıllar içinde karanlık bir dönemde kaldı.

Urla’ya gönül vermiş Can ve Sevda Ortabaş çiftinin çabalarıyla ufku geniş, hayalleri büyük adımlar atıldı 

Ortabaş çiftinin 1996 yılında kurdukları Uzbaş Tarım Ürünleri şirketinin faaliyete geçmesiyle Urla için yeni bir dönem başladı. Bilge Anaksagoras, bakışları kaostan kozmosa çevirmişti; Can Ortabaş ise bakışları doğaya indirgedi.

Ege Bölgesi’nin pek yüksek olmayan ve kızılçamlarla kaplı tepeleri arasına âdeta yemyeşil bir halı gibi serilmiş vadileri içinde Ortabaş çifti, çiftliklerini kurarak hikâyelerini yaratmaya başladı. Elbette gövdesi zekâ ve akıl, dalları barış ve yağı şifa olan binli yaşlarını çoktan geride bırakmış zeytin ağaçlarının ilhamıyla.

250 bin palmiye

Yaklaşık 2 bin dönümlük bir araziye kurulu çiftlikte, başta palmiye olmak üzere yüzlerce tür bitki yetiştiriliyor. Avrupa’nın en kapsamlı palmiye plantasyonuna sahip olan çiftlikte, farklı türlerden palmiye görebiliyorsunuz. Sadece palmiye türü ağaçların sayısı 250 bin. Öte yandan iğne yapraklı grup, aromatik grup, kaktüs/sukulent grup, Akdeniz bitki grubu, sarmaşık ve yer örtüleri gruplarından oluşan binlerce tür bitki arasında gezinmek, onları renk renk seyretmek, onlarla yaydıkları mis kokular vasıtasıyla konuşmak, insanın hem aklına hem de gönlüne çok iyi geliyor. Beni ve yıl içerisinde Uzbaş Çiftliği’ni ziyaret eden insanları, bitkilerin renkli, mis kokulu dünyalarıyla tanıştırıp buluşturdukları için Ortabaş çiftine, Anadolu’nun tüm değerleri adına bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bağ terasları

Çiftliğin 10 dönümlük bir kısmına kurulan sera alanında farklı ve ender türdeki bitkilerin, tohumdan üretimleri gerçekleştiriliyor. Böylece Ortabaş çifti, bir dönem ithal edilen ürünleri kendi bünyelerinde yetiştirerek ihraç eder duruma getirmiş. Ailenin saygıya değer amacı şirketlerinin ise hedefi; bitki ürünlerinin ithal edilmemesi, hatta ihracının gerçekleştirilmesiydi. Uzbaş Çiftliği, Asya, Afrika ve Avrupa’ya yaptığı ihracatla bunu başarmış.

Uzbaş Çiftliği’nin plantasyon hazırlık döneminde yapılan kazılarda binlerce yıllık asma kütüklerine, bağ teraslarına da rastlanıyor. Bu terasların yanı başında olmak, binlerce yıl öncesinde yapılan hasatları bize hatırlatıyor; bizimkilere iyiden iyiye ve derin hislerle yaklaştırıyor. Bizden kastım tüm Anadolulular.

Öte yandan gerek Antik Çağ’da gerekse günümüzde önemli bir şarap üretim merkezi olan Urla, yeniden geçmişteki görkemli günlerine dönüyor. Uzbaş Çiftliği, arazinin 300 dönümlük bölümünde şarap üreterek sektöre önemli bir katkı sağlıyor.

Anaksagoras’ın hayattaki amacı, evrenin yapısını anlamaktı; kendisinden binlerce yıl sonra aynı şehirde yaşayan hemşehrisi Can Ortabaş ise Urla’nın görkemli günlerine dönmesi için bir katkı sağlamak.

Değerli dostlarım Sevda ve Can Ortabaş’ın Uzbaş Çiftliği’nde hayal ettiği her şeyi Anadolu için gerçekleştirdiğini gördüm. Hayalleri sayesinde yarattıkları çiftliğe ve vizyonuna hayran kaldım. Hayretimizi artıracağınız daha nice hayaller sizlerin gönlüne düşsün. Bizler Anadolu’da gönülden gönüle doğru yol alırken sizler de gönlünüzün derinliklerine doğru yol alın. Yolumuz açık olsun, yolunuz aşk olsun.