Uygarlık döngüsü

Uygarlık düşünmekle başlar, engellemelere karşın gelişir ve nihayetinde topluma sağladığı tüm imkânlarla yaşar. Uygar düşüncenin önündeki düşman yasaklardır. Keza yeniliğe konulan tüm yasakların altında yatan sebep eskiye olan bağımlılıktır.

Uygarlık nedir? Düşünebilen, düşünmüş ve tüm düşünsel ürünlerini aktive etmiş insanların başarısıdır. Düşünce adı verilen o muazzam dünyanın hayata dair tüm eylemlerinin türlü türlü ürünüdür. Bu bağlamda uygarlık düşünmekle başlar, engellemelere karşın gelişir ve nihayetinde topluma sağladığı tüm imkânlarla yaşar. Uygar bir düşüncenin önündeki düşman yasaklardır. Keza yeniliğe konulan tüm yasakların altında yatan sebep eskiye olan bağımlılıktır: Bağlılık ve bağımlılık...

Öte yandan, bugün için düne ait olan şeyler, geçerliliğini yitirmiş dünden gelen düşünceler, geçmişin uygarlık göstergeleriydi. Zamana ve tüm mekânlara olan görevlerini tamamlayan tüm düşün eylemleri, yeniliğe bir an önce yerlerini bırakma isteği ve çabasındadır. Oysa insanlar, yeni düşüncelere yer açmak isteyen eskiye ait düşünceleri bırakmak istemez. Uygarlığın kapısını aralayan düşünceleri insanların büyük çoğunluğu ilkin kabul etmezler; düşünebilen ve düşünce üreten insanlar onları ikna etmek için epey zaman harcar. Nihayetinde kabul edip benimsediklerinde ise artık o geçen sürede uygarlık dünyası yeni düşüncelere ihtiyaç duyar. Ve aynı döngü yeniden başlar.

Eskiye öykünmek uygarca değildir

Uygarlık geçmişe bağlanmayı, bir bütünlük ölçüsü altında geleceğe aktarmayı gerektirmez. Tarihsel, tabiatsal kimi millî unsurlar yüklenmiş takvimler elbette taşınmalıdır. Hayal kırıklığı veya büyük başarıların tarihsel takvim günleri insanları bir araya getirir. Ancak düşünen, düşünce üretiminde bulunan çağdaş insan, geçmişin değerlerini değerlendirerek zamanın gerçekleriyle yeni bir değerlendirme yapar; toplumun ihtiyaçları ve bütünsel olarak özgürlüğü için… Her bir uygarlık eşiğini her defasında reddeden kişilerse düne ait tüm buluşlara, fayda ve gerekliliğini yitirmiş eski düşüncelere öykünür. İster siyasi ister ilmi isterse askerî tüm profillere öykünmek, uygar bir davranış değildir elbette! Hatta dün denen eski uygarlık kapılarını açan bu kişilerin en büyük istek ve arzusu, yeni dünyanın uygarlık kapılarından insanların daha kolay geçebilmeleridir.

Düşünce dünyasının hayal ürünleri

Bu yazıyı akl’ı tüm dinamikleriyle kullanarak insanları uygarlık yolunda çok değerli yeni bir kapının eşiğine getiren Aristo’nun hayatının belli bir süresinin geçtiği Assos’tan gönderiyorum. Akl’ın sorgulayıcı dinamiğini etkinleştirecek neyin ne olduğuna bakışları çevirmiştir. Bu sayede insanlar neyin ne olduğuna yöneldi ve o çağa ait yeni uygarlık kapısından birçok geçerliliğini yitirmiş bilgileri bırakarak geçebildi.

Kuzey Ege, doğudan başlayan yolculuğumuzun nihai dinlenme yeri. Anadolu, uygarlık tarihinin her evresinde kapıları açık tutulmuş bölgemiz. Gelin bu bölgeye ara ara. Çıkın Kazdağları’na seyreyleyin Ege’yi mavi mavi; dinleyin Sarıkız’ın kazlarıyla konuşmalarını serin serin rüzgârlar vasıtasıyla. Adatepe, Çamlıbel, Yeşilyurt köylerinde; Yörük ve Türkmen canlarla, Anadolu uygarlıklarıyla buluşun. Assos’ta ilkin Aristo ile başlayan düşünsel merkezli seyahatinizde Ayvalık, Kozak Yaylası üzerinden dünyanın ilk ve en önemli şehir mimarisinin görkemli merkezi Bergama’ya uzanın sere serpe. Düşünce dünyasının hayal ürünleri olan Apollon ve Asklepios sizleri yalnız bırakmayacak. Akıl Tanrıçamız Athena ise akl’a dair en derin merhabasını söyleyecektir!