Yeni dünyanın erdemi

Geçmişin erdemlerini muhafaza ederek, eşiğine geldiğimiz dünkü yarınlardan çok farklı olacak yeni yarınlara uyum sağlayabilmeliyiz; çünkü yeni bir dünya hızla bizi içine alıyor.

Madde ile mananın dengesi önemlidir. Her iki yolda güzellikler yaşanırsa yolun sonu düşünülmez. Bir yolcu; nereden gelip nereye gidileceğini bilirse yol boyunca tüm güzellikleri tadar, deneyimler. Bu tadış ve deneyimler, bir adım sonrasına düne ait hataları ve başarıları taşır. Yolcu hatalarını, yanlışlarını, günahlarını bir adım öteye taşımadığı zaman bilgeleşir olgunlaşır. Zor bir iştir kişinin kendisiyle yüzleşmesi. Bununla birlikte yaptığı doğru ve başarılı işleri de daha iyiye yönelik geliştirmek durumundadır. Yanlış ve hataları düzeltmek, eskiyi öldürmek, doğru ve başarılı şeyleri de olgunlaştırarak onları kimlik edinmek yeniden yeniye doğmaktır. Bu duruma tarih diyebiliriz. Tarih tekerrür etmez; hatalar ve başarılar tekerrür eder sadece. Bu durumda her kişi tarihini yazabilir, yapabilir. Hatta yazmalı ve yapmalıdır.

Tarihin güzelliği

Son üç aydır bu pandemi süresince birçok kişi kendisini tahlil etmek durumunda kaldı. İnsanoğlu kendisini pandemi gibi sebepler olmadan da tahlil edebilmelidir. Kendimize benzemeye gayret etmeliyiz ki, hem olduğumuz gibi görünelim hem de göründüğümüz gibi olalım. Kimin için? Öz benliğimiz için elbette. Bu durum bizi bize yaklaştırır, kendimize yabancılaşmamızı engeller. Her insan mana adlı aynasında kendisini çok güzel görebilmelidir. Tevazu, hoşgörü, saygı, sevgi ve edep başta olmak üzere, tüm bunlar makyaj malzemelerdir. Bu güzel insanlar, toplumda kirlenmeden yaşar ve başarılarını yarınlara da taşır. Tarihin güzelliği bu süreçten gelir.

Kendine dava açmak

Hiç kimse için hiçbir şey geç değildir. “Her şey için çok geç” diyen talihine küsmüş kişi için dahi o an her şey için çok erkendir. Yapılması gereken her şey ile yüzleşmek ve onlardan kurtulma çabasına girebilmektir. Sufiler buna kendine dava açmak der. Beğenmediğin davranışlarını önce kendine dürüst olarak belirle; akabinde kendine davanı aç. Sanık sen, savcı sen, hâkim de sen avukat da sen! Açacağın bu davayı şayet kazanırsan üzerinde bulunduğun yolun güzelliklerini yaşamaya başlarsın ve yolun sonunu düşünmezsin. Bu davada eğer kendini doğru dürüst yargılayamazsan düne ait olan tüm yanlışların yeniden ve çok daha şiddetli tekerrür eder ki bu seni senden alabildiğine uzaklaştırır. Ey yolcu! Davada başarılı ol ve kendine yaklaş, kendin ol ve güzelliklerinle kendini doyasıya seyret. Kendi yüzüne bakamaz hale gelmekten ziyade yüzüne bakmaya doymaz hale gelsene!

Hikmet üç türdür

İnsan aşılması gereken bir şeydir; insanüstü ise yeryüzünün hedefidir. Kişiler ve toplumlarla sağlıklı ilişki kurabilmenin yolu insanıkâmil olgunluğunu yaşayanlara benzemekten geçer. Yeni bir dünya hızla bizi içine alıyor. Geçmişin erdemlerini muhafaza ederek, eşiğine geldiğimiz dünkü yarınlardan çok farklı olacak yeni yarınlara uyum sağlayabilelim. Hikmet üç türlüdür: Âlimlerin sözleri, arif olanların anlayışı, âşıkların da anlamlandırması: “Af, özür, teşekkür”, bu üçünü kullan kendi üzerinde! Yapılması gerekenleri yap ve bütün yüklerinden kurtul ki, yol boyunca sana ağırlık vermesinler. Temizlik vakti artık! Bizi aşağı çeken, bize yük olan her şey ve herkesten özür dileyerek, teşekkür ederek kurtulalım.