Tiffany’de kahvaltı ve bir İzmir hikâyesi (2)

Çerkez Ethem, Hollandalı Levanten Baron von Heemstra’nın çiftliğine göz koymuş, dönemin İzmir Valisi Rahmi Bey buna engel olunca Çerkez Ethem intikam kararı almıştı. 12 Şubat 1919’de, Vali Rahmi Bey’in oğlu 8 yaşındaki Alp’i Bornova’dan kaçırdı ve 53 bin reşat altını fidye istedi.

Rahmi Bey’in fidyeyi bulmaktan başka çaresi yoktu, ama Bekirağa zindanında tutuklu olması sebebiyle yapabileceği bir şey de yoktu... Çare olarak akrabaları ve arkadaşlarını İzmir’e gönderdi ve nesi var, nesi yoksa sattırdı...

Vali Bey, nesi var nesi yoksa sattırmıştı; ama toplanan para, 53 bin lira fidyenin yanında komik bir miktardı... Bunun üzerine, İzmir’de büyük bir kampanya başlatıldı... Hemen sokak başlarına yardım sandıkları kuruldu. İzmirliler, çok sevdikleri Vali Rahmi Bey’in oğlunu kurtarmak için tekvücut olmuşlardı, ama fidye miktarı öyle büyüktü ki, toplanan para istenen miktarın ancak üçte biri kadardı... Geri kalan meblağı ise Rahmi Bey’in Alanyalızade Mahmut ve Nazmi Topçuoğlu adlı iki arkadaşı ile Bornova’da yaşayan, yardımsever insan Henri Giraud karşıladı. Henri Giraud, 21 Ocak 2016’da vefat eden, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’un eşi Caroline Giraud Koç’un büyük dedesidir.

Tiffany’de kahvaltı ve bir İzmir hikâyesi (2)

Audrey Hepburn

Dönemin parasıyla çok büyük bir miktar olan 53 bin reşat altını, Çerkez Ethem’e ödendi ve Vali Rahmi Bey’in oğlu Alpaslan, 6 Mart Salı günü serbest bırakıldı ve bir refakatçi nezaretinde Salihli’deki bir çiftliğe bırakıldı. Alpaslan, Salihli’den Bornova’daki eve getirildiğinde, anne Nimet Hanım bir ütü tahtasının üzerinde uyuyordu. 8 yaşındaki küçük Alpaslan’ı kurtarmak amacıyla ne var ne yoksa satıldığı için sadece dört duvar kalan bu ev, Alpaslan Bornova’da okuduğu için ailenin bir dönem kaldığı, Bornova’ya geldiğinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de önünde fotoğraf çektirdiği, bugün Subay Orduevi olarak kullanılan Davy Köşkü’dür.

Çerkez Ethem’in haraç almak istediği çiftliğin Hollandalı sahibi Baron von Heemstra, I. Dünya Savaşı’nın ardından karısı, bir oğlu ve üç kızını da alarak Hollanda’ya geri döndü... Baronun ortanca kızı Ella, ilk evliliğinden sonra İngiliz bir bankerle evlendi. 1929’da bir kızları oldu... Kısaca ‘Edda’ diye çağırdıkları bu kızın tam adı Edda Kathleen van Heemstra Hepburn-Ruston’du. Ama biz onu ‘Tiffany’de Kahvaltı’, ‘My fair Lady’ ve ‘Roma Tatili’ filmlerindeki unutulmaz rolleriyle Audrey Hepburn olarak tanıdık...

Film senaryosu gibi, yaşanmış bir hikâye. Değil mi?

Yeter ki kulak verin. İzmir’in anlatacak daha çok hikâyeleri var.