Futbol ve spor müzesi

28 Temmuz 2021

Sporla alakam yoktur ama İzmir’de sportif başarı grafiğinin geçen 10-15  yıllık süreçte yükselen bir çizgi ortaya koyduğunu ben bile görebiliyorum. ‘İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu’ ilkesiyle yola çıkarak bir futbolcu fabrikası haline gelen Altınordu’dan yetişen çocukların Türkiye ve Avrupa’daki büyük başarıları, Göztepe’nin Süper Lig’e çıkışı ve istikrarlı gidişatı, Altay’ın tekrar Süper Lig’de mücadele edecek olması, İzmir’in spordaki başarı grafiğinin yükselişine katkı koyan önemli unsurlar.

Sadece futbolda değil, sporun diğer dallarında da gözle görülür bir hareketlenme var İzmir’de.

2020 Tokyo Olimpiyatları’nda Türkiye’yi temsil eden 108 sporcumuzdan 18’i İzmirli. Bence önemli bir başarı...

Bu başarı grafiği, doğal olarak bir sinerji de yaratıyor.

Geçenlerde Folkart’ın ‘İzmir’in Renkleri Tek Yürek’ adını verdiği projeyle Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) bağlı liglerde mücadele veren 7 İzmir kulübünün futbol takımlarına forma sponsoru olarak sağladığı destek, bu sinerjinin ete kemiğe bürünmüş halidir.

Hürriyet Gazetesi Ege Bölge Temsilcisi Deniz Sipahi, bu sponsorluk olayının ardından, 15 Temmuz tarihli ‘Futbol müzesi yakışmaz mı’ başlıklı yazısıyla sinerjiyi başka bir boyuta taşımış.

Hem de ne yakışır...

Türkiye’de futbolun ilk oynandığı yer olan İzmir (Bornova), bir futbol müzesi için biçilmiş kaftandır.

Yazının devamı...

İzmir’e yeni nefes

7 Temmuz 2021

Yaşadıklarımız, gördüklerimiz, okuduklarımız ve öğrendiklerimiz bizi biz yapar. Geri kalanımız et ve kemiktir sadece. Bu donanım sayesinde sevmeyi de öğreniriz.

Kendimizi severiz, insanları severiz, yaşadığımız toprakları severiz.

Cengiz Aytmatov’un unutulmaz eserinden filme alınan Selvi Boylum Al Yazmalım’ın en bilinen repliğidir “sevgi emek ister”.

İzmir’e Dair TV geçtiğimiz ay tam da böyle bir ruhla yola çıktı. İzmir’in güzel Dev Adamı’nı sevgili Erhan Gölbey kardeşimin önderliğinde bir araya gelen bir grup İzmir sevdalısı yaşadıkları topraklar için emeklerini birleştirmeye karar verdi.

İzmir’e Dair TV şemsiyesi altında kısa sürede büyük bir ekip oluştu.  Mesela Uşşakizade (Latife Hanım) Köşkü’nün kurucuları arasında yer alan ve uzun yıllar köşkün müdürlüğünü yapan sevgili dostum Ahmet Gürel size Atatürk’ü anlatacak. İzmir’in en yeni kültür ve sanat haberlerini yılların gazetecisi Esat Erçetingöz’den öğreneceksiniz. Türkiye’nin en tanınmış butik turizmcilerinden sevgili dostum Filiz Güleç dünyanın ve Türkiye’nin dört bir tarafından gezdiği, gördüğü yerleri anlatacak. İzmir’in tarihi ve turistik güzelliklerini usta rehber dostumuz Mehmet Gülümser’den dinleyeceksiniz.

Psikoloğundan diyetisyenine, nükte ustasından, spor yorumcusuna, holistik nefes uzmanından, sağlık sohbetlerine, kadın sorunlarından güncel konulara, edebiyata ve kitaba kadar alanında pek çok uzman İzmir’e Dair TV’de sizlerle birlikte olacak.

Birikimlerini bu şehrin insanlarıyla paylaşmaktan başka hiçbir beklentileri olmayan, emekleriyle İzmir’in bu yeni kanalını zenginleştiren programcı dostları mutlaka isim isim anmak lazım: Safiye Takık, Yelda Çetiner, Nurhan Ertuğrul, Birhan Başak, Işın Sayın, Ceylin Aydınay, Mustafa Apak, Erdal Taşkıran, Aydan Kumral Yümer, Kutay Ürkmen, Leyla Koç Somer, Selda Meriç, Bilge Keykubat, Didem Çavuşlu, Selda Kezer, Salim Yılmaz, Murat Şeker, Merve Baykan Egeli, Nilay Alpbaz ve Sinem Aksoy, sizlere sadece bu yepyeni kanal için değil bu şehrin insanları için verdiğiniz ve vereceğiniz emekler için İzmirliler adına teşekkür ederiz.

Yazının devamı...

Tarihin sessiz tanıkları Kemalpaşa’da dile geldi

23 Haziran 2021

Milliyet’teki ilk yazılarımdan birinde, size Kemalpaşa tarihi ile ilgili araştırmalar yapan değerli dostum Rahim Sağ’ın yazdığı ‘Nif’ten Kemalpaşa’ya’ adlı kitabı anlatmıştım.

400 sayfalık dopdolu bir kitaptır. Bir dönem Kemalpaşa ve bir dönem de Bornova Kaymakamı olarak görev yapan Reşat Bey’in, Yahya Kemal Beyatlı’nın kardeşi olduğunu ve babaları Nişli İbrahim Bey’in mezarının Kemalpaşa’da olduğunu o kitaptan öğrenmiştim.

Eflak Beyi 2. Vlad Dragulios’un koltuğunu kaybetmemek için ve beyliği süresince herhangi bir taşkınlık yapmayacağının teminatı olarak Osmanlı’ya rehin olarak bıraktığı büyük oğlu 3. Vlad Dragulios’un, yani bütün dünyanın ‘Kont Drakula’ olarak tanıdığı Kazıklı Voyvoda’nın, çocukluğunda bir dönem Kemalpaşa’da yaşadığı da bu kitap sayesinde ortaya çıktı.

Kısacası bu kitap, Kemalpaşa kent tarihi için bir hazine...

Ama işin ilginç olan tarafı ne, biliyor musunuz? Kemalpaşa tarihi için yayımlanmış en önemli belge durumundaki o kitaba, o dönemde hiç kimse destek olmamış, benim sevgili dostum Rahim Sağ o kitabı banka kredisiyle bastırmış.

6 Ekim 2017’de yayımlanan o yazımı, “Umarım, Kemalpaşa’da görev yapan ilgili ve yetkililer ellerini uzatsalar ulaşabilecekleri bu kitaba şöyle bir göz gezdirir de Kemalpaşa’yı tarihsel ve turistik anlamda hak ettiği yere doğru kımıldatır” cümlesiyle tamamlamışım.

Rahim Sağ kardeşim, geçen günlerde yepyeni ve muhteşem bir kitap çalışmasına daha imza attı. Kitabın adı ‘Kemalpaşa (Nif) Tarihi Mezar Taşları’...

Tamamı renkli baskı, tamamı kuşe kâğıttan oluşmuş, 768 sayfalık, 4 kilo ağırlığında, tam bir prestij kitap.

Yazının devamı...

İzmir’e güzel haberler (3)

9 Haziran 2021

Son iki yazımızda Bornova Steinbuchell Köşkü’nde açılacak olan Halı müzesi ve yine Bornova’da Tristram Köşkü’nde açılacak olan İzmir Edebiyat Müze Kütüphanesi’nin müjdelerini vermiştik. Bugün de önceki yazımızda, “Tristram Köşkü İzmir Edebiyat Müze Kütüphanesi olacak ama girişte soldaki iki oda başka amaçla kullanılacak. Orada da bir güzel haber var. O müjde de önümüzdeki yazıya kalsın” sözleriyle bahsettiğimiz üçüncü güzel haberimizi vereceğiz ama önce Tristram Köşkünden, Tristram ailesinden ve köşkün içinde bulunduğu Bornova Zirai Mücadele Enstitüsü’nün tarihinden kısa notlar verelim. 

İzmir’deki Levanten mimari örneklerinin en güzellerinden biri olan Tristram Köşkü, 1904 yılında İnşa edilmiş. Binanın kayıtlarda görülen ilk sahibi İngiliz Tristram Ailesidir. Tristram Ailesinin Osmanlı Devleti’ne gelen ilk ferdi Uvadele Barrington Tristram’dır. Onun aynı isimdeki oğlu genç Uvadele Barrington Tristram dönemin Osmanlı Bankası’nda üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Hatta Padişah Mehmet Reşat döneminde basılan 5 liralık banknotlarda Uvadele Barrington Tristram’ın imzası bulunmaktadır.

Türkiye’de ilk kez Bornova’da düzenlenen jimnastik ve bisiklet yarışmalarının organizasyonu da Tristram Ailesi tarafından yapılmıştır.

1948 yılından itibaren Tarım ve Orman Bakanlığı’nın mülkiyetine geçen bina o tarihten itibaren uzun yıllar boyunca Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü olarak hizmet vermiştir.

1990’lı yıllara kadar aktif olarak kullanılan bina o tarihten 2015 yılına kadar boş kalmıştır.

Tristram Köşkü 2013 yılında Kültür Bakanlığı’nın mülkiyetine geçmiş ardından da restorasyon sürecine girilmiştir.

1950-51 yılları arasında Tarım Bakanı olarak hizmet veren ve Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü’nün kurucusu (Kurulduğu dönemdeki adı Garbi Anadolu Emraz ve Haşarat Mücadele İstasyonu) Nihat İyriboz ve Türk Sanat Müziği’nin önemli bestekârlarından unutulmaz Kürdilihicazkar Saz Semaisi’nin bestecisi Reşat Aysu uzun yıllar bu binada görev yapmıştır.

Usta gazeteci büyüğümüz sevgili Yaşar Aksoy’un babası Cemal Aksoy da Tristram Köşkü’nün Zirai Mücadele Enstitüsü olarak kullanıldığı yıllarda o binada görev yapmış. Yaşar Aksoy, bu kurum ile ilgili hissiyatını, “1931’de kurulduğu zaman ilk müdürü, daha sonra Tarım Bakanı olan Nihat İyriboz idi. İlk memuru ise, Bornova Ziraat Okulu mezunu çiçeği burnunda tarım teknisyeni babam Cemal Aksoy idi. Ailemizin ilk maaşları, ilk ekmek paramız bu kurumdan geldiği için bizce daima kutsal bir çatı olarak algılanmıştır” sözleriyle anlatır.

Yazının devamı...

İzmir’e güzel haberler (2)

19 Mayıs 2021

Önceki yazımızda “İzmir’e güzel haberler” başlığıyla, Bornova’da İzmirli iş insanı Lucien Arkas tarafından satın alınıp restore ettirilmekte olan Steinbuchell Köşkü’nün, Sayın Arkas’ın muhteşem halı koleksiyonun sergileneceği bir ziyaret merkezine dönüştürüleceği müjdesini vermiştik.

Geldik ikinci müjdeye...

Bornova’da Büyükpark’ın kemerli kapısının karşısındaki Zirai Mücadele Enstitüsü’nün bahçesinde yer alan Tristram Köşkü’nü bilirsiniz. İşte o köşk, edebiyat ve kitap müzesi oluyor. 6-7 yıl öncesine kadar harap durumda bulunan Tristram Köşkü, Kültür Bakanlığı tarafından devralındıktan sonra restore edilerek kullanıma hazır hale getirildi ve yaklaşık 2 yıl kadar önce başlayan müze çalışmalarında son aşamaya gelindi. İzmir Edebiyat Müze Kütüphanesi, çok yakında kapılarını açmaya hazırlanıyor.

İzmir Kültür ve Turizm Müdürlüğü yetkilileri Cengiz Keskiner ve Faden Suzan Kudsioğlu tarafından yürütülen hazırlık aşamasında, köşkle ilgili tarihsel bilgi, eski fotoğraf ve gravür desteğinin yanı sıra, konseptle ilgili olarak naçizane benim de katkılarım oldu.

Peki bu müzede neler olacak?

İzmir Edebiyat Müze Kütüphanesi’nde Attilâ İlhan için el yazılarının, fotoğraflarının ve bazı özel eşyanın sergilendiği özel bir oda bulunuyor.

Attilâ İlhan’ın yanı sıra Alev Alatlı, Cahit Külebi, Cevat Şakir Kabaağaçlı, Dinçer Sezgin, Dinçer Sümer, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Yurttaş, Yaşar Aksoy, Necati Cumalı, Salah Birsel, Samim Kocagöz, Tarık Dursun K., Neyzen Tevfik, Ömer Seyfettin, Reşat Nuri Güntekin, Suat Taşer, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Yorgo Seferis gibi tanınmış yazarların özgeçmişlerini içeren panolar, kullandıkları objeler, eşya ve kitapları yer alacak.

Örneğin, Attilâ İlhan’ın kasketi, zarf açacağı, kalemi, el yazıları, daktilosu, Yaşar Aksoy’un daktilosu, çay bardağı, gözlüğü, Ümit Yaşar Işıkhan’ın yazdığı dünyanın en küçük şiir kitabı, Muzaffer İzgü’nün masasının üzerindeki telden bisiklet, çocuklarla birlikte çektirdiği fotoğraflar, masa saati, saat koleksiyonundan örnekler, Samim Kocagöz’ün gözlüğü, İzmirli edebiyatçıların Ara Güler tarafından çekilmiş fotoğrafları bunlardan sadece birkaçı.

Yazının devamı...

Bornova’nın müze sergi ve ziyaretçi merkezleri

21 Nisan 2021

8.500 yıldan bu yana insana dair hikâyeler biriktiren bir şehirdir Bornova. Homeros’un yaşadığı mağaralar, 600 yıllık Büyük Cami ve Büyük Çarşı’sı, yüzlerce yıllık, 30’dan fazla Levanten köşkü, spor alanındaki pek çok ilk, bu şehrin anlatılacak zenginliklerinden sadece birkaçıdır. Son 10-15 yıl içinde ardı ardına açılan müzeleri ve ziyaretçi merkezleri de Bornova’nın yıldızını parlatan yepyeni zenginliklerdir. Henüz görmemiş olanlar varsa, gelin hepsine bir göz atalım.

YEŞİLOVA HÖYÜĞÜ KAZI VE ZİYARETÇİ MERKEZİ: İzmir’de insana dair en eski kalıntıların bulunduğu Yeşilova ve Yassıtepe höyükleri, Bornova’nın Karacabey Mahallesi’nde bulunmaktadır. Günümüzden 8.500 yıl gerideki mağaralardan ilk ovaya geçiş dönemine ait (Neolitik Çağ) yaşam ile 2.500 yıl öncesine ait Roma dönemi çiftlik evleri yaşamı arasındaki dönemlere ait 4 ayrı katmandan oluşan Yeşilova Höyüğü kazıları, ilginç buluntularıyla dünya arkeoloji camiası tarafından merakla izlenmektedir. Bornova Belediyesi tarafından yaptırılan, ödüllü mimariye sahip Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi ve kazı alanı, randevu alınarak gruplar halinde arkeologlar eşliğinde gezilebilir. Tlf: 0232 999 29 29 / 5402

EGE ÜNİVERSİTESİ ETNOGRAFYA MÜZESİ: Fevzi Çakmak Caddesi’nin 87 Sokak’la kesiştiği köşede bulunan Etnoğrafya Müzesi’nde sergilenmekte olan Anadolu ve Rumeli bölgelerine ait çok sayıda yöresel kıyafet ve Türk dünyasına ait müzik aletleri, görülmeye değer zenginliktedir. Sembolik bir müze, giriş ücreti bulunmaktadır. Tlf: 0232 342 48 78

EGE ÜNİVERSİTESİ KÂĞIT VE KİTAP SANATLARI MÜZESİ: Ege Üniversitesi Kâğıt ve Kitap Sanatları Müzesi, dünya edebiyat ve kültür tarihinin 2.000 yıllık vazgeçilmezi kitabın uzun soluklu yolculuğunu farklı kültürlerden örneklerle ziyaretçilere sunmaktadır. Dünyanın üç büyük kâğıt ve kitap sanatları müzesinden biri olan müzede bir mercimeğin üçte biri büyüklüğünde olan, dünyanın en küçük kitabı da sergilenmektedir. Müze, Bornova merkezde Gençlik Caddesi üzerindedir ve sembolik bir giriş ücreti bulunmaktadır. Tlf: 0232 374 59 31

EGE ÜNİVERSİTESİ TABİAT TARİHİ MÜZESİ: Türkiye’de kurulmuş ikinci büyük ve aynı zamanda Türkiye’nin ilk üniversite yapısındaki akademik müzesidir. 4,5 milyar yıllık dünya tabiat tarihinin bir zaman kapsülüne sığdırılmışçasına çok zengin bir canlı fosili ve sayısız kayaç örneğinin sergilendiği müze, Ege Üniversitesi Kampüsü’nde Fen Fakültesi yerleşkesi içindedir. Sembolik bir giriş ücreti bulunmaktadır. Tlf: 0232 388 26 01

ARKAS DENİZ TARİHİ MERKEZİ: Dünya denizcilik tarihinde önemli izler bırakmış 100’den fazla deniz taşıtının, muhteşem güzellikteki maketinin ve yine 100’den fazla deniz temalı orijinal tablonun yanı sıra çok sayıda denizcilik aletinin sergilendiği ARKAS Deniz Tarihi Merkezi, Bornova’nın merkezinde, 80 Sokak üzerindedir. Salı, perşembe ve cumartesi günleri ziyarete açıktır. Tlf: 0232 342 10 11

BELKAHVE ATA ANI EVİ ZİYARETÇİ MERKEZİ: Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yakın silah arkadaşlarının 9 Eylül 1922 kurtuluş günü İzmir’i ilk kez gördükleri ve kahve içtikleri yerde, 9 Eylül 2016’da, dönemin Belediye Başkanı Olgun Atila tarafından açılmıştır. 9 Eylül kurtuluş günü ve Kurtuluş Savaşı’na ait eşya ile sadece Atatürk’le ilgili kitaplardan oluşan özel kütüphanesiyle Belkahve Ata Evi’nin ziyaretçi sayısı her geçen gün artıyor. Tlf: 0232 999 29 29

Gelecek yazımızda bu konuyla ilgili yepyeni müjdelerimiz var.

Yazının devamı...

Moskhatos, muskat Bornova misketi

7 Nisan 2021

Misket üzümünün anavatanıdır Bornova... Zafer Derin Hoca’nın kazı başkanlığında sürdürülen, Yeşilova ve Yassıtepe höyüklerinde ortaya çıkarılan karbonlaşmış üzüm çekirdekleri, bu toprakların üzüm kültürünün 5 bin yıl kadar eskiye dayandığını ortaya koyar.

Anadolu’nun şarap tarihinde de Bornova misketi önemli bir yere sahip. Tarihin babası Herodot bir yazısında Smyrna’nın şaraplarını överek bölgeden geçen yolculara gül ve bal kokulu    moskhatos içmelerini  tavsiye etmiş. Uzmanlar, Herodot’un 2.500 yıl önce bahsettiği, moskhatos denen bu üzüm türünün Bornova misketinden başkası olmadığını dile getiriyor.

MÖ 6. yüzyılda Pers işgaliyle yerlerini yurtlarını terk edip Akdeniz’e açılan ve çok sayıda koloni şehirler kuran Foçalıların ticaret gemilerindeki yüklerden birinin de Bornova misket üzümü çeliği olması kuvvetle muhtemel. Ekibiyle birlikte 2.600 yıl önceki bir Phokaia gemisinin replikasını yaparak Marsilya’ya kadar giden, 360 derece Tarih Araştırmaları Derneği Başkanı arkeolog Osman Erkurt, Bornova misketinin büyük ihtimalle Foça gemileriyle Avrupa’ya dağılmış olabileceğini söylüyor. Bu tezi mantıklı kılan önemli bir dayanak da, Foçalıların Akdeniz’e açıldığı MÖ 6. yüzyıldan önceki Avrupa kayıtlarında moskhatos ya da muskat diye bir üzüm türünün bulunmamasıdır.

Uzun yıllardır üzüm, şarap ve şarap tarihi konusunda çalışmalar yapan, yazar ve arkeolog dostum Murat Yankı’nın Bornova misketinin Akdeniz yolculuğu konusunda önemli notları var. Onun kaleminden devam edelim...

“Bornova misketi, Batı Anadolu’ya ait bir tür olup Avrupa’ya, büyük olasılıkla Foçalı göçleri sırasında taşınmıştır. Bu taşınma uzun mesafeli olduğundan söz konusu asma bitkisinin özellikleri değişmeden taşınmış olması, olasılığı yüksek bir durumdur. Örneğin, Foçalıların Akdeniz’de muhtemelen ilk önemli durakları olan Sicilya’nın batısındaki Noto bölgesinde yetiştirilen ve tatlı şarap üretiminde kullanılan üzümün Bornova misketi ile aynı olması bu durumu göstermektedir.  Yine Sicilya yakınlarındaki pantelleria adasının Moscato di Pantelleria adlandırmasını buna bir diğer örnek olarak gösterebiliriz.

Buradan kuzeye, Marsilya’ya yönelen Foçalılar, Rhone Irmağı’ndan içeri girerek Avignon yakınlarına ulaşmışlar ve misket üzümünü bu coğrafyaya tanıtmışlardır. Nitekim, günümüzde bu coğrafyada üretilen Muscat de Beaumes de Venise ve Muscat de Frontignan adlandırmaları, Fransa’nın en önemli tatlı şarapları arasındadır.

İspanya’ya baktığımızda da misket üzümünden üretilen şarapları, genelde deniz kıyısında olan ve eski dönemlerin Foça kolonilerine yakın bir konumda kurulmuş Valencia ve Malaga gibi bölgelerde buluruz. Bunlardan biri Moscatel de Valencia adlandırmasıdır. Yine aynı şekilde Malaga ve Xerez bölgesindeki Sherry üretiminde de misket üzümü Moscatel adıyla değerlendirilmektedir.”

Yazının devamı...