‘Adı Efsane’, tadı şahane ama…

Kahramanlar, yaptıklarıyla toplumda fark yaratanlar, efsaneler… İnsanların vazgeçemediği tutkularından. Lakin sıra dışı yaşanmışlıklar sergileyip ‘Efsane’ olmak da kolay değildir. Binde bir çıkar nesilden nesle aktarılan efsaneler ve kahramanları. Öte yandan herkesin kendi hayatının kahramanı olduğu da kesin. Tabii bu süreçte yücelmek kadar başkalarının gözünde anti kahraman durumuna düşmek de var hesapta. Nasıl ki Kanal D’de başlayan ‘Adı Efsane’ dizisi de bu doğrultuda bir efsane modeli sunmakta izleyicisine. İzleyicinin bir kesimi yüceltirken, diğer taraf görmezden gelmekte...

Geçmişinde basketbol efsanesi olan ancak kariyerinin zirvesindeyken geçirdiği kaza sonucu tüm hayatı değişen Tarık’ın kızlarını yeniden kazanma mücadelesini vererek başlangıcını yapan ‘Adı Efsane’, dramatik bir öykünün komedi ve gençlikle harmanlanmış haliyle yansıdı izleyicisine. Erdal Beşikçioğlu, Rojda Demirer ve Gökçe Bahadır’ı buluşturan yapım hem okul hem de aile dizisi olan içeriğiyle, seçenek bakımından zayıf olan Cumartesi gecesine yeni bir renk kattı. Ancak ‘Survivor 2017’ yarışmasının TV 8 kanalını her iki grupta da zirveye taşıdığı reytinglere baktığımızda karşımıza çıkan tablo, total grubunun efsane merakının AB izleyicisi kadar çok olmadığını göstermekte. AB’de ‘Kalbimdeki Deniz’in ardından üçüncü sırada yer alan dizinin total sıralaması 13.

Peki ama neden? ‘Adı Efsane’, tadı da şahane olan yapımın bu sonucu almasında etken olan unsurlar neler? Hemen sıralayalım.

‘ADI EFSANE’ NEDEN TOTALE HİTAP EDEMEDİ?

Her daim reytinglerin, yapımların kalitesini ölçmede kıstas olamayacağını vurgulamışımdır. Buna karşılık dizilerin reklam payını etkileyip ekran ömürlerinde belirleyici olduğunu da hatırdan çıkartmamak lazım. Dolayısıyla AB kadar total izleyicisinin yarattığı sıralamayı da dikkate almak gerekiyor. Ne acıdır ki, bazı yapımlar tüm kalitelerine ve başarılı oyunculuklarına rağmen bu kesime yeterince hitap edemiyor. Maalesef ilk bölüm itibariyle total’de hayal kırıklığı yaşayan ‘Adı Efsane’ de bu kategoride yer alanlardan. Dizinin bu sonucu almasına sebep olan yönlerine gelince… Dört maddede değerlendirelim.

1-Söylem dili total izleyicisini saran türden değil

Total izleyicisinin üst sıralara taşıdığı dizilere baktığımızda ortak nokta, içerik üslubunun basitliği… Yani öyle entel tarzdan söylemler, mahalle muhabbetlerine-yöresel ağızlara itibarda cömert olan total gruptakilerin ilgisini çekmiyor, kafalarını sarmıyor. Hal böyle olunca da her sahnesinden entellik akan 'Adı Efsane'nin totalin kültür seviyesine inmesi zor oluyor.

2-Dizide totali çekecek gençlik detayları yok

‘Adı Efsane’ dizisine baktığımızda ilk göze çarpan ayrıntı, karakterleri itibariyle gayet sakin ve doğal bir akışa sahip oluşu! Oysa abartılı canlandırmalar ve yersiz hırçınlıklar reyting mücadelesinde galip gelen dizilerin ortak özelliklerinden biri. Evet, klişeler doğrultusunda, varoş-zengin tayfası karşı karşıya getirilmiş ama gençlerin öykülerinde totalin arzuladığı abartılar bulunmamakta. Fiko ile Sibel’in arabesk aşkı dahi bu arzuyu tatmin edecek güçte değil.

Dolayısıyla ağır tempoda sürekli aynı sahneleri evire çevire işleyen, kavgalı-çekişmeli klişelerin uyutuculuğuna alışkın olanlar için buradaki seviyeli gençlik yaklaşımı ağır kalmakta. Öte yandan Hoca Efendi de dâhil olmak üzere, dizideki mahalleli kanadı da gayet akıllı uslu. Keza okul müdürü basketbol yardımını kapma derdinde olsa bile hayli oturaklı bir karakter. Velhasıl karakterler tüm sağlamlıklarına karşın alışılmış çizginin üstünde olduklarından bünyeyle uyum sağlayamadılar!

3-Öykünün bildik olması cazibeyi etkiledi

‘Adı Efsane’yi totalde çelmeyen unsurlardan bir diğeri, öyküsü. Zira efsane dizilerden olan ‘Beyaz Gölge’ ile zaten yıllar öncesine dayanan orijinali akıllara işlenmiş durumda. Tarık Akan’ın başrolünde ‘Koçum Benim’ uyarlamasıyla hafızalardaki yerini perçinleyen ‘basket koçu’ öyküsü muhakkak ki burada daha farklı bir cepheden yansıtılmakta. Ancak basketten ziyade futbol kültürüne yönelik izleyici kesimi için esas olan yeni dizinin kendine has gelişmelerle yaratacağı farklılıklar değil, özünde ABD’den devşirilen ‘basket koçu’ hikâyesi olması! Bu da ‘Biz zaten bu öyküyü biliyoruz’ mantığıyla, total kesimde yaratılacak cazibeyi etkilemekte. Hal böyleyken Tarık Hoca keşke futbol antrenörü olsaymış diyesi geliyor insanın.

4-Erdal Beşikçioğlu’nun kitlesi total değil!

Dizilerin izleyici üstünde etki yaratabilmesi ve beğenilmesi için oyuncu taraftarlığı da büyük etken. Bu durum özellikle total’de daha net gösteriyor yüzünü. Yani her oyuncunun total grubun beğenisini kazanmadığı aşikâr. ‘Adı Efsane’ninTarık Hoca’sı olarak karşımıza gelen Erdal Beşikçioğlu kuşkusuz tiyatrodan gelen kimliğiyle gayet değerli bir oyuncu. ‘Behzat Ç.’de ve ‘46 Yok Olan’da harika performanslar sundu bize. Lakin bu yapımların da total’deki reytingleri malum.

Anlayacağınız Tarık Hoca şişeleri lavaboya boşaltsa da her haliyele ‘Ben farklıyım’ diyen Erdal Beşikçioğlu’nun kitlesi total’den ziyade AB. Gerçek şu ki; dizi gibi dizi yapan, klişeleri yıkan, dobralığıyla öne çıkan sanatçılar sıradanlığa prim veren total algısına ters düşüyor.

Sonuçta; ‘Alp Er Tunga Öldü mü… Dünya sahipsiz kaldı mı… Korkak öcünü aldı mı… Şimdi yürek yırtılır’ diyerek Kaşgarlı Mahmut üstünden edebiyatın güzelliklerine saygı duruşunda bulunan ve açılış sahnesinden itibaren isyankâr havasını teneffüs ettirerek farkını ortaya koyan ‘Adı Efsane’, Erdal Beşikçioğlunun nev-i şahsına münhasır oyunculuğuyla efsaneleşen Tarık Hoca’nın gençleri kurtarmak için ‘Her şey hayırlı olacak’ vurgusuyla çıktı yola.

Kızlarını yeniden kazanmak için çabalarken basketi ve aşkı da ihmal etmeyecek olan Tarık Hoca, gençler için hayırlı işler yapıp onları serserilikten kurtarmaya çalışırken efsaneleşip diziyi de kurtarabilir mi? Zamanla göreceğiz ve birkaç bölüm sonra yeniden değerlendireceğiz. Şimdilik temennimiz, dizinin çıktığı yolda tökezlemeden yürümesinden yana. Bol şans.

Anibal GÜLEROĞLU

www.twitter.com/guleranibal