‘Cam Tavanlar’la kadına bakış!

‘Cam Tavan’ denince aklınıza ne gelir? Bu terimin çoğunlukla otomobil veya evle ilgili ekstra özelliklere dair çağrışım yarattığı muhakkak. Lakin cam tavan olayının bundan ibaret olmadığı da bir gerçek. Zira bunların ötesinde, doğrudan insanı ilgilendiren bir terim olarak da kullanılmakta günümüzde. Öyle ki, modern dünya insanının özellikle iş hayatında belli bir seviyenin üstüne çıkma mücadelesi verirken karşılaştığı görünmez engellemeler ‘Cam Tavan/Glass Ceiling’ sendromuyla açıklanmakta. Bu sendromun mağdurlarının genellikle kadınlar olduğunu söylemeye bilmem gerek var mı?

Önceden de yaşanmakla birlikte 90’lı yıllardan itibaren popülerleşen ve erkeklerin kadınlara kıyasla kariyerlerinde daha az engellemeyle karşılaşıp daha kolay yükselmelerini ifade eden ‘Cam Asansör/Glass Escalator’ teriminin zıddı olarak kullanılan ‘Cam Tavan/Glass Ceiling’, ev ortamından çıkıp erkek egemen çalışma dünyasına dalan kadınların kariyer yapma motivasyonunu düşüren engellemelerin yarattığı problemi tanımlamak için kullanılan bir metafor. Anlayacağınız sosyolojik açıdan, erkeklerin jet hızıyla ilerleyebildikleri iş dünyasında kadınların türlü bahanelerle önlerinin kesilmesini ve bir noktadan sonrasına erişmelerinin engellenmesini tasvir etmek için ‘Cam Asansör-Cam Tavan’ ikilemi ortaya atılmış.

Bu doğrultuda olaya bakıldığında, konunun kapsama alanı oldukça geniş duruyor. İşgücü piyasasındaki bu cinsiyetçi ayırım olayının ve kariyerinde hak ettiğini alma mücadelesi verme durumunda bırakılan kadınların durumunun haksız rekabet tablosu yarattığı gerçeği çeşitli sektörlerde görülebiliyor rahatlıkla.

Nitekim kurgu dünyasında da aynı durum geçerli. Çünkü kurgulara yön verme noktasında hâkimiyet çoğunlukla erkek karakterlerde. Keza beyazperdedeki süper kahramanlık öykülerinde de erkekler egemen. Aynı olumsuz durum ekran dizileri için de geçerli kuşkusuz. Arada kadın karakterleri ön plana çıkartmaya çalışan içerikler ortaya çıksa bile, kadının gücünü ortaya koyan dişe dokunur örneklere rastlamak pek mümkün olmuyor. Kadınların öyküsü ya erkek zorbalığının başrolde olduğu bir yol haritasında ilerlemeye çalışıyor ya da kadını yönlendirici tayin eden mantıkla yola çıkanlar bölümler ilerledikçe değişip bir şekilde erkek karakterleri parlatıyor. İşin tuhafı izleyici de, doğrudan kadınları ön planda tutup güçlü gösteren ve kadını duygusal abartıya veya cinselliğe malzeme yapmayan içeriklere itibar etmiyor.

Kısacası; ‘Gökyüzünün yarısını kadınlar taşır’ dese de bir Çin atasözü, gerçeklerden kurgulara güçlü olmaya, tek başına ayakları üstünde durup yükselmeye niyetlenen kadının yaşamda varlık gösterme yolu onu zorlayan ve çelmeleyen gül görünümlü dikenlerle dolu.

‘Cam Asansör’ün görünmez yükselticiliğiyle sağlanan erkek üstünlüğüne karşı, ‘Cam Tavan’ın görünmez ağırlığıyla baskılanan kadın cephesinde hal böyleyken kadının gücünü sergileme niyetini hissettiren bir yapım dikkatimizi çekiyor… Show TV’nin yeni dizisi ‘Cam Tavanlar’!

Peki… ‘Cam Tavan’ teriminin temelinde yatan sorunun boyutu bir hayli ciddiyken yaz dizisi olarak ekrana çıkacak olan ‘Cam Tavanlar’la kadına bakış nasıl olacak? Bu metaforun özünü hissettirebilecek mi izleyicisine? Gelin kısaca ön değerlendirmemizi yapıp irdeleyelim.

‘CAM TAVANLAR’ EZBER BOZAR MI?

Alışılagelmişin dışına çıkıp fark yaratma hususunda çok şey söylenir ama sıra uygulamaya geldiğinde bir de bakılır ki eski tas eski hamam. Yani iddia etmek kolay, lakin ezber bozmak zor! Nasıl ki, kurgular için de durum aynı. Ekrana çıkmak için kolları sıvayanların hepsi de fark yaratma iddiasında. Ancak aralarından çok azı ciddi anlamda bu iddiayı gerçekleştirebiliyor.

Şimdi yapımcılığı Ojo Pictures tarafından üstlenilen ‘Cam Tavanlar’ dizisi de aynı iddiayı dillendirmekte. Peki, yönetmen koltuğunda Fehmi Öztürk’ün oturduğu dizi bunu gerçeğe dönüştürme potansiyeline sahip mi?

Öncelikle Fehmi Öztürk isminin bu noktada fark yaratmayı güçlendiren bir detay olduğunu belirtmek isterim. Zira aile üçlemesinin ilk adımı olan ‘Free Fun’ isimli kısa filmiyle Cannes Film Festivali’nin Short Film Corner bölümünde yer alan… Üçlemenin ikinci filmi ‘Bir Annenin Sonatı’yla 57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne katılan Fehmi Öztürk yaratıcı bir bakış açısına sahip. Dolayısıyla ‘Cam Tavanlar’ dizisinin temelini teşkil eden ‘ayrımcılık-başarı çabası’ ikilemini hissettirecek sahneler yaratabilir. Bu husustaki mesajcı detaylara vurgu yapıp çatışmacılıktan gelişecek aşkı da araya sıkıştırırken olayı, romantik komedi ezberciliğinin klişeleriyle sulandırmadan yansıtabilir. En azından ben öyle düşünüyorum.

Öte yandan süren işlerde yönetmen ve senarist değiştirmeyi çokça seven dizi sektörümüzün fark yaratarak ezber bozmaktan ziyade reyting getiren klişelere meylettiği, halkın nabzına göre şerbet verme uğruna ekipte sıkça değişime gittiği gerçeğini de unutmamak lazım. Velhasıl her işte olduğu gibi burada da yönetmenin yani Fehmi Öztürk’ün varlığı ‘Cam Tavanlar’ın iddialı olabilmesi için olumlu bir detay ama tek başına belirleyici etken değil maalesef.

İşte bu noktada içerik detayı giriyor yine devreye. Dizinin iddiasını gerçekleştirebilmesi için senaryonun da kadının, çalışma ortamlarında varlık göstermeye çalışırken görünmez eller tarafından engelleniş olayının derinliğini hissettirecek bir yol haritası izlemesi gerek. ‘Ufak Tefek Cinayetler’, ‘Kiralık Aşk’ gibi kadını ön plana çıkartma potansiyelindeki yapımlar ‘Cam Tavanlar’ın içeriğinin gücü hakkında ne derece gösterge olabilir bilmem ama… Meriç Acemi’nin kaleminin izleyiciyi çekecek güçte bir içeriğe imza atması kuvvetle muhtemel.

Ancak senaristin diğer içerikleriyle karşılaştırdığımızda buradaki işinin biraz daha zor olduğunu da unutmamak lazım. Zira dizinin taşıdığı adın hakkını vermek ve toplumdaki fırsat eşitsizliğine odaklanıp kadının bu zorlu ortamdaki yerini gerçekçi bir dille saptamak hiç de kolay değil. Dahası dizi bile olsa, kadınları, onları çevreleyen görünmez bariyerleri yıkacak güce yükseltmek de ciddi aşamalardan geçilmesini gerektirir. Dolayısıyla burada da ‘Alt tarafı yaz dizisi’ denmeden işin sıkı tutulması şart! İzleyicinin konuyla bağ kurup kadının gücünü hissedebilmesi için de herhangi bir erkeğe sırtını dayamadan haksızlık sendromunu yaratan ‘Cam Tavanlar’ı yıkmayı başaran bir kadın figürü sunulması lazım.

Lakin bu işin çok kolay olmadığı da muhakkak… Karakteri, gerçek yaşamla paralel sorunlarla donatıp erkek dünyasındaki kariyer yarışında dişe diş bir mücadelenin içine sokmak cesur içerik dilini gerektirir. Daha net ifadeyle kadın karakterin özü, popüler kültürün ‘çift’ merakına oynamaktan ziyade, cam tavan olayıyla saptanan ‘varlık gösterme’ sıkıntısına yönelik olmalı. Aksi takdirde ne kadının gücünü vurgulama hedefini tutturmak, ne de ‘Cam Tavanlar’ adının hakkını vermek mümkün olur. Sadece erkek oldukları için kapıları daha rahat açabilenlerin dünyasında rekabete kalkışan kadın tablosu da yerini, havalı erkeğe yaranabilmek için ortalıkta koşturan kadının aşk avcılığını sarsaklıklarla sergileyen, romantik komedi ezberciliğine bırakır. Umarım rekabet, aşk, intikam harmanıyla karşımıza çıkmaya hazırlanan ‘Cam Tavanlar’ bu hatalara düşmez!

Tüm bunların ötesinde rakiplerine fark atmak için elini çabuk tutacağını ve öncelik avantajını kullanacağını hissettiren dizinin kadrosu da önemli tabii… Ana tema itibariyle, özellikle kadın karakterin sergileyeceği performans dizinin başarısını etkileyecektir.

Bu gerçek ışığında kadroya baktığımızda… ‘Vatanım Sensin’ ile yıldızı parlayan, ‘Çukur’ ile kendini iyice gösteren Kubilay Aka ile Bensu Soral tercih edilmiş. Tanıtımdan görüldüğü kadarıyla, iyi bir ikili olmuşlar ama yine de senaryonun karakterlerini nasıl donatacağı ve dizinin akışı içinde neler yapabilecekleri önemli.

Onların dışında Hatice Aslan, Ahmet Melih Yılmaz, Beril Kayar, Ayten Soykök, Mehmet Bilge Aslan, Şifanur Gül, Alper Kut, Aziz Caner İnan, Gizem Erdem, İsmail Karagöz, Şehnaz Bölen Taftalı ve Cevdet Arıcılar gibi birçok başarılı isime kadroda yer alıyor. Kadro iyi ancak başarılı canlandırma noktasında olay yine senaryoda bitiyor. Derinlikli karakter yapılandırmasıyla paralel performans sergilenmesi halinde bu kadro da dizinin genel başarısını etkileyecektir.

SONUÇTA; Show TV’nin yeni dizisi yaz yapımları arasında ezberleri bozupbaşarıyı yakalayabilir mi? Bunun için yüzeysel mantıktan ziyade her noktada derinliğe önem verilmesi şart! Bunu da ancak dizi ekrana çıkınca net biçimde göreceğiz. Buna karşılık şu aşamada da, kendine seçtiği isim bazından ele alacağı konuya ve ekibine bakarak, olumlu bir cevap vermemiz mümkün. En azından temennimiz bu yönde.

Öte yandan ‘Cam Tavanlar’ın kadına bakışı nasıl gelişecek, ‘Önüm arkam sağım solum tuzak’ diyerek kendilerini çevreleyen görünmez engelleri anlatmaya çabalayan kadınların sesi olabilecek mi derseniz… Bunun için de cevabımız, ‘Senaryonun cesareti kadar’ şeklinde özetle!

Hani yazar Helen Lawrenson ‘Eğer bir kadın yeterince hırslı, kararlı ve yetenekliyse, yapamayacağı hiç bir şey yoktur’ demiş ya… Bizim de umudumuz, senaristi Meriç Acemi olan, ‘Cam Tavanlar’ın da yeterince hırslı ve kararlı bir kadın profili sunarak ezberleri bozup yaz rekabetinden galip çıkmasından yana.

‘Cam Tavanlar’la kadına bakış atmak üzere yola çıkanlara bol şans…

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal