Gençler bu diziyi tutar mı?

Bir Fransız atasözü ‘Gençler ümitle, ihtiyarlar hatıralarla yaşar’ der. İnsanların sahip olduklarında kıymetini bilemeyip sonrasında sürekli özlem çektikleri gençlik, günümüz dünyasında ne oranda ümit dolu, orası meçhul ama gençlerin varlığından pay çıkartma girişimi gani gani.

Nitekim gençlik aşklarını-didişmelerini-yaşam çabalarını konu edinerek yaratılan kurgular da bu doğrultuda sıkça karşımıza çıkmakta. Romantik komediler, okulluların çekişmeli aşk maceraları en çok ele alınan gençlik işlerinden. Aralarında gençliğin ümitlerine-hayallerine hitap etmeyi başarıp dikiş tutturan da var… Gençlerin duygularına dokunmaktan uzak yavanlıklar-yapaylıklar sergileyip işi abartarak kısa sürede noktalananı da!

Hal böyleyken şimdilerde yapımcılığını BKM’nin üstlendiği yeni bir gençlik işi ekrana çıkmak için gün saymakta. Senaryosu, Melis Civelek tarafından kaleme alınan; Serdar Gözelekli’nin yönetmenliğini üstlendiği ‘Sol Yanım’, Star TV’nin yeni dizisi olarak izleyiciyle buluşacak.

Peki, bu dizi nasıl bir gençlik öyküsü sunacak bize? Yaratılacak gençlik atmosferinde fark yaratacak bir tablo bulacak mıyız? Senaryonun yetişkin kanadı gençliğin öyküsel akışını tamamlayan ve boşlukları layıkıyla dolduran niteliklere sahip olacak mı?

Kısacası; ‘Sol Yanım’, bildik gençlik işlerinin kısırdöngüsünü kırmayı başarıp gençlerin bu diziyi tutmasını sağlayacak özellikler sergileyebilecek mi? Tanıtımdan ve genel hikâyeden yola çıkarak ‘Gençler bu diziyi tutar mı’ sorusuna cevap arayıp ön değerlendirmemizi yapalım.

‘SOL YANIM’ BOŞLUĞU DOLDURUR MU?

Gençliği konu edinen kurgular sıkça karşımıza çıkmakta diyoruz ya… Gel gör ki, psikiyatrik ve tarihsel yapımlara yönelik merakın yükselişte olduğu bu sezonun yapımlarına baktığımızda mevcut işler arasında doğrudan gençliği hedefleyen bir dizinin bulunmadığını görüyoruz.

Artık gittikçe yaygınlaşan dijital platformlarda bolca gençlik dizisi bulunduğundan mıdır yoksa gençlik işlerinin, fiyaskoya dönüşme noktasında, diğerlerine kıyasla daha riskli olduğunda mı? Bilinmez… Onca dizi bolluğunda ‘gençlik’ boşluğu var maalesef. Hal böyleyken ‘Sol Yanım’ seçeneğinin sunuluyor olması, hem dizi adına hem de izleyici için kayda değer bir avantaj. Lakin bu avantajın layıkıyla değerlendirilebilmesi için her açıdan çaba gösterilmesi de şart!

Önceliği, dizinin içeriğine vererek değerlendirmemize başlayacak olursak…

‘Sevdiklerini zamansız kaybedenlerin bir tarafları hep eksik olur’ sloganıyla kendini gösteren ‘Sol Yanım’, en basit tanımla Serra ve Selim’in aşklarını anlatacak bize. Ama fragmandan göründüğü kadarıyla bu aşkın anlatımı hiç de basit olmayacak gibi duruyor. Tanıtımdan edindiğim izlenim buradaki gençlere ümitle bakabileceğimiz, yaşlıların hatıralarından çıkacak sırlardan da nasipleneceğimiz yönünde. Zira bu kez aslında çok da yabancısı olmadığımız bir hikâyede, ‘fakir kız ile zengin erkeğin gençlik aşkı’ olayı, klişenin ötesinde bir üslupla aktarılacak bize. Dolayısıyla bu süreçte hayli renkli, eğlenceli ve kimi zaman da düşündürücü sahnelere şahitlik edeceğiz diye umuyorum.

Genel hikayeyi kısaca özetlersek… Genç yaşta kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenip annesinin bakımını üstlenmenin yanı sıra başarılı bir öğrenci olarak burslu okuyan üniversite öğrencisi Serra, zenginlikten fakirliğe geçişin örneği olarak gösterecek yüzünü. Ortama kabul edilme adına, kendini zengin gibi gösterme oyunculuğuna yönelen Serra tam anlamıyla duygu harmanı yaşatacak. Olmadığı biriymiş gibi davranıp üniversite arkadaşlarına hava atarken Selim’le de aşka yelken açan Serra mutluluğu ve hüznü tadıp gerçeklerle yüzleşecek.

Hikâyenin zengin kanadındaysa Kutlusay Ailesi’nin veliahdı Selim bulunmakta. Üniversitede okumakla pek ilgilenmeyen Selim de duygudan duyguya geçecek bu hikâyede. Evdeki sorunların yanı sıra Serra ile ilişkisinde de kimi zaman ağzında gümüş kaşıkla doğmanın eziciliğiyle hareket edecek, kimi zaman da gençlik duygusallığını ateşiyle.

Serra ve annesinin mütevazı mahalle hayatına karşılık, Kutlusay Malikânesi’ndeki göz alıcı ama bir o kadar da gerilim dolu lüks yaşamı hikâyesinin merkezine alarak ilerleyecek olan ‘Sol Yanım’, bu iki gencin dışında Selim’in ailesine ait olan Kuzey Üniversitesi’ndeki yaşama da değinecek kuşkusuz. Serra, Selim, Biricik ve Burak’tan oluşan gruba odaklanarak üniversiteli gençlik cephesine pencere açan senaryo, bu süreçte birbirinden eğlenceli ve sürükleyici hikâyeler sunacak izleyicisine.

Dahası zenginliklerini kaybetmenin ardından küçük bir mahallede yaşamak durumunda kalan Serra ve annesinin, Kutlusay Ailesiyle geçmişlerinin bağlı olması da var hesapta! Serra-Selim aşkı, geçmişin sır perdesini aralarken aşkla birlikte gizem ve entrikalar da gelişecek.

Velhasıl; Aslında bambaşka bir hikâyesi olan ama tesadüfler sonucu yeni bir başlangıca sürüklenerek üniversite arkadaşlarının arasındaki yerini alan Serra’nın yaratacağı farklılığı temel taşı yapan… Serra ve Selim’in aşkı çevresinde gelişen sırlarla-entrikalarla yükselmeyi hedefleyen ‘Sol Yanım’, geçmişten geleceğe taşınan aşkların ve tesadüflerin hikâyesini gençlik motivasyonuyla anlatacak ekran başındakilere.

‘Genç oyuncuların birbirinden çarpıcı tarzlarıyla gençler arasında yeni bir akım başlatma’iddiasındaki dizinin kadrosuna gelecek olursak...

Özge Yağız, Tolga Mendi, Cemre Baysel, Emre Bey, Defne Samyeli ve Cansel Elçin gibi isimlerin yer aldığı kadro, dizinin ilk tanıtımında gösterdi yüzünü. Bana göre bu ekipten iyi iş çıkar. Çünkü ümit vaat eden gençlik kanadına baktığımızda kısacık tanıtımda bile bir doğallık ve uyum olduğunu görüyoruz.

‘Yemin’dizisinin Reyhan’ı Özge Yağız’ın burada canlandırdığı Serra karakterindeki duruşunu, yaydığı enerjik havayı şimdiden çok sevdim mesela.

‘Rüzgârın Kalbi’nde Cenk rolüyle dikkatimi çeken, ‘Yeni Gelin’de Hazar olarak komediyle özdeşleşen Tolga Mendi de Selim karakteri için doğru seçim olmuş.

En son ‘Elimi Bırakma’da Melis olarak izlediğimiz Cemre Baysel de tanıtımlardan göründüğü kadarıyla, cıvıl cıvıl neşeli bir duruşla gençlik dizisinin gereğine uygun performansta.

Ve dizideki favorim olan Emre Bey… ‘Burak’ karakterinde göreceğimiz oyuncunun performansı yine bir gençlik dizisi olan ‘Adı Efsane’de Kıvanç olarak çok iyiydi. ‘Elimi Bırakma’daki Arda’yı da, babasız büyümenin yarattığı ruhsal boşluğu, zenginlikten gelen şımarıklıkla birleştirerek canlandırmıştı. Eminim buradaki rolünü de, kendini daha da geliştirerek, karakteri başarıyla hissettirecek biçimde sunacaktır bize.

Anlayacağınız; ‘Sol Yanım’ın gençlik kanadı gerek gençliğe uygun görünümle, gerekse performansla oldukça sağlam bir duruş sergiliyor! Dolayısıyla dizinin iddia ettiği gibi… Tarzlarıyla, gençler arasında yeni bir akım başlatmaya müsaitler.

Keza yetişkin cephesinde de sorun yok gibi duruyor. Cansel Elçin beğendiğim oyunculardan olmuştur her daim. Defne Samyeli de bu tabloda üstüne düşeni yapacaktır elbet.

Muhakkak ki tüm bu ümitlendiren tablonun uygulamada başarılı olabilmesi için senaryonun karakterlerini iyi yapılandırması, yan öykülerin havada kalmaması ve sahnelerin ilgi çekici biçimde kurulması da gerekli. Yoksa sadece oyuncu performansıyla ümitler gerçeğe dönüşmüyor.

NETİCEDE; ‘Gençliğin kılavuzu yaşlılık olsun. Arkadaş olarak gezerlerse, ikisine de mutluluk bağışlanır’demiş Goethe.

Ben de;‘Sol Yanım’ın aşkla ve gençlik çekişmeleriyle karşımıza çıkartılacak gençlerinin kılavuzu da, geçmişin sırlarını taşıyan yetişkinlerden yaratılacak öykü olacaktır, diyorum. Şayet bu kılavuzluk gerektiği biçimde kullanılır ve gençlik öyküsüyle bağdaştırılırsa ‘Sol Yanım’ ekrandaki boşluğu layıkıyla doldurup gençlerin tuttuğu bir dizi olur.

Ben umutluyum ama… Umutla da bitmiyor ki her şey. Rakiplerle başa çıkmak, abartıya ihtiyaç duymadan gençliği yansıtacak senaryo gelişimine ve sezon yoğunluğunda doğru gün seçimine bağlı en nihayetinde! Bekleyip göreceğiz. Yolları açık olsun.

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal