Anibal Güleroğlu

Anibal Güleroğlu

guleranibal@yahoo.com

Tüm Yazıları

‘Her şerde bir hayır vardır’ der büyüklerimiz. Virüs salgınıyla gelen zorunlu kısıtlamalar da bu tarz bir durum yarattı. Olumsuzluktan, olumlu haller yakalanır oldu. İnsanların çoğunu daha temkinli davranmaya yönlendirirken, sosyalleştikçe yalnızlaştığımız modern yaşam düzeninde aile-ev ortamı gibi unutulmaya yüz tutan değerleri daha bir öne çıkarttı sanki bu pandemi süreci!

Nitekim diziler ve filmler de bu doğrultuda kişilerin ev ortamında faydalandıkları en önemli eğlence kaynağı haline geliverdi. Gerek dijital platformlardaki, gerekse ekranlardaki yapımlara yoğunlaşıldı ister istemez. Sinemaların henüz eski vizyon performanslarına ulaşamadıkları gerçeğinde, beyazperde dışında da kayda değer işlerin varlık göstereceği ispatlandı adeta.

Haberin Devamı

‘The Platform’, ‘The Old Guard’ gibi filmlerini izleyicisiyle buluşturan Netflix… ‘Tedavi/TheCured’, ‘Cennet Projesi/Lazarus Project’, Mayın/Mine’gibi kaliteli yapımların ilk gösterimlerini gerçekleştirerek izleyicilere ev ortamında sinema zevki tattıran FilmBox misali platformların yanı sıra ekranlarda da sinema şöleni yaşanır oldu. Nasıl ki bu hususta TRT’nin de önemli katkılarda bulunduğu bir gerçek.

’12 Punto TRT Senaryo Günleri’ ile sinema sektörüne yeni bir soluk getiren ve senaryolara destek vererek projelerin gelişmesine katkı sağlayıp uluslararası ortak yapımcı bulmalarına fırsat yaratan TRT, bu alandaki hamlelerini artırarak sürdürmekte. Bayrama özel hazırlanan ‘‘Hanımağa’nın Gelinleri’’ filmi de bunun son örneği!

Peki, 31 Temmuz Cuma Kurban Bayramı’nın ilk günü saat 20.00’de TRT 1’de yerini alacak olan ve ‘‘Hanımağa’nın Gelinleri kaçmaz’’ dedirten bu yapımın özellikleri neler? Tanıtımına dayanarak kısaca değerlendirelim.

ÇANAKKALE’DEN BİR AİLE ÖYKÜSÜ…

Usta oyuncuların kamera karşısına geçtiği ve Medya Fikir Kulübü tarafından gerçekleştirilen ‘‘Hanımağa’nın Gelinleri’’ filmi Çanakkale’de bir aile tablosunun içine sokuyor izleyicisini. Bu tabloda başköşe, Çanakkale’de geniş bir çiftliğe sahip olan Dilber Hanımağa’ya ayrılmış. Onun üstünden aile içi ilişkilerin anlamına, çocukların yuvadan ayrıldıktan sonra özel yaşamlarını bahane ederek aile büyüklerini ihmal ettikleri gerçeğine, hayatın bizim isteklerimiz dışında bir akışa sahip olduğuna, bayramların-hastalıkların birleştirici özelliğine ve büyüklerin aileyi toplama mücadelesine vurgu yapılmış. Böylece filme hem gerçeklerle bağdaşan bir özellik katılmış hem de izleyicinin eğlenirken durup düşünmesini sağlayacak bir öykü yaratılmış.

Haberin Devamı

Şöyle ki; Çanakkale Hanımağası olan Dilber, bayramı çocuklarını bir araya toplayarak geçirmek ister ama tıpkı yaşamın içinde de olduğu gibi, kendi yaşam mücadelesini verirken aile büyüklerini ihmal ederek yaşayan çocuklar iş bahanesiyle çiftliğe gelmek istemezler. Fakat evdeki hesap çarşıya uymaz, beklenmedik bir gelişme çocukların iş bahanesini alt eder.

Dilber Hanımağa’nın aniden rahatsızlanması, bayram öncesinde çocukların apar topar çiftliğe gelmelerine neden olur. Ancak planları bozulan çocuklar beraberlerinde bazı sırları da çiftliğe getirirler. Dilber bu sırlarla yüzleşirken ailesini bir arada tutmak için çabalar ama bu esnada hastalığı da tehlikeli bir seviyeye ilerler. Bu andan itibaren Dilber’in aile mücadelesi de başlar.

Haberin Devamı

Çanakkale’nin Hanımağası, az zamanı kaldığı bilinciyle, ömrünün son anlarında hem ailesinin sorunlarıyla ilgilenmek, hem de bu hastalığı herkesten saklayarak tüm ailenin güzel bir bayram geçirmesini sağlamak için kolları sıvar. Kurban Bayramı’nda evlatlarıyla bir araya gelip çocuklarıyla özlem gideren Dilber’i bekleyen nahoş sürprizse, beklenmedik bir şekilde tanışacağı yeni gelin adayıdır. Çünkü yeni gelin adayı bir arkeologdur.

Hanımağa Dilber'in, yeni gelin adayının arkeolog olmasından hoşlanmamasının gerekçesiyse, onun da çiftlikten kovduğu eski çalışanları gibi define avcısı çıkma ihtimalidir. Tüm bu gelişmeler yaşanırken Dilber’in bir yıldır baktığı Kınalı’nın kaybolması öykünün ivmesini artırır. Zira Kınalı’yı ararken tüm aile bilinmedik bir maceraya sürüklenir.

En nihayetinde hastalığına, çocuklarının sırlarına, yaşanan sürprizlere ve tüm olumsuzluklara rağmen Dilber, ailesi için kıyasıya bir mücadele verir. Bu sayede de hem çocuklarına ailenin bir arada olmasının önemini öğretmiş olur hem de bayramların tüm aile bireyleri için farklı bir hayatın başlangıcı olabileceğini ispatlar.

Görüldüğü üzere ‘‘Hanımağa’nın Gelinleri’’nin içeriği tam anlamıyla Çanakkale’den evlerimize uzanan sıcacık, gerçekçi bir aile öyküsü! Üstelik ders alınacak türden. Dolayısıyla üstünde durulmayı hak ediyor.

Öte yandan yapımcılığını İbrahim Elma’nın üstlendiği, yönetmen koltuğunda ise Ali Ayyıldız’ın bulunduğu filmin kadrosu da oldukça dikkat çekici!

‘Kuzey Yıldızı’nın yıldızı Aslıhan Güner ile sevilen oyuncu Burak Serdar Şanal’ı buluşturan filmde Benian Dönmez, Cezmi Baskın, Ferdi Sancar, Sinan Çalışkanoğlu, Giray Altınok, Berfu Öngören, Güzide Arslan gibi başarılı isimler yer almakta. Deneyimli isimlerle genç kuşağı buluşturan bu kadrodan duyguyla mizahı harmanlayan bir performans çıkacağına kuşku yok.

SONUÇTA; Adıyla, 2014 yılındaki günlük dizi ‘‘Hanımağa’nın Gelini’’ni anımsatmakla birlikte ailenin önemini vurgulayan nitelikteki içeriğiyle kendine özgü bir yolu olan ‘‘Hanımağa’nın Gelinleri’’, Çanakkale’den eğlendirici ve mesajcı bir aile öyküsü olmanın ötesinde, başarılı işlere imza atan TRT’nin izleyicisine Kurban Bayramı hediyesi.Dolayısıyla ‘‘Hanımağa’nın Gelinleri’’ kaçırmamak lazım!

İyi seyirler.

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal