Mesaj dolu bir kurgu!

Ekran dizilerinin tatile çekildiği süreçte filmlerin daha bir öne çıkması özellikle yaz aylarında ve tatillerde kendini gösteren rutinlerden. Nitekim televizyon kanallarında film bolluğu yaşanırken internet platformları da eski-yeni pek çok filmi izleyicinin beğenisine sunmakta.

Bu meyanda biz de ‘I Care A Lot’ isimli filmi ele almak istedik. Zira bu yapım her devrin geçer akçesi olacak türden ve basit bir eğlenceliğin ötesine geçerek içeriğindeki mesajcılıkla dikkat çeken işlerden. Dahası dolandırıcılığın türlü şekilde günümüz dünyasında özellikle paralı ve yaşlı insanların nasıl oyuna getirildiğine yönelik uyarıcı niteliği de mevcut.

VASİLİK Mİ, DOLANDIRICILIK MI?

Görünürde melek olan ama arka plandan işlerini akıl almaz bir şeytanlık düzeniyle yürütenlerin varlığında gelişen dolandırıcılıkların haddi hesabı yok günümüzde. İşte ‘I Care A Lot’ filmi tam da böylesi bir dolandırıcılık düzenini sunmakta bizlere. Yasal gibi görünen dolandırıcılık tezgâhının ne denli kolay kurulabileceğini işlerken insanları aldatma konusuna yepyeni bir pencere açıyor üstelik. Çocuğu-mirasçısı bulunmakla birlikte yalnız yaşamayı tercih eden yaşlıların, istekleri dışında yapılan bir başvuruyla, birdenbire kendilerini hiç tanımadıkları birinin vesayeti altında ve bir bakımevinin dört duvarı arasında bulmalarının ürkütücülüğünü yansıtıyor seyircisine.

Şöyle ki; Göze kestirilen yaşlı için verilen düzmece bir sağlık raporu bu dolandırıcılık sürecinde ilk adım olmakta. Ardından kendi kendine bakamayacak durumda olduğu ileri sürülen yaşlı için Aile Mahkemesi’ne başvuru aşaması gelmekte… Ki, senaryo, bu durumda tek bir hâkimin vereceği kararla da malından mülkünden kopartılıp, tüm iletişim kapıları kapatılarak, dört duvar arasına tıkılmanın yolu kolayca açılabileceğini resmetmekte. Ondan sonra gelsin vesayeti alan kişinin dolandırıcılık talanı. İşte kısaca özetlediğimiz bu vahim tablo ‘I Care A Lot’ filminde kısmen kara komedi diliyle çok net biçimde anlatılmakta!

Yalnız yaşayan yaşlıları, sırtını yasalara dayayarak sömürmenin inceliklerini resmederken bu tür dolandırıcılığın Amerika’dan tüm dünyaya yayılma potansiyelini de ele alan film, Marla karakteri aracılığıyla ‘Vasilik mi, dolandırıcılık mı’ diye sorgulatırken vasi tayin edilen bir yabancının ne denli güçlü ve yetkili olabileceği gerçeğini de düşündürmekte ayrıca.

Anlayacağınız yapımın öne çıkan mesajı, yasalara uygun yani kitabına göre işleyen bir dolandırıcılık düzenine yönelik… Ki, burada asıl ürkütücü olan, senaryonun ilk etapta Amerika’daki tabloyu baz alarak gelişmesine karşın devamında, böylesi yasa destekli dolandırıcılığı dünya geneline yaygınlaştırma söylemini barındırması! Uluslararası sigorta şirketleri misali uluslararası vesayet kurumları geliştirmek hiç de zor değil neticede.

‘YAŞLILARINIZI KORUYUN’ DİYEN FİLMİN YAN MESAJLARI…

Dolandırıcıların paralı yaşlıları hedef tahtasına oturtmasını işleyen ‘I Care A Lot’ filmi yan mesajlarıyla da kayda değer bir performans sergilemekte. Mesela ‘Aile olma’ bilincini akıllara işleme özelliği!

Değişen yaşam koşullarıyla büyük ailelerin yerinde yeller esmeye başladığı toplum düzeninde yalnız yaşayan yaşlıların gittikçe çoğaldığı aşikâr. Çocuklar olsa dahi ebeveynlerden ayrılabiliyorlar kolayca. Bu da ailelerin kopuklaşması ve yaşlıların bir başlarına kalması sonucunu doğuruyor. Özellikle büyük kentlerde daha yaygın olan bu durumun yansımalarını dizilerimizde de eskiye oranla daha çok görüyoruz nitekim.

Bu noktada ‘I Care A Lot’ filminin ebeveynlerinden ayrı yaşayan çocuklarına yönelik mesajının çok önemli olduğunu belirtelim hemen. Zira içeriğindeki tabloyla aile büyüklerini kaderlerine terk etmemek gerektiğinin altını çizen film, ‘Yalnız yaşamak istiyor’ diyerek onları ilgisiz bırakmanın, ziyaretlerini aksatmanın dolandırıcıların iştahını kabartacak bir ihmalkârlık olduğunu söylüyor bize!

Dahası bu gerçeği vurgulayan yapımın, bu yolla ‘Aile’ olma bilincinin birlik-beraberlikten geçtiği gerçeğini de işaret ettiğini atlamamak lazım. Yani ‘Anne-babalarınız sizi büyütürken nasıl özen göstermişlerse, siz de yaşlılıklarında onlara destek olun’ denmekte bir bakıma. Aile bağlarının gittikçe zayıfladığı ve yaşlıların yalnızlığa terk edildiği günümüzde üstünde durulması gereken bir mesaj değil mi?

Hukuk sistemindeki boşlukların her ülkede var olabileceğini de yansıtan filmdeki bir diğer mesajcılık, kadınları küçümseyip ezme niyetindeki erkeklere yönelik. Onların cinsiyetçi ve kaba söylemlerine karşı Marla karakterini çıkartan yapımdan yansıyan bir başka yan mesaj, bu dünyada kazanan olabilmek için korkmamak ve riski göze almak gerektiğine dair.

Güçlü ve söz sahibi olmanın tek yolunun her ne şekilde olursa olsun çok paraya sahip olmaktan geçtiğini sürekli gözümüze sokan içerik, bunun için de yine Marla karakterini kullanmış ve onu, para elde etmek için her yolun mubah olduğu mantığıyla donatmış.

Böylece servetine servet katmayı hedefleyen ve yaşlıların kanını emmekte sakınca görmeyen, bir de bunun için üste maaş alan Marla ‘yenilmez kötü’ vasfıyla yolunda ilerlerken engel tanımıyor. Onun bu engelsiz galibiyetleri de, dolandırıcılığa karşı hak arayanların şansının olmadığı duygusunu hissettiriyor izleyiciye. Ancak tam bu noktada filmin yüreklere bir parça buz serpen sürpriz finalinin devreye girdiğini söylemek isterim… Ki, bu durumda da yeni bir ‘adalet’ sorgusu çıkıyor ortaya. Onu da filme bırakalım.

SONUÇTA: Tek başlarına yaşayan yaşlıların kolayca dolandırılabileceği gerçeği üstünden yola çıkan ‘I Care A Lot’, mesaj dolu bir kurgu. Kara komedi tadında varlık gösteren Rus mafyasından, kolayca manipüle edilebilen insanlara… Ailenin öneminden, kadınları küçümseyen erkek zihniyetine karşı söyleme… İçerikte ne ararsanız var.

Zengin bir mesajcılıkla donatılan senaryonun ayrıca, Amerikan sağlık ve hukuk sistemindeki boşluklar-aksaklıklar da dahil olmak üzere, çeşitli konuya sorgulayıcı ve uyarıcı bakışlar attığını da belirtelim. Dolayısıyla ‘I Care A Lot’, klişelerle dolu dizilerden sıkılanlara ilginç bir seçenek.

‘Yaşlılık ve yalnızlık’ikilisinin hiç de güzel olmadığı gerçeğini istismar riskiyle harmanlayıp sunan filmin takdirini izleyiciye bırakırken son söz, İran edebiyatının önde gelen isimlerinden olup ‘Şahname’ adlı eseriyle ölümsüzleşen Firdevsi’den gelsin… ‘Gençlik, ilkbahar gibidir. Yaşlılık ise kışa benzer. Öyle bir kış ki arkasından bahar gelmez’.

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal