Van’da başlayan bir öykü!

Pek çok medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir şehir, Van… Tarih boyunca acıyla içli dışlı olmuş insanları, gözyaşı ve kanla yoğrulmuş topraklarında barındırmış. Savaşlar yaşanmış… İnsanlar ağlamış… Kimlikler harmanlanmış… Akla kara birbirine karışmış. İçinde konaklayanlar değişse de Van hep ‘tek’ kalmış!

2012’nin son günlerine gelindiğinde dünya kıyameti beklerken, yakın zamanda deprem felaketiyle yıkılan bu küskün coğrafyanın, insan karışımıyla gübrelenen, topraklarında bir çiçek baş verdi.

Kardelen gibi soğuğa kara aldırmadan kendini gösteren, Barış ve Sinema Derneği ve Bajar Kültür Sanat Danışmanlığı işbirliğiyle 16-22 Aralık 2012 tarihleri arasında gerçekleşen, ‘1. Uluslararası Van Gölü Film Festivali’, Van için olduğu kadar benim için de yeni filizlenmelerin zemini oldu.

Uzaklar yakın olunca gerçek çıkıyor ortaya…

Van’a gelmek üzere yola çıkarken karışık duygular içindeydim. Depremi en ağır biçimde yaşamış bir kente gitmenin ötesinde, hem yapılacağı son dakikada kesinleşen festivalin belirsizlikleri hem de haberlerden defalarca izlediğimiz olumsuz görüntülerin yarattığı soru işaretleri vardı aklımda. Nitekim festival için Van’a gideceğimi duyan arkadaşlarım bile gidişime hiç de olumlu yaklaşmamışlardı.

Ancak yaklaşık iki saatlik bir uçuşun ardından Van Ferit Melen Havalimanı’na indiğimizde festival ekibinin samimi karşılaması, şehirdeki yaşam biçimi kafamdaki tüm kaygıları bir anda silip götürdü. Uzaktan öcü gibi gördüğümüz bölgedeki Van’ın da İstanbul’dan bir farkı yoktu ki!

En içten duygularımla söylüyorum, şimdiye kadarki festivallerin ve organizasyonların hiç birinde böylesine bir insani yakınlık bulamadım. Hepsi de şirket rutini içinde, güler yüz maskelerini takınmış görevlilerin eşliğinde yaşanırdı.

Buradaysa para desteği bulmak için bir hayli çırpınan, kendilerine verilen sözlerin çoğu tutulmayan genç insanların, tamamen kendi çabalarıyla gerçekleştirdikleri bir ilk vardı karşımızda. Amatör ekip ruhunun, tüm eksikliklerine karşın, paraya ve reklama endeksli profesyonellerden ne kadar üstte olduğunu gösteren bir ilk!

Kısacası uzaklar yakın olunca gerçekler de çıkmıştı ortaya.

Samimi festivalin güzellikleri

Kendi dilleri olan Kürtçeyi konuşan insanlara ‘Kürt Sineması’nın güzel örneklerini izleme ve yönetmenleriyle fikir alışverişinde bulunma fırsatı yaratan ‘1. Uluslararası Van Gölü Film Festivali’yle ilgili ilk söylenmesi gereken şey; Bager Oğuz Oktay(Genel Koordinatör), Sidar Sinan Turan(Süpervizör), Ardenuş Ateş(Konuk Sorumlusu), Gülşen Önder(Sunucu) ve Meltem Babaoğlu(Sergi Sorumlusu)’ndan oluşan festival ekibinin, şartların elverdiği oranda, umulanın çok ötesinde bir iş çıkartarak, oturdukları yerden laf üretenleri utandırdığı!

Siyasetçilerin boy göstermediği, politik konuşmaların yapılmadığı, ressamından avukatına, sinemacısından tıpçısına gerçekten sanat için var olan insanların katılımda bulunduğu festivalde tanıdığım en renkli Vanlı, ‘İngilizce’de Van bir demek’ diyerek şehrin önemini vurgulayan ve Van’da üç tane ‘E’nin önemli olduğunu söyleyip bunları ‘ekonomi, eğitim, ehlak’ şeklinde sıralayarak esprisini yapan Van TV sahibi, VATSO Eski Başkanı Zahir Kantaşoğlu… Gerek Van’la ilgili tarih bilgisi, gerekse hoş sohbeti ve festival ekibine desteği takdire değer.

‘Kavut’ ve ‘Murtoğa’yı tatma fırsatı bulduğum konaklama mekânımız Tamara Otel ise ayrı bir güzellik… Bünyesinde The North Shield’i barındırarak Vanlılara hizmet veren otelde, kat temizlik görevlileri kapınızın önünde bekliyor. Siz odadan kahvaltıya çıktığınız anda hemen koyuluyorlar işe. Döndüğünüzde odanızı hazır buluyorsunuz. Bana hayli enteresan gelen böyle bir hizmeti, en lüks otellerde ya da tatil köylerinde bile görmedim.

Havası da insanları gibi sürekli değişerek bir gün karlı, bir gün yağmurlu, bir gün ise güneşli olan Van’la ilgili en önemli ayrıntı kuşkusuz tarihi yerleri…

Suna Yıldızoğlu, Mehmet Güleryüz ve fotoğraf sanatçısı İhsan Kaçar’ın uçağına iniş olanağı tanımayacak derecede karlı olan havanın ardından yüzünü gösteren güneş sayesinde görme şansını yakaladığımız Van Kalesi’ne ne yazık ki yerdeki kardan dolayı çıkamadık. Buna karşılık hayli uzun bir alana yayılı olan Urartulardan kalma Kale’nin aşağısındaki yerleşim bölgesinde, Özel Van Evi şeklinde tanıtımı yapılan eski ‘Ermeni Evi’ örneğini gördük. Kapısında kadın ve erkek misafirler için ayrı ayrı zillerin bulunduğu bu ‘Ermeni Evi’ ziyaretinden sonra kendimizi Ahtamar Adası yoluna vurduk.

İnci Kefali yiyemeyişin acısını taşıdığım Van’da Ahtamar Adası’nı ve diğer küçük adaları içinde barındıran, yöre halkının deyişiyle Van Denizi gerçekten görülmesi gereken bir yer. Tavşanları ve badem ağaçlarıyla bezeli Ahtamar Adası’ndaki Ermenilerin Haç Kilisesi de öyle.

Depremzedelerin konteynerleri boşaltılmak isteniyormuş!

Siyasilerin aksine insanların buralardan sökülüp atıldıklarının çekinmeden dillendirildiği Van’da tüm bu güzelliklere gölge düşüren bir hüzün var.

O da, hasarlı pek çok binanın bulunduğu şehirde, perişanlık görüntüsü yarattığı gerekçesiyle, depremzedelerin barındıkları konteynerlerin kış günüyle boşaltılmak istenmesi!

Buralarda yaşam savaşı veren ve ‘Samsun’da bedava dağıtılan konutlar bize 80 bin TL bedelle ya da 600 TL kirayla verilmek isteniyor. Biz depremzede değil miyiz?’ diyen insanlar, yaşam şartlarını gösterdikleri festival ekibinden imza toplayarak dertlerini yetkililere duyurma çabasında!

Biz de buradan birkaç satırla da olsa, depremden sonra hayat şartlarının hızla pahallılaştığı Van’daki dertleri dillendirelim ve kamuoyunu bilgilendirelim dedik. Umarız o insanların da sorunları en kısa zamanda hallolur.

Ve kapanış…

Rescate Otel’de yapılan ödül töreniyle son bulan festivalin kapanışı, Gülşen Önder ve ‘Şubat’ dizisinin oyuncularından tiyatro sanatçısı Şeyhmus Yunus Erdem’in sunuculuğunda gerçekleşti.

Grup İsimsiz’in müzik dinletisi ve fotoğraf sanatçısı İhsan Kaçar’ın ‘Savaşın Kadınları’ çalışmasıyla renklenen gecede, Yeşim Ustaoğlu’nun başkanlığında, Mehmet Güleryüz, Suna Yıldızoğlu, Mustafa Biber, Zahit Atam ve Yücel Ünlü’den oluşan ‘1. Uluslararası Van Gölü Film Festivali’ jürisi, ödül alan filmleri 14 başvuru arasından belirledi.

Jüriye, ‘En Hakkaniyetli Ödül Dağıtan Jüri Ödülü’nün verilmesini gerektirecek derecede adilane dağılımın yapıldığı festivalde, ödüller hatır gönüle değil, gerçekten hak edene gitti!

‘Öfkeli Çılgınlık Karamsar Çile’ ile ‘En İyi Film’ve ‘En İyi Yönetmen’ ödülleri gerek kişiliğini, gerekse çalışmasını çok takdir ettiğim, Hatice Yakar’ın oldu. Seyfettin Tokmak’a film dalında ikincilik getiren ‘Kırık Midyeler’, Uğur Mehmetoğlu ve Sedo Çelik’e de ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü kazandırdı. ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülü ise ‘Can’ filminden Selen Uçer’in oldu.

En iyi üçüncü film seçilen ‘İz/Reç’, ilk denemesi olmasına rağmen gayet özenli bir iş çıkartan Tayfur Aydın’a bir ödül daha getirdi.

Festivale katılamadığı için onun namına ödülünü aldığım Mahur Özmen, ‘Adalet Oyunu’ ile ‘En İyi Senaryo’ ödülüne layık görülürken aynı yapımla Natali Yeres de ‘En İyi Sanat Yönetmeni’ ödülünü aldı.

Kendisine ödülünü takdim etmekten gurur duyduğum ve önceki yazımda da belirttiğim gibi cesur dilinden dolayı kutladığım Mizgin Müjde Arslan Ben Uçtum Sen Kaldın’ belgesel filmiyle Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu.

‘En İyi Film Müziği’ ödülünün ‘Nar’dan Selim Demirdelen’e gittiği gecede izleyicinin yoğun ilgisi, tüm kısıtlı olanaklara ve resmi desteğin yetersizliğine karşın Van’da başlayan sinema öyküsünün başarı göstergesiydi!

Eğitim kurumlarının ve yetkililerin de desteğini alarak, nice Van Gölü Film Festivallerine…

Anibal GÜLEROĞLU

www.twitter.com/guleranibal