Yeni nesil ‘Superman’ bir başka…

En önemli Amerikan ikonlarından sayılan ve Neitzsche’nin ‘üstün insan’ kavramı temel alınarak yaratılan ‘Superman’, sadece çizgi roman ve sinemanın değil, Türk televizyonlarında da defalarca yayınlanmış olan ‘Lois & Clark: The New Adventures of Superman’ dizisiyle ekranların da gözbebeği olmuş bir karakter.

Yıllar yılı farklı uyarlama ve maceralarla gerek sinemada, gerekse televizyonda yer alan ‘Superman’, kimi bölümlerinde hayal kırıklığı yaşatsa da genelinde beğeniyle izlendi. Senaryosu David S. Goyer'e ait olan son film ise daha vizyona çıkmadan Christopher Nolan’ın varlığıyla ses getirdi.

Kullandığı kurgu sistemiyle dikkat çeken ve el attığı ‘Batman’i adeta yeniden dirilten Nolan’ın, DC Comics’in bu en meşhur süper kahramanını da, köklerine inerek yeniden var etmeye soyunması ‘Superman’ tutkunlarının ilgisini çekmek için akılcı bir yoldu.

Nitekim izleyiciyi ‘Superman’in doğum anına götürerek çelik gibi güçlü kahramana farklı bir bakış açısı getiren son filmin yönetmenliğini Zack Snyder’a veren Nolan, ‘Man of Steel’ ile beklentileri boşa çıkartmayan bir eser ortaya koydu.

***

Kripton’un çekirdeği çökerken yaşanan ‘normal’ doğumun heyecanı ve gezegeni tahliye etme isteğinin gerilimiyle açılışını yapan ‘Man of Steel’, geçmişten tanıdığımız isyankâr General Zod’u da farklı bir biçimde olaya dâhil ederek yaratılan bir macera.

Dağıtılan Konsey, asırlar sonra ilk kez ele doğan erkek çocuğuyla yakalanan umut ve Kodex’in doğuş bölmesinden çalınan gelecek… Kripton’un yok oluş noktasından duygusal bir başlangıç yapan ‘Man of Steel’, Superman’in doğumuna ve Dünya’ya yollanışına tanıklık ettirmenin ardından ‘Evrende yalnız mıyız’ sorusunun cevabı olarak insanların arasına karışan Clark’ın büyüme çağını geri dönüşlerle aktarıyor.

Çocukluk döneminde kendini tanıma ve sonrasında gücünü saklama zorluklarını duygusal örneklemelerle ele alan yapım, bu süreçte ‘İnsanlar anlamadığı şeyden korkar’ mantığı doğrultusunda hareket ediyor.

İnsan ırkı karşısında gururla durmak ya da durmamak arasında tercih yapmaya yönelen Clark Kent(Henry Cavill), ‘Ne kadar güçlendiğini görmenin yolu, sınırlarını zorlamaktır’ diyen babasının megaloman Amerikan motivasyonuyla gerçek kimliğini bulmanın ardından Dünya’yı ve insanları korumaya yöneliyor.

Her insanın içindeki iyiliği yakalamayı simgeleyen işaretle önem kazanan kıyafetiyle Kal-El’e dönüşen ve General Zod’la mücadeleye girişen Clark karakterini açığa çıkartan ‘Man of Steel’de en zayıf halka, Pulitzer ödüllü gazeteci Lois Lane!

Dünyanın neresinde olursa olsun sansürün ve haber kısıtlamasının var olduğunun mesajını vermekte rol oynayan yazar Lois Lane, yerli yersiz bir tebessümle ve abartılı iyimserlikle ortalıkta dolanan Amy Adams'ın oyunculuğu sayesinde, yeterince tatminkâr olmayan sahte bir karaktere dönüşmüş.

Gezi Parkı’na twitter desteğiyle katkıda bulunan Russell Crowe’ın az ama öz rolünün yanı sıra Kevin Kostner’ı da görme fırsatı yaratan Jonathan Kent’in kendini feda etme anlamsızlığına takıldığım yapımda bir başka dikkat çekici nokta ise kötüler kanadından General Zod’un, sürekli Kal-El olarak anılan ve yeni nesil zırhıyla piyasaya sürülen ‘Superman’den daha benimsenir bir yapıya sahip olduğu.

Kripton’u koruma amacı doğrultusunda yaratılan ve askerlerin darbeci kimliğini açığa çıkartan General Zod(Michael Shannon), son zamanlarda ekranlarda da yaygınlaşan kötü karakterlerin iyilerden daha çekici olma durumunun örneği olarak hayli başarılı! Bunda Shannon’ın kendine has yorumunun da etkisi var kuşkusuz.

İlk yarısında çocuk duygusallığını ve aile ilişkileriyle gelişen insani değerleri, kişilik oluşturma aşamasını öne çıkartan ‘Man of Steel’, aksiyon meraklılarını da unutmamış. Efektlerle görselliğin mükemmelleştiği yapımda onlar için ikinci bölümü ideal!

Tabi, 3D gözlüklerinin verdiği baş ağrısını, şehir halkının üzerlerine yıkılan gökdelenlere aval aval bakıp sonra kaçışmalarının mantıkszılığını (ki, böyle pek çok sahne var) ve finaldeki çok kolay gelen zaferin anlamsızlığını hesaba katmazsak…

Bunun ötesinde, Christopher Nolan’ın izlerini taşıyan ve şimdiye kadarkilerden farklı bir kurguya sahip olan ‘Man of Steel’, izlenmeye değer bir yeni nesil ‘Superman’! Umalım da, devam filmleri yoldan çıkıp rutine binmesin.

Anibal GÜLEROĞLU

www.twitter.com/guleranibal