Ankara Kerry’den memnun

Obama’nın ikinci döneminde Dışişleri Bakanlığı’na Türkiye’yi yakından tanıyan John Kerry’yi ataması Ankara’yı memnun etti. Kerry, rakibi Susan Rice’tan daha “tecrübeli” ve “dengeli” bir isim olarak görülüyor. Ankara 30 yıldır Senato’da olan Kerry’yi Suriye konusunda da rahat konuşabileceği bir isim olarak görüyor

Ankara Kerry’den memnun
ABD?Başkanı Obama, John Kerry ile birlikte.

ABD Başkanı Barack Obama’nın ikinci dönemi için Hillary Clinton’dan boşalan koltuğa Türkiye’yi de yakından tanıyan John Kerry’yi ataması hem ikili ilişkilerdeki ahengin devamı hem de Suriye konusunda Ankara’yı rahatlattı.
Ankara açısından 69 yaşındaki John Kerry, rakibi Susan Rice’tan daha “dengeli“ ve “devlet adamlığı tecrübesine” sahip bir isim.
Üst düzey bir yetkili, 30 yıldır Senato Dış İlişkiler Komitesi’ndeki kurmay konumu nedeniyle Soğuk Savaş’tan bu yana sayısız defa Türk yetkililerle bir araya gelen John Kerry ile ilgili “Kendini kanıtlamak zorunda hissetmeyen, devlet adamı formasyonundan gelen bir isim” ifadesini kullandı.
Her ne kadar hükümet kaynakları iki isim arasında doğrudan bir kıyaslama yapmaktan çekinse de, kapalı kapılar ardında Susan Rice’ın kimi yorumculara göre “sert“ ve “inişli çıkışlı” diye tanımlanan tarzının Ankara, Moskova ve bazı Ortadoğu başkentlerinde hafif bir endişe kaynağı yarattığı da biliniyor.
Buna karşın John Kerry, diplomatik kişiliği ve ikili ilişkilerdeki ‘yapıcı’ üslubuyla tanınıyor. Örneğin 2008 yılında, Afganistan’la Washington arasındaki ilişkiler dönemin Afganistan özel temsilcisi Richard Holbrooke nedeniyle kopma noktasına geldiğinde, Obama yönetimi özür dilemek ve ilişkileri tamir etmek amacıyla Kerry’yi Hamid Karzai’ye göndermiş, tecrübeli senatör 5 günlük bir gezi ve 20 saati bulan baş başa görüşmeler sonunda Afgan liderini seçim takvimine ikna etmişti.
Kerry, Obama’nın sadık destekçilerinden olmasına karşın Senato’daki Cumhuriyetçiler’in de güvendiği bir isim.
Dış İlişkiler Komitesi’ndeki rolü nedeniyle, ortalama bir Avrupa ülkesinin başbakanından daha fazla uluslararası ağırlığı olan Kerry, Türkiye’de de devlet erkânını yakından tanıyor.
Ankara açısından Kerry ayrıca Suriye konusunda da sağlıklı bir diyalog kurulabilecek bir isim. İçten içe Obama yönetiminin Suriye konusunda ‘ilgisiz’ ve ‘yavaş’ kaldığını düşünen Ankara, John Kerry’nin Obama’yı daha ‘kararlı’ bir pozisyona da ikna edebileceği umudunu taşıyor.
2011 yılında Suriye’ye gidip Beşar Esad’la görüşen Kerry, Şam rejimini Türkiye’nin önayak olduğu İsrail-Suriye barış sürecine ikna etmeye çalışmış, ancak başaramamıştı. Ankara’nın beklentisi, Suriye’deki insani trajedinin boyutlarından yola çıkarak bu kez John Kerry’nin kolları sıvayarak Beşar Esad sonrası geçiş sürecine yönelik diplomatik çabaları yoğunlaştırması olacak.
Muhtemelen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da geçen hafta Kerry’ye yolladığı tebrik mektubunda ‘konuşacak çok konu’ olduğunu vurgulayarak ‘en kısa zamanda’ buluşmak istemesi de bunun göstergesi...

Başbakan’ı kim dinlemiş?

Adalet Bakanı Sadullah Ergin milletvekili adayıyken ‘dinlendiğini’ itiraf etmişti. Ama cuma akşamı Başbakan Erdoğan’ın “Evimin altında dinleme cihazı çıktı“ lafı, tam bir bombaydı.
Tam olarak söylemek gerekirse, Erdoğan, NTV-Star yayınında, “Dinleme tamamen kazınmış değil. Ben de dahil dinleme bitmedi. Evimin altındaki ofisimde ben de dinlendim” dedi.
Vahim. Üzücü.
Ama açıkçası, her anlamda ‘dinleme mağduru’ olan biz gazeteciler için oldukça da tanıdık bir ruh hali.
Tabii insanın aklına ister istemez ‘Başbakan’ı kim dinleyebilir?’ sorusu geliyor. Hadi biz itilip kakılmaya alışığız da, kim Başbakan’ı dinleme cüreti gösterir? Asker deseniz, artık öyle bir gücü kalmadığı ortada. Dinleme aletleri bile elinden alındı. Kim olabilir o zaman?
Kolay yanıt ‘derin devlet.’ Fakat bu soyut kavram, her bedene uyan elastik bir kazak gibi... Bunlar profesyonel işler. Benim merak ettiğim, gerçekten emri verenin, cihazını satın alanın, oraya yerleştirenin, finansmanını sağlayanın kim olduğu...
Ve tabii Başbakan’ı dinleyenlerle Deniz Baykal ya da MHP’lileri dinleyenlerin aynı derin devlet olup olmadığı...
Aslında yıllardır derin devletin Ergenekon olduğu ancak savcıların ‘örgüt yöneticisi’ dediği herkes 4,5 yıldır Silivri’de olduğuna göre, Erdoğan’ın dinleyen Ergenekon olamaz. Peki, başka derin devlet mi var?
Sorularımın cevabını dünkü gazetelerde aradım. Milliyet ve bazı gazetelerde, Başbakan’ın Keçiören’de evinin tam altındaki çalışma ofisi, Meclis makamı ve arabasında çıkan ‘böceklerle’ ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma başlattığı haberlerinin içinde, geçen ekimde (Erdoğan’ın Meclis makamında böcek bulunmasından hemen sonra) Koruma Daire Başkanı Mehmet Yüksel ve Koruma Müdürü Zeki Bulut’un görevlerini bıraktığı detayı vurgulanmıştı. Bu olaydan sonra Başbakan’ın korumalarının bir emniyet kararnamesiyle değiştirildiğini de biliyoruz. Peki, iki olay arasında bir bağlantı var mı?
Kafam iyice karışınca, Erdoğan’ın röportajına geri döndüm. Tam cümlesi şuydu: “Devletin bazı kurumlarında derin devletten kalma kötü alışkanlıklar var. Ben dahil bu dinlemeler bitmemiştir.”
Hah tamam! Biz de öyle biliyorduk ama sizin söylemeniz daha iyi oldu Sayın Başbakan. Dinlemeleri yapan, devlet kurumlarıymış.
Erdoğan emniyet, asker ya da MİT’i kastediyor olmalı. Şimdi merak ediyorum acaba hangisi? Ve ne yapılacak bu konuda? Lütfen birileri bundan sonraki röportajda soruversin...