Eninde sonunda gidici

Memleket karpuz gibi ikiye ayrılmış durumda: Onu ”sevenler” ve ”sevmeyenler.” Karşısındaki cephe kalabalık ancak bölünmüş olduğu için güçsüz. Muhalefetin lideri iyi adam ama kitlelere heyecan vermiyor. Değişim şart ama herkesin aklının bir köşesinde ekonomik kaygılar var. Sandığa giderken sağ-sol, dindar-laik ayrımları adeta anlamsızlaşmış; memlekette tek mesele var: ”Onunla mı onsuz mu?”
Hayır canım; nereden çıkardınız Türkiye’yi! Tabii ki İsrail’den söz ediyorum.
Dün sandığa giden İsrail seçmeni, aslında herhangi bir parti değil, üst üste seçim kazanan ve uzun süredir ülkeyi yöneten Binyamin Netanyahu’yu düşünerek oyunu kullandı.
Bazı konularda (ki Filistin meselesini kastetmiyorum) İsrail ve Türkiye’nin benzeşen siyasi iklimleri var. Orada da homojen olmayan bir seçmen yapısı ve sayısız siyasi parti var. Medya ve siyasette kakofoni hakim. (Bizden farklı olarak baraj %3.25 olduğu için, mecliste temsil daha renkli.)
İsrail de bizim gibi dış politikada ağır bir ”değerli yalnızlık” döneminden geçiyor ve en yakın müttefiki ABD’yle ilişkiler, en tepede ”limoni”.
Oysa tüm dünya ekonomik krizdeyken, İsrail ve Türkiye büyümeye devam etmiş, bu durum siyasi iktidarlara yaramıştı. Ancak artık İsrail’de ekonomik göstergeler hiç de iyi gitmiyor ve bu durum, sandığa giden seçmen açısından Filistin meselesi kadar önemli.
Netanyahu’nun karşısındaki muhalefet ise, yakın zamana kadar ne organizeydi ne de ekonomi yönetimi konusunda seçmene umut veriyordu.
Ancak bu seçimde bambaşka bir atmosfer var. Birincisi sol muhalefet, Netanyahu’ya karşı seçim ittifakı yaptı.
Ama daha da önemlisi, artık Filistinliler devrede. Söz ettiğim, bu zamana kadar dağınık partilere oy atan 1.6 milyon Arap asıllı İsrail vatandaşı. İlk kez ortak bir listeyle ve ”Biz İsrail partisiyiz” vaadiyle sandığa gidiyorlar. ”Ortak vatan” diyorlar. Eskiden bağımsız adaylar olarak Knesset’te güçsüz bir konumları vardı. Şimdi ise, 41 yaşındaki genç Filistinli avukat Ayman Odeh gibi tüm İsrail toplumunu heyecanlandıran, sert muhalefet yapabilen, gündem yaratan karizmatik bir liderleri var. Bu yüzden de İsrail tarihinde ilk kez %10 gibi bir oy alma şansına sahipler.
Bir parlamenter demokrasi için %10 büyük rakam. Kimseyi iktidara getirmez ama kimin iktidara geleceğini belirleyebilir.
Uzun lafın kısası, Netanyahu döneminin sonlarına geldik. İsrail’i yakın tanıyan bir dostum ”O kadar emin olma. Ya koalisyonu kurma görevini ona verirlerse” dedi. Tutmaz. İşin büyüsü bozuldu. Sevenleri, sevmeyenlerinden az. Koalisyonda kalsa bile, artık eski gücünü koruması mümkün değil. Partisi hükümet kurmakla görevlendirilse, allem edip kallem edip Başbakanlık binasında kalmayı başarsa dahi, artık topal ördek sayılır. Milli irade arkasında değil. Uzatmaları oynuyor.
Eee... ne diyelim. Hayat böyle bir şey. Her gecenin bir sabahı var...