Hacamat özgüveni

Kuşkusuz ki benim cahilliğim, ben hacamat müesssesini çok geç öğrendim. “Hacamatçıya gidiyorum” cümlesini ilk duyduğumda ki epey yakın bir tarih asla nereye ve ne amaçla gidildiğini anlayamadım. Bugüne kadar cümle içinde bir tek “hacamat etmek”i duymuşum, o da argoda “yaralamak, çizmek” anlamlarına gelen bir tabir, insan neden kendi isteği ve dahi parasıyla yaralanmaya gitsin?

Nitekim kısa zamanda aydınlandım, o tabir kaynağını 5000 yıl öncesine dayanan akupunktur benzeri işlemden alıyormuş, zira hacamatçı insanın derisini bir neşterle çizip oradaki ‘kirli’ kanı bardak marifetiyle emen kişiymiş. Şimdi sosyal medyada birbirine “İslamla alakalı diye karşı çıkıyorsunuz yoksa bayıla bayıla giderdiniz” diyenler görüyorum, hacamatın eski Mısır’dan Çin’e, Antik Yunan’dan Roma’ya birçok uygarlıkta uygulandığına dair bilgiler mevcut.

Ancak bizde işler çığrından çıkmış durumda. Normalde beli ağrısa gideceği doktorla ilgili kılı kırk yaran, elli kişiden tavsiye alan, google’ın altını üstüne getiren insanlar gönül rahatlığıyla kim olduğunu, nasıl bir eğitim aldığını bilmedikleri hacamatçının (yeni öğrendiğimiz adlarıyla haccam ve haccamelerin) neşterine teslim olmaktalar. Hem de her rahatsızlıkları için. Öyle bir yöntem düşünün ki ne bileyim kronik baş ağrısından sindirim bozukluklarına, karaciğer yağlanmasından depresyona her derde deva olma iddiasında. Ve bir sürü insan gözü kapalı bu yöntemi kontrolsüzce evinde, komşusunda ayak üstü uygulayıveren insanlara koşmakta.

Hayatlarının yarısını okuyarak, kalanını da mecburi hizmetlerde, nöbetlerde, sabahın köründen gece yarısına kadar hastanelerde gene de bu gözü kapalı güvene layık görülmeyen hekimlerin meslek birliğine onlar meydan okumasın da ben mi okuyayım?

Helga tövbe etti zeytinlik arıyor

Türk basınının gelmiş geçmiş en ünlü magazin figürü kimdir? Tabii ki Helga. Karşımıza farklı isimler ve cisimlerle çıksa da her daim Türk erkeklerine hayran olup onlarla tanışabilme umuduyla bizim sahillere koşan bikinili güzel. Alman olabilir, Rus olabilir, Brezilyalı hatta İtalyan olabilir ama illa ki ülkesinde erkek türüne kıran girmiş, pardon Türk erkeğinin ünü sınırları aşmıştır. Maksat biz o bikinili fotoğrafı basabilelim, resimaltı uydurmak ata sporumuz.

Bizim emektar Helga, bu hafta ABD’li porno yıldızı Kendra Lust’ın kimliğinde vücut bularak Sakarya yerel basınında boy gösterdi. Efendim, Sakaryaspor Bayan Voleybol Takımı’na Kentra Lust adında bir oyuncu transfer olmuş. Sakaryalı gazetecimiz isim benzerliğine aldanıp gelenin porno yıldızı olduğuna karar vermiş. Buraya kadar neyse. Peki o nasıl bir haber ‘süsleme’dir?

‘Genç voleybolcu’ demiş ki “Geçmişte bazı hatalar yapmış olabilirim, geri kalan hayatımı Türkiye’de geçirmek istiyorum”. Buyrun bakalım. Neden peki? Ezandan çok etkilenmiş, tövbe etmiş. “Müslüman olacağım, Rümeysa adını alacağım” demiş. Bakınız, adı bile belli. Ve tabii ki o da Türk erkeklerine hayran. Ama tövbe ettiği için eğlenmek değil evlenmek amacında ve anlaşılan evlilik programlarına düşkün ki tapu soruyor. “Zeytini çok severim, zeytinlikleri olan bir beyle evlenmek istiyorum” demiş.

Zamane Helga’sı işte. Değişmeyen tek şey Türk erkeğinin karşı konulamayan cazibesi.