İçine bakmak yerine, yardımlaşmak

Evlerimizde geçirdiğimiz süre uzadıkça hayatımızdaki her şeye yüklediğimiz anlam da değişmeye başladı. Yarın bayram. Herhalde çok değil, dört beş ay önce bazılarımız için bu yılın ilk yaz tatiline tekabül edecekti, bazılarımız için aile ziyareti, memlekete gidiş, hiç olmadı eş dostla buluşma. Şimdi karşı camdaki komşuyla uzaktan bayramlaşırsak ne âlâ. Kapıyı çalacak davulcu, harçlık isteyecek çocuk bile yok ki bunları arayacağım aklıma gelmezdi.

Neyse, ağlaşma amaçlı yazmıyorum, nasıl biraz anlamlı kılabiliriz şu süreci üzerine olduğu kadar kafa yormaya çalışıyorum, aklıma sadece ve sadece yardımlaşma geliyor.

Bir de hâlâ sahip olmaya devam ettiklerimizi sevme, kıymet bilme. Bu ay gene bu derece özleyeceğimi tahmin etmediğim dergimiz Milliyet Sanat geri dönüyor mesela. Bir yere gitmiş değildi tabii de, pandemi dolayısıyla bütün etkinlikler iptal olunca nisan ve mayıs sayılarını beraber çıkarmış ve bir ara vermiştik. Şimdi her zamankinden büyük bir özenle haziran sayısını hazır etmekteyiz. Evet, hâlâ etkinlikler yok; sinema, tiyatro, konser, sergi yok ama çıkan albümler var, online gezilebilen müzeler, sanatçıların karantina sonrasına dair planları, evde izlenebilecek filmler, okunacak kitaplar var. Sanat her zaman bir derya olmaya ve insanın elinden tutmaya devam ediyor.

Ben de derginin bu sayısı için Mert Fırat ile söyleşi yaptım. Skype marifetiyle tabii. Yeni sezonda DasDas için neler planladıklarını merak ediyordum elbette. Nasıl ve ne zaman perde açmayı düşünüyorlardı, yeni oyun yapacaklar mıydı, seyircinin gelip gelmeyeceğine dair tahminleri var mıydı... Ama bir de en az bunlar kadar merak ettiğim, onun hem kendi ruh sağlığı hem mesleğinin selameti hem de elinin ulaşabildiği tanıdığı, tanımadığı insanlar için yapmaya çalıştıkları vardı. Olanaklarla ihtiyaçların şahane bir buluşma noktası olduğunu düşündüğüm, 2015 yılından bu yana 350 sivil toplum kuruluşuyla iş birliği içerisinde 1.5 milyondan fazla desteği yerine ulaştıran online platform olan İhtiyaç Haritası mesela.

Karantina sürecini de boş geçirmemiş, sürdürülebilir müzik festivali Festtogether’ı “evde” konseptiyle düzenleyerek Kovid-19 salgını sonrasında ortaya çıkan ihtiyaçlara destek olmak amacıyla 29 sanatçının ev sahipliğinde, 43 müzisyenin katılımıyla 15.5 saat süren canlı yayın yapmışlardı. Entübe kabinleri, dezenfektan jeller gibi ihtiyaçların yüzde 80’i karşılanmıştı bu sayede.

Şu an siteyi açıp bakarsak, yurt çapında 16 bine yakın ihtiyaç kaydı mevcut, 3 bin kadar da sahibini bekleyen destek. Mert Fırat “İhtiyaçlar hayal gücüyle sınırlı” diye anlatsa da (Kocası için beyin isteyen bile varmış misal. Ya da şu sıra gelinlik. Ya da psikolojik destek.) mutlaka hepimizin karşılamaya imkanının el vereceği bir ihtiyaç var orada, bebek bezinden tutun da kütüphanede duran okumuş olduğumuz romanlara kadar.

Belki evdeki eski bilgisayarınız pandemi sırasında online dersleri takip edemeyen bir üniversite öğrencisine çare olur mesela. Bilmiyorum, ihtiyaçlar gibi destekler de hayallerle sınırlı. Tek bildiğim, yardımlaşmanın insana bu süreçte içine dönmekten, kendine bakmaktan, hayatın vermeye çalıştığı mesajı almaya çalışmaktan falan çok daha iyi geleceği. Tekamülse en âlâsından. Bayram bu sefer de buna vesile olsun...

Fotoğraflar: Ercan Arslan