Şiddet sarmalından çıkmak

Zaten canımıza tak eden bir yılın son gününde iç açıcı şeylerden söz etmek, çoğunlukla sevdiklerimizden uzakta, yalnız geçecek ilk ve -umarım- son yılbaşımıza daha neşeyle merhaba demek istiyordum ama 2021’e dair sizin bizim gibi umutları olan bir kadının daha bir erkek tarafından bu hayattan koparılışına isyan ederek geçirdik son birkaç günümüzü de. Üstelik sayı iki günde dörde çıktı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu iki gün önce öğretim görevlisi Aylin Sözer’in bir erkek tarafından yakılarak öldürülmesine karşı sessiz kalmayacaklarını duyurdu, tarihler 30 Aralık’ı gösterirken üç isim daha eklenmişti yanına: Selda Taş, Vesile Sönmez, Betül Tuğluk. Bu ülkede kadınların payına hep birer sosyal medya “etiketi” olarak veda etmek düşüyor. “... için adalet”. Noktalı yerler hiç boş kalmıyor.  

O da yetmiyor, bir de hayatına dair yalan yanlış bilgiler saçılıyor ortaya. Katilin olacak adamın kendini kurtarmak için ortaya attığı bir sürü saçmalıkla beraber uğurlanıyorsun. Şu anda Aylin Sözer’in başına da geldiği gibi. “Ayrıldığı erkek” tarafından öldürüldü, “Katil eski sevgilisiymiş”, “aşk cinayeti, kıskançlık cinayeti, tutku cinayeti”. Bir de cinayet romantize ediliyor ki seven erkeğin öldürme hakkı bir kenarda saklı kalsın. Halbuki edinilen son bilgi katil Kemal Delbe’nin Aylin Sözer’i hiç tanımadığı yönünde. Muhtemelen evli ve üç çocuklu ve katil de biliyor ortaya bir aşk, ayrılık, kıskançlık kokteyli hazırlarsa daha “anlaşılır” sayılacağını.

En iyi hatırlanan kadın cinayetlerimizden Özgecan Aslan’ın öldürülmesinin üzerinden altı yıla yakın zaman geçti. Beşinci yıl dönümü olan şubat ayında Özgecan’dan sonra katledilen kadınların sayısı 2000’i bulmak üzereydi. Şu an epeyce geçmiş olmalı. Türkiye’nin dört bir yanından farklı yaşlardan, mesleklerden 2000 küsur kadın vakitsiz ayrıldı hayattan. Vahşice koparıldı. Kiminin katili kocası, kiminin oğlu, kiminin babası, kimininki de hiç tanımadığı biriydi. Ortak tek özellikleri erkek olmalarıydı.   

Kadınların canının neden her an tehlikede olduğunu, neden o çeteleye her gün yeni isimler eklediğimizi, bu şiddet sarmalından neden bir türlü çıkamadığımızı konuşmak yerine o erkek o kadının nesiydi de öldürdü acaba diye merak etmeye devam edersek, daha uzun süre bu içler acısı tabloya bakmaya devam ederiz.  

Yıkılmadık ayaktayız

Mademki bize her anlamda “farklı” bir hayat biçimi dayatan bir yıla nihayet veda ediyoruz, 2021’e girerken kendimiz, sevdiklerimiz ve dünya için güzel şeyler dileyelim. Öncelikle önemini ziyadesiyle kavradığımız sağlığın insanlığa geri dönmesini isteyelim. Onu huzurun, neşenin, yeniden birlikte oturulan uzun sofraların, sanaldan gerçeğe taşınan sohbetlerin, aşkların, dostlukların, sıkı sıkı sarılmaların izlemesini umalım.

O günleri beklerken gene güzel şeylere, en çok sanata sığınalım. İKSV İstanbul Caz Festivali ekibi “Yılbaşı ruhuna eşlik edecek şarkılardan” oluşan dört saatlik bir Spotify listesi hazırlamış, David Bowie’den “Volare” ile başlıyor, Nina Simone’lar, Ella Fitzgerald’lar, Laço Tayfa’lar, Şenay’lar, neler neler var. Eğer bu gece saat tam 22.00’de dinlemeye başlarsak yeni yıla Gloria Gayner’ın “I Will Survive”ı ile girebiliyoruz. Bence onu Ajda Pekkan’ın şahane “Yıkılmadım Ayaktayım”ı ile perçinleyebiliriz. Bu yılın teması bu değil de nedir? Hep beraber dileyelim, olsun.   

 

DİĞER YENİ YAZILAR