Bir yanlıştan dönmek!

Uluslararası bilim çevrelerinin araştırmalarına konu olacak kadar büyük bir öneme sahip olan Salda Gölü’nü kaybedersek kendini yenileme imkânı yok. Doğa kaybettiğinde, insanlar aslında daha çok kaybediyor

Bundan 24 yıl önce, İskoçyalı Prof. Dr. Mike Russel başkanlığında Glasgow Üniversitesi’nden bir ekip Salda Gölü’nde araştırmalar yapmak için Türkiye’ye geldi. Prof. Russel’a göre; Dünya’da Mars’ın yüzey özelliklerini taşıyan iki yer var. Biri Kanada’nın kuzey bölgesinde, diğeri de Salda Gölü’nde. Prof. Russel göldeki magnezyum yüklü beyaz kayaların Mars’ta da görüldüğünü güneş enerjisi ve kimyasal moleküllerin birleşmesiyle orada da hayatın oluşabileceğini ileri sürmüştü. Uluslararası bilim çevrelerinin araştırmalarına konu olacak kadar büyük bir öneme sahip Türkiye’de bir göl, sizce bizim için ne ifade ediyor? Oluşumu 2.5 milyon yıl öncesine dayanan bir gölün ne anlama geldiğinin bilincinde miyiz?

Kumunun ezilmemesi gerekiyor

Salda Gölü konusunda Türkiye Tabiatı Koruma Derneği Bilim Danışmanı Erol Kesici, Prof. Doğan Kantarcı gibi uzmanlar, doğal yaşam ortamına, biyolojik çeşitliliğine geri dönülmez zararlar verilmemesi yönünde basın yoluyla insanları defalarca uyardı. Mesela uzmanlar dedi ki; “Gölün ekolojik yapısının ve biyoçeşitliliğinin korunması için kumunun ezilmemesi, kararmaması, suyunun kirlenmemesi gerekiyor. Beyaz kumsal ‘biyomineralizasyon’ sonucu oluşan canlılardan meydana geliyor. Dolayısıyla kumunu sakın ezmeyin, ayakkabıyla girmeyin. Gelin görün ama kumlarına basmayın. Suya dokunun ama gölün içine girmeyin. Burası bir piknik alanı değildir.”

Bakanlık devrede


İyi niyetle de olsa ziyaretçi sayısının artırılmasına yönelik plan ve ihale sonucu yapılacak aydınlatma, yol, otopark gibi altyapı tesislerinin binlerce yıl içerisinde doğal olarak oluşmuş Salda Gölü ekosisteminin bozulmasına, çevre kirliliğine neden olacağı yönünde açıklamalar da oldu. Yetkililer, Salda Gölü’nü “özel çevre koruma bölgesi” ilan ederek, yaklaşık 300 bin metrekarelik alanda Millet Bahçesi yapılması yönünde karar alındığını ve asla zarar verilmeden yapılacağını belirtti. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Salda Gölü’nün çevresinde herhangi bir yapılaşmaya asla izin vermeyeceğiz” dedi.

Buna rağmen dünya küresel bir sorunla boğuşurken, Burdur Yeşilova’da Salda Gölü’ne buldozerler girince, medya bu yönde haberler yaptı. Sosyal medya ayağa kalktı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı harekete geçti. Bakan Kurum, paylaşılan olumsuz görüntülerin, Salda Gölü’nü koruma eksenli projeyi kesinlikle yansıtmadığını, projede olmayan bir uygulamayı yaptıkları için yüklenici firmaya ceza kesildiğini, müşavir firma ve sorumlu personele soruşturma başlatıldığını açıkladı. Daha da önemlisi “en küçük bir hoyratlığa izin vermeyeceğiz” dedi.

Medya her gün hatırlatmalı

İş makinesiyle kamyonlara yüklenen kumlar, daha sonra küreklerle eski yerine götürüldü ama kepçeyle kazımanın, yığmanın, yüklemenin ve de üstünde kamyon dolaştırmanın neye mal olduğunu, olası sonuçlarını şimdilik bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz: Evet, küresel ısınma, iklim değişiklikleri nedeniyle çok sayıda gölümüz kurudu. 36 gölümüz yok oldu. Onları yeniden kazanmaya çalışıyoruz. Ama Salda Gölü’nü kaybedersek kendini yenileme imkânı yok.

Tarihte insanın doğaya verdiği zararın sonuçlarına bakın. İnsanın hoyratlığı sadece doğaya zarar vermiyor. İnsana daha çok veriyor. Doğa kaybettiğinde, insanlar aslında daha çok kaybediyor: Nefes almadan yaşanamayacağını sadece bir virüs öğretmiyor. Doğanın bizzat kendisi öğretiyor. Dolayısıyla belki de medyaya düşen en önemli görev doğayı katletmenin sonuçlarını her gün hatırlatmak olmalı. Her gün.