Çağın trajedisi kültürlü cahiller!

Sosyal medya, doğruluğu kanıtlanmamış yanlış bilgilerle, gerçek bilgiyi sıfırlamış yeni bir insanlık mı inşa ediyor?

Bir masa ötemde iki kişi sohbet ediyor. Birinin elinde gazete. Başını kaldırıp yanındakine diyor ki; “Japonya Başbakanı sağlık nedeniyle istifa etmiş.” Yanında oturan maskesini çenesine indirmiş şahıs, biraz da küçümser gibi yanıt veriyor: “Yalan, ülkenin ekonomisi bozulduğu için istifa etti.”

“Nerede yazdı?”

“Twitter’da paylaşmışlar!”

Oysa Twitter’da olmayan şu; sohbete konu olan Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin istifasına ilişkin medyada çıkan bütün haberler 65 yaşındaki Shinzo Abe’nin sağlığının bozulduğu yönünde. İstifasını ekonomiye bağlayan bir yorum yok. Aksine Japonya’nın ekonomisine büyük katkıları olan Abe’nin bir önceki istifasının da yine sağlık nedeniyle olduğu…

Cehalet çağı

Bir haberi medyadan “okumak” ile internetten araştırmadan “takip” etmek arasındaki farkın büyüklüğünü görmemiz açısından basit gibi görünen, oysa son derece önemli bir konu. Dolayısıyla bu çağı tanımlarken “Sahtekarlığa övgü çağı” demiştim. Ama bu çağ aynı zamanda yalan yanlış internet bilgileriyle beslenen özellikle okumuş yazmış insanların da içinde yer aldığı cehalet çağı olarak anılacak.

Devam edelim… Twitter’da bir kullanıcı, doktorluğu hayli tartışmalı Robert Young imzasıyla “Grip aşısındaki maddelerden biri ne? Alüminyum oksit; bu metal radyasyonu mıknatıs gibi çeker” şeklinde bir bilgi paylaştı.

Chicago Üniversitesi’nden Assist. Prof. Handan Acar, bu bilginin yanlışlığına dair açıklamada bulundu. Oksit olmadığını, radyasyonla alakasının bulunmadığını söylese de devreye aşı karşıtı kullanıcılar girdi. Doktoru azarladılar. Doktorun bilgisini internetten edindikleri bilgilerle çürütmeye çalıştılar. Doktorun bilgisini test etmeye yönelik eleştirileri kopyaladığımda 50 sayfayı geçmişti. Bazı doktorlar “Handan Hocam ne olur uzmanı olduğunuz alanda ‘cahil’ yorumlar yapmayı bırakıp, konuyu uzman olmayan kişilere bırakınız!” diyerek doktora esprili bir şekilde destek verseler de bilimsel temeli olmayan yorumların önüne geçemediler. Nihayet doğru soru bir başka kullanıcıdan geldi: “Hadi bu yalanlara inanacak kadar konu hakkında bilgisizsiniz, onu anladık da sıfır bilgiyle bu saçmalıkları yayacak kadar özgüven sahibi nasıl olunuyor?”

Bilinçli mi sezgisel mi?

Bunun yanıtını; Matematiksel.org adlı sitede akla yakın hikâyelerin insanları nasıl yanılttığını bilimsel veriler üzerinden değerlendiren çok çarpıcı bir makalede görmek mümkün. Matematik öğretmeni Gamze Dönmez’in kaleme aldığı yazıda, Psikolog Daniel Kahneman iki tür düşünme tarzı olduğundan yola çıkıyor: Birincisi sezgisel, otomatik, doğrudan düşünme. Diğeri bilinçli, rasyonel, yavaş, zahmetli, mantıklı düşünme.

Facebook ya da Twitter gibi sosyal medya ağlarında paylaşılan bilgilerle yetinenler, doğrudan düşünme yöntemini kullanıyor. Bu yüzeysel yalan yanlış bilgileri kendilerine referans alıp, derin cehalet içeren sezgisel analizler yapabiliyorlar. Sohbet ettiğiniz insanlara bakın; bir yazardan, kitaptan alıntı yapanlar, konuya dair ikinci bir soruya yanıt veremiyorlar. Çünkü soru çalışmadıkları yerden değil, internette olmayan, bulamadıkları yerden gelmiş oluyor.

Peki, ne yapmamız gerekiyor? Her defasında internette paylaşılan yalan, yanlış ya da manipüle amaçlı bilgileri düzeltme yoluna mı gideceğiz? Belki. Ama asıl sorun şu; sosyal medya doğruluğu kanıtlanmamış yanlış bilgilerle, gerçek bilgiyi sıfırlamış yeni bir insanlık mı inşa ediyor? Çağın trajedisi kültürlü cahiller!