DİJİTAL HAFIZADAN SİLİNMEK: UNUTULMA HAKKI

İnternet dünyası yeni bir hakkın doğmasına neden oldu. Dijital hafızada yer alan, arama motorlarında bulunan; bireye ait fotoğraf, kimlik bilgisi, adres, haber ve diğer kişisel içeriklerin bir daha geri getirilemeyecek ve kullanılmayacak biçimde ortadan kaldırılmasını talep etme hakkı…

Evrensel hukuk bunu ‘unutulma hakkı’ olarak tanımlanıyor.

Avukat Mario Costeja Google’da adıyla arama yaptığında, ‘borcundan dolayı evini zorla satmak zorunda kalmasına’ yönelik haberlerin linkleriyle hala karşısına çıkmasından dolayı şikâyetçi olunca 2014’de Avrupa Birliği Adalet Divanı, bireylerin arama motorlarında ortaya çıkan verileri üzerinde söz söyleme hakkı olduğunu tanıdı. Bireylerin ‘miadı dolmuş, eksik, ilgisiz ve geçersiz’ bilgileri barındıran linklerin arama motorlarından kaldırılmasını talep edebileceğini insanların ‘unutulma hakkı’na sahip olduğuna hükmetti.
***
Peki, haberin doğru ve gerçek olmasının bir önemi yok mu?

Bir hatırlatma daha yapalım: Alman aktör Walter Sedlmayr’ı öldürmekten suçlu bulunan ve hapis cezasına çarptırılan Wolfgang Werlé ve Manfres Lauber adında iki kişi de Wikipedia’yı dava etti. Davanın gerekçesinde, cezalarını çekip hapisten çıktıkları halde yıllar sonra bile bu cinayetiyle birlikte anıldıklarını, toplumda kötü bir şöhretle tanınmalarına bu sitenin yardımcı olduğunu iddia etmişlerdi. Alman mahkemeleri bu şikâyeti haklı buldu. Wikipedia ise Almanca yayınından isimleri kaldırdı. Ancak olaya ifade özgürlüğü açısından yaklaşarak İngilizce sayfa editörünün bu isimleri sayfadan kaldırıp kaldırmamakta özgür olduğunu, eğer kaldırmazsa bunu da destekleyeceklerini açıkladı.
***
Bireyin geçmişte yaptığı bir eylemin internet gibi bir ortamdan silinmesinin düşünce ve bilgi alma özgürlüğüne olumsuz etkisi olduğu konusunda hala ciddi tartışmalar yaşanıyor. David Drummond, The Guardian gazetesindeki köşesinde, ki aynı zamanda Google’ın hukuk danışmanıdır, “Unutulma hakkı üzerine konuşmamız gerekiyor” başlıklı makalesinde ifade özgürlüğü bağlamında bu tür kararları eleştirmiş diğer yandan çifte standart uyarısında bulunarak “Bu aynı bir kitabın kütüphanede bulunabileceği ancak kütüphanenin katalogunda bulunamayacağını söylemek gibi.” ifadelerini kullanmıştı.
***
Türkiye medyasında da durum farklı değil. Her gün benzer şikâyetler alıyoruz. Bir takım iddialarla bir habere konu olan bazı insanlar, mahkeme kararlarıyla aklandıkları halde, on yıl sonra bile isimlerini yazınca gazetelerin internet sitelerinde ve ilgili linklerde bu haberlerle karşılaştıklarını ve kaldırılmasını talep ediyorlar.

Bir okurumuz “kurum olarak bir takım iddialarla o kadar çok habere konu olup yıpratıldık ki beraat ettiğimize ilişkin haberlerde bile neyle suçlandığımız iddiasına defalarca yer verildiği için, toplum nazarında halen ‘suçlu olarak’ algılanabiliyoruz”

Peki, biz ne yapabiliriz?

Gazetecilik etik ilkeleri doğrultusunda yazılmış, hakaret içermeyen, haber, yazı ve görsel unsurların değiştirilmesi ya da yayından kaldırılması talepleri ifade özgürlüğü açısından kabul edilmez. Yani isteyen herkes ‘bu haber beni rahatsız ediyor, silin’ deme lüksüne sahip değildir.

Ancak kişilik haklarınızı yok sayan, insanlık onurunuzu zedeleyen, sizi kurumsal olarak ya da kişisel olarak maddi ve manevi zarara uğratan yalan ve gerçekliği tartışılır bir habercilik anlayışı üzerinden yapacağınız şikâyetleri elbette değerlendirmek mümkündür. Ancak şikâyete konu olan bir haberin kaldırılması ya da silinmesine ilişkin kriterleri değerlendirecek olan ombudsmanlık kurumuysa, karar verecek olan medya hukuk servisi ve dijital medya editörleridir.
***
Yargı kararı olmasa da insanların mağduriyetlerine yol açan ya da var olan mağduriyetin sürmesine neden olan habercilik anlayışı da elbette tartışılmalıdır. Örneğin Milliyet’te yer alan “Darbeci binbaşı dehşet saçtı” başlıklı haberde Ankara’da darbe girişimine katılan subaylardan biri olduğu iddia edilen ve bir aracın sürücüsünü öldürerek polisle çatışmaya giren Binbaşı Ünsal Turan, güvenlik güçleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı.” ifadelerine yer verilmiş. Avukatı tam aksini iddia ediyor ve haberin kaldırılmasını talep ediyor. Oysa haber olay ve zanlı hakkındaki iddialar üzerine kurulmuş. Haberin başlığı ise ‘yargı’ içerdiği için maddi olarak hatalı… Bu maddi hata düzeltilebilir ama haberi tamamen kaldırmak kamuoyunun bilgilendirilme hakkını da elinden almak demektir.
***
Dijital ortamda mevcut olan; geçmişte yapmış olduğunuz ama cezasını çektiğiniz ya da bir iddiaya maruz kalıp beraat ettiğiniz halde bir eylemin, bir haberin sonucu olarak sürekli ve periyodik olarak damgalanmış bir şekilde hayatı devam ettirmeyi kimse istemez. Ancak medya adli sicil arşivi değildir. Aksine, medya; insanlara tarihi, zamanı, olayları ‘unutturmak’ değil, ‘unutturmamak’ üzerine kuruludur. Onun için elbette ‘unutulma hakkı’nız vardır. Ama neyi, niçin, hangi gerekçeyle unutturmak isteğiniz de bir o kadar önemlidir.