Okul koridorlarında gizlenen şiddet!

Medya şiddet haberlerini verirken şaşkınlıkla hâlâ “Nasıl bu kadar kötü olabiliyoruz?” diye soruyor. Yanlış soru. Öncelikle ne yapmamız ya da bunu nasıl yapmamız gerekir sorusunun yanıtını verebilmeliyiz.

Okul arkadaşları tarafından dışlandı, aşağılandı, alay edildi. Koridorlarda sıkıştırıldı. Ellerindeki çöpleri, şişeleri yerlere atıp ondan toplamasını istediler. Yere attıkları yiyecekleri yemesi için zorladılar. Tehdit mesajları gönderdiler. Söylentilerle insanların ondan uzaklaşmasına neden oldular. Okuldaki gruplara almadılar, proje ödevlerini tek başına yapmak zorunda bıraktılar.

Ortaöğretim yıllarında akranlarının kendisine yaşattığı bu zorbalığı unutamayan üniversite öğrencisi bir genç, yaşıtları tarafından dört yıl önce uğradığı bu zorbalığı yargıya taşıdı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak uğradığı şiddette payı olan idareci ve öğrencilerden şikâyetçi olduğunu belirtti.

Okul koridorlarında gizlenen şiddet

Brezilyalı belgesel fotoğrafçısı Adriana Zehbrauskas’ın UNICEF’in arşivinde yer alan bu fotoğrafında, Honduras, Villanueva’da 16 yaşındaki Darwin, arkadaşı Henry ile paylaştıkları sınıfta oturuyor. Henry, 2016’da intihar etti. Öğretmen, iki arkadaşın akran zorbalığına maruz kaldığını açıkladı. Darwin, “Çok sert geldi, hâlâ üstesinden gelemiyorum” dedi. UNICEF/UN0232616/Zehbrauskas

Bu olayın yani bir veya birkaç çocuğun savunmasız gördükleri bir başka çocuğa fiziksel ve psikolojik davranışlar sergilemesinin adı “akran zorbalığı.” Bu şikâyetin mevzuatta ve içtihatlarda tanımı yok. Cezai yaptırımlarının olmayışı başarısızlıkla sonuçlanan hak arayışı olarak kalır mı bilmiyoruz. Zaten bunca şiddetin arasında çocukların kendi akranlarına yönelik pek önemsenmeyen bu şiddet olayı ajanslardan sessiz sedasız geldi geçti. Söz konusu haber eğitim kurumlarının medyanın ya da kamuoyunun yeterince ilgisini çekmedi, tartışılmadı, varlığı dahi hissedilmedi.

***

Oysa akran zorbalığı niye bu kadar kavgacı bir toplum olduğumuzun da en iyi göstergesi. Çünkü biliyoruz ki demokratik, barışçıl, eşitlikçi toplum olmanın anahtarı eğitimdir. Okul içinde çeteleşerek; vurma, saç çekme, dövme, ısırma gibi davranışlar sergilemek, rencide edici isimler takmak, aşağılamak, hor görmek, yalnızlaştırmak, dışlamak gibi davranışlar, sadece bu davranışlara maruz kalan öğrenciler için okulu güvenli bir alan olmaktan çıkarmıyor aynı zamanda öğrencinin intiharına uzanan ağır sonuçlara da yol açıyor.

Türkiye’de çocukların yaklaşık yüzde 19’unun yani her beş çocuktan birinin okullarda akran zorbalığına maruz kaldığı belirtiliyor. UNICEF tarafından birkaç yıl önce hazırlanan bir rapora göre de tüm dünyada 13-15 yaşlarındaki öğrencilerin yarısı, yani yaklaşık 150 milyon öğrenci, okulda ve okul çevresinde akran şiddetine maruz kalıyor.

***

Medya şiddet haberlerini verirken şaşkınlıkla hâlâ “nasıl bu kadar kötü olabiliyoruz” diye soruyor. Yanlış soru. Şiddeti haber yapmadan önce şu soruların yanıtını verebilmeliyiz? Bilim insanlarına göre kötülük madem öğrenilebilen bir şey, o halde biz nerede yanlış yapıyoruz? Aileler, eğitim kurumları değerler konusunda bilgisiz mi? Biz neyi öğrenemiyoruz ya da öğretemiyoruz? Etik değerler ya da davranışlar konusunda eğitilmemiş bir toplum olduğumuz için mi şiddet her yerde? Öyleyse öncelikle ne yapmamız ya da bunu nasıl yapmamız gerekir sorusunun yanıtını verebilmeliyiz.

***

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı, Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, “Dünya Felsefe Günü” dolayısıyla 18 Kasım’da medyaya çok önemli bir açıklama yaptı ve kısaca dedi ki: “İnsanların davranışlarıyla ilgili nedenlerden birine -ama çok temel bir nedene- dikkat çekmek istiyorum. Bu da insanların çoğunun, kin ya da öfke onları sarınca, kendilerini tutamamaları/kendilerine hâkim olamamalarıdır… Bu durum, eğitimde yapılan ve özgürlüğün yanlış anlaşılmasından kaynaklanan bir yanlışa işaret ediyor; özgür yetiştirme adına çocuklara/gençlere eylemde sınır tanımayı öğretemediğimizi gösteriyor. İnsan öldürmeye kadar götüren bu kendini tutamama, eylemde sınır tanımamanın en uç görünümü olsa gerek. Kendini tutma öğrenilebilecek bir şeydir. Bunun farkında olmak bugün eğitime eklenmesi gereken ana konulardan biri olarak görünüyor. Kendimize ve başkalarına zarar vermemeyi öğrenmenin yolu kendini tutmayı öğrenmekten geçer. Kendini tutmayı öğrenmek, değerler eğitiminin de ilk adımıdır.”

Okul koridorlarında gizlenen şiddet

Mesele bu. O ilk adımı atabilmekte. Rehberlik hizmetlerinin zorbalığı önleme vasfı taşımasının zorunlu hale getirilmesinden, okul yönetimlerinin caydırıcı önlemler almasına, personeli disiplin hükümleri çerçevesinde yaptırıma tabi tutmaktan değerler konusunda dizi çalışmaya kadar süren bir adım bu...