İlişkilerin bitmesine neden olan dört davranış

Uzun yıllardır sürdürdüğüm meslek hayatımda birçok insanın ayrılmasına, boşanmasına şahit oldum. Gerektiği durumlarda, her şeye rağmen ilişkinin devam etmesini düşünen biri değilim. Eğer gerçekten çözümsüz sorunlar varsa, ilişki mutlu etmekten ziyade zarar verici bir hale geldiyse ayrılmak sağlıklı bir tercih olabilir. Ama karşılaştığım durumlarda, çoğu zaman küçük müdahalelerle ilişkileri rayına oturacak insanların ayrıldığına şahit oluyorum. Yani karşılaştığımız birçok ayrılığı zamanında müdahale ederek kurtarabilirdik.

Birbirini çok severek yola çıkan çiftler, zaman içerisinde birbirinden ölesiye nefret eder hale geliyor. İlişkilerin temeli, mucizesi şefkat ve sevgidir. Eğer bu duygular olmasaydı dünyanın en çekici insanına bile çok kısa bir süre tahammül edebilirdik. En başta hatalar önemsenmezken, ilerleyen zamanlarda en küçük aksaklıklar bile büyük öfkeye sebep oluyor. İşlerin bu noktaya gelmesine sebep olan bazı davranışlardan bahsetmek istiyorum.

En sık yapılan hatalardan biri, ilk adımı her zaman karşı taraftan beklemektir. Bu hem sevgi hem de çözüm için adım atma konularında karşımıza çıkar. Sevgi cümleleri, yakınlık göstermek, iltifat etmek gibi davranışları hep karşı taraftan beklersen, ilk başta karşılık görsen bile ilerleyen zamanlarda karşı tarafta önemsenmeme ve sevilmeme hissiyatına neden olabilirsin. Bu sorunun etkili olduğu bir diğer alan da çatışma yaşandığı zaman karşımıza çıkar. Her ilişkide anlaşmazlıklar, gerginlikler olur, çok doğaldır. Ama bazıları bu gergin anlarda çözüm ya da uzlaşma için ilk adımı hep karşı tarafın atmasını bekler. Bu da uzun vadede sorunların çözülmemesine, basit anlaşmazlıkların bile büyümesine neden olur. Halbuki ilişkilerde gurur yoktur. Bir sen adım atarsın, bir o. Denge olduğu zaman huzur olur.

Durmadan aynı şeyler hakkında tartışmak ilişkiyi hırpalar ve anlaşılmadığınızı hissettirir. Yapılan bazı araştırmalarda, mutlu çiftlerin her sorunu çözen insanlar olmadığını, bazı sorunları çözmeden de, uzlaşarak ve kabullenerek mutluluğu yakaladığı gözlenmiştir. Yani eğer bir konu da her şeyi denemenize rağmen sonuç alamıyorsan, belki de o konuyu odak noktasından çıkararak anlaşabildiğiniz konulara odaklanmalısın. Bu konu elbette kendi kişiliğinden vazgeçecek şekilde olmamalı. İnsanların büyük bir çoğunluğu küçük şeyler için gururları sebebiyle büyük çatışmalar yaşar. Bu konularda tavizler verebilirsin.

Biri stresli olduğunda, yorucu bir iş gününün sonunda veya başkalarının yanında ciddi konuları gündeme getirmek, karşı tarafın kendisini zayıf ve utanmış hissetmesine neden olabilir. Bu daha sık olursa bir ilişkinin devam etmesi için temel oluşturmayan, çok önemli olmaya daha fazla tartışmaya yol açabilir ve bu tartışmalar çözüme ulaşmaz. Bir konuda tartışmak istediğin zamanı iyi seçmelisin. Sadece karşı tarafın aç olduğu bir zamanda bile küçük bir sorun kocaman öfke patlamalarına sebep olabilir.

Eleştiri/takdir dengesini iyi ayarlayamamak da ilişkilerin sonunu getirebilir. Yapıcı eleştiriler insanı geliştirir. Bu tür eleştiriler, karşındaki insanın kişiliğinin değil davranışlarını hedef alır ve çözüm odaklıdır. Ama yıkıcı eleştiriler karşı tarafın kişiliğini ve değiştiremeyeceği şeyleri hedef alır. Yıkıcı eleştiriye çok fazla maruz kalan kişi özgüvenini kaybedebilir ya da karşı öfke saldırısında bulunabilir. Bu konuda dikkat edilmesi gereken bir konu da, karşı taraf yeterince takdir edilmediği zaman, yapıcı eleştiriler de yıkıcı etki yapmaya başlar. Bu nedenle, karşı tarafı takdir etmek için büyük şeyler olmasını beklemek yerine küçük şeyleri de takdir ve teşekkür için kullanmak gerekir.

Kendine iyi davran, görüşmek üzere...