Narsist çocuklar yetiştiren ebeveynler

Günümüzde en çok şikâyet ettiğimiz şeylerin başında, diğer insanların en çok kendilerini önemsemesi ve başkalarının haklarına saygı göstermemesi geliyor. Ama bu şikâyetlenmeyi, İstanbul’da sık karşılaştığım bir duruma, metrobüs paradoksuna benzetiyorum. Bildiğin üzere metrobüsler özellikle mesai başlangıç ve bitiş saatlerinde tıka basa dolu olabiliyor. Böyle bir zamanda dolu metrobüsün içindeysen, dışarıdan içeri geçmeye çalışanlara, “Daha nereye geliyorsunuz, üstümüze mi çıkacaksınız!” diye tepki gösterirken, aynı kişi ertesi gün dışarıda kalınca, “Azıcık daha sıkışın ne olacak, işe mi geç kalalım!” diyebiliyor.

Yani çoğu zaman şikâyet ettiğimiz dertlerin, başka hikâyelerde sebebi biz olabiliyoruz. Sadece kendini düşünme, bencillik ve hatta narsisizm söz konusu olunca da durum tam olarak böyle. İçinde bulunduğumuz çağda, sadece kendini düşünme, her şeye hakkı olduğuna ve kendisinin diğerlerinden daha üstün olduğuna inanma ve diğer insanları kendi çıkarları için kullanma problemi yani narsisizm gitgide artıyor. Ancak narsist insanlar uzaydan dünyamıza ışınlanmış değiller. Genetik faktörlerin etkisi de olsa anne baba tutumları kişilik gelişiminde çocukların narsist bireyler olarak yetişmesine neden olabiliyor. Bu yazımda anne babaların çocukların narsist özellikle geliştirmesine neden olan bazı davranışlarından bahsedeceğim.

Anne babaların neredeyse tamamı, çocuklarının özgüvenli bireyler olmasını ister. Bu gerçekten çocuk için gerekli bir beceridir; kendine inanan insanlar, hem kendileri hem de toplum için güzel işler ortaya koyarlar. Ama özgüvenin bir karşılığı olmalı, yani çocuk gerçekten başarılı olduğu ya da olacağı konularda desteklenmeli, olumlu geri bildirim verilmeli. Ama çocuğun hiçbir hatası konusunda geri bildirim verilmemesi, her konuda pohpohlanması,  çocukta her şeyin her zaman iyisini yaptığı, hatalarını düzeltmesine gerek olmadığı algısı yaratabilir. Bu narsistik kişiliğin özelliklerinden biridir. Çocuk desteklenmeli ancak hataları konusunda uyarılmalı, sınırları olduğu hatırlatılmalıdır.

Bazen de ebeveynlerin kendisi narsist olabilir. Bireysel olarak narsist olan birey ebeveyn olunca, bu özelliğine çocuklarını da dâhil edebilir. Çocuğuyla konuşurken, diğer insanlardan üstün olduklarını, statü, kıyafet ve maddi imkânlar gibi konuların çok önemli olduğunu söylerse, bu konularda belirli bir seviyeden daha aşağıda olan insanları küçümserse, çocuk insanların değerini belirleyen şeylerin bu olduğunu düşünür ve ebeveynini taklit eder. Çocuklar bu konuda anne babalarını çok hızlı taklit ederler ve kendi akranlarına karşı çok acımasız davranabilirler.

Bazı ebeveynler de, kendi parıltısını çocukları üzerinden göstermek ister. Çocuğunun başarısı onun ne kadar harika bir ebeveyn olduğunu gösterecektir. Bunun için çocuğunu çok yoracak ve belki de onun için gerçekçi olmayacak yüksek hedefler koyar ve bu konuda onu zorlayabilir.  Çocuk başarılı oldukça sevgiyi hak ettiğini görür ve ebeveyninin yüksek hedeflerine ulaşmak için çırpınır durur. Bir süre sonra ulaşmaya çalıştığı bu hedefleri kendi hedefleri zanneder ve sevilmek için bu hedeflere ulaşmaya çalışır. Aynı zamanda kendisi de model alarak çevresindeki insanlara kendisi için önemli olanları dayatmaya başlar, çünkü böyle öğrenmiştir ve doğal olanı bu zanneder.

Sağlıklı toplumlar, diğer insanları umursayan ve sınırlarını bilen insanlar sayesinde mümkün olur. Ve bu ideale ulaşmak için diğerlerinden şikâyet ediyor olmak hiçbir işe yaramaz, çünkü çoğunlukla biz de şikâyet ettiğimiz sistemin bir parçasızıyızdır. En doğru çözüm, sınırlarını bilen, hatalarının sorumluluğunu üstlenen ve diğer insanları umursayan çocuklar yetiştirmektir. Özgüvenli çocuk yetiştireyim derken geleceğin narsistlerini yetiştirmemek lazım.

Kendine iyi davran, görüşmek üzere...