Londra’da Fazıl Say konseri

Fazıl Say’ı sadece İstanbul’da değil, Bodrum’dan Kyoto’ya birçok farklı yerde farklı izleyiciyle izleme şansım oldu.

Pazartesi akşamı ise Londra’da Barbican Hall’da izledim, Piu Entertainment’ın organizasyonuyla.

Biletler aylar öncesinden satışa çıktı ve yine aylar öncesinden tükendi.

Fazıl Say ilk yarıda Chopin ve Beethoven’dan seçmeler, ikinci yarıda ise kendi eseri Troya’yı çaldı.

Her zamanki gibi müthişti, salon her zamanki gibi tıklım tıklımdı, balkonlar dahil.

Bu sefer asıl ilginç olan yurtdışında bir konserin izleyicisinin neredeyse tamamı Türk’tü, birkaç Japon hayranı dışında.

Londra’da Fazıl Say konseri


Bu da Türkiye’den Londra’ya ne kadar çok giden olduğunu gösteriyordu.

Ve tabii söz konusu Türk izleyici olunca, ilk yarıda resitalin neredeyse tamamı akıllı telefonlarla kayıt edildi.

Şimdiye kadar Barbican Hall’da ilk defa böyle bir manzarayla karşılaştım ve tabii şaşırmadım.

Ama düşünmeden de edemedim, bu kadar çok videoyu, fotoğrafı ne yapıyoruz acaba?

Sosyal medyada birkaç hikâye paylaştıktan sonra bir daha dönüp de arşivimizi karıştırıyor muyuz, bir daha izliyor muyuz?

1.5 saatlik resitalin tadını çıkaracağımıza tamamını kaydetmeye çalışmak yerine çıkışta bir Fazıl Say albümü almak daha doğru değil mi?

Ne de olsa, konser sonunda herkes bir kez daha hemfikirdi, Fazıl Say kadar özel bir yeteneğin değeri bilinmeli.


İstanbul’dan Volta New York’a transfer

Sevindirici haberi daha önce paylaşmıştım: Contemporary Istanbul’un eski direktörü, koleksiyoner Kamiar Maleki, Volta Basel, New York ve Pulse Miami çağdaş sanat fuarlarının direktörlüğüne atandı.

Tam 4 yıl önce Londra merkezli İranlı koleksiyoner ve küratör Kamiar Maleki, Contemporary İstanbul’un direktörü olmuştu.

Maleki ailesi dünyanın en büyük sanat koleksiyonerlerinden biri.

Uzun yıllardır bu işe gönül vermişler.

Tanımadıkları galeri, koleksiyoner, sanatçı yok.

Zaten Olafur Eliasson’dan Damien Hirst’e birçok önemli sanatçının eserlerinin yer aldığı Londra’daki evlerinde özenle yerleştirilmiş koleksiyonu inceleyince bunu anlamamak mümkün değil.

Kamiar Maleki ise gerçek bir İstanbul hayranı.

Daha önce Erenköy’de yaşamış, İstanbul’da çeşitli yatırımları olmuş.

Daha sonra ailesinin yaşadığı Londra’ya dönmüş ama asla İstanbul’la bağını koparmamış.

Maleki, Contemporary Istanbul direktörlüğü sırasında İstanbul’a davet ettiği galericilerin ve koleksiyonerlerin başta çekindiğini anlatmıştı ama bizim kendi kendimize ikna edemeyeceğimiz çok kişiyi ikna etmişti.

“Ailem uzun yıllardır sanatla ilgileniyor, o yüzden bazı kişilere ulaşmam kolay oluyor. En azından telefonuma çıkıyorlar” diye anlatıyordu gülerek.

Maleki sayesinde bazı yabancı galeriler ilk defa Contemporary İstanbul’a katıldı.

O zaman güvenlik konusunda çekinenler olduğunda “Ben bütün ailemi İstanbul’a götürüyorum, İstanbul güvenli olmasa kendi ailemi tehlikeye atar mıyım hiç dediğimde diyecek sözleri kalmıyor” diye özetliyordu durumu.

Bir nevi kültür elçiliği üstlenmiş durumda Kamiar Maleki, 2 yıllık Contemporary Istanbul görevi sona ermesine rağmen.

Şimdi ise Volta New York, Basel ve Pulse Miami’nin direktörü.

Genç sanatçıların işlerini sergileyen ve çoğu zaman klasik fuarlardan daha heyecan verici olan Volta ve Pulse fuarları tam 15 yıldır düzenleniyor.

Unutmamak lazım, Maleki gibi bir İstanbul hayranının böyle uluslararası fuarların direktörlüğünü üstlenmesi Türkiye’deki sanatçılar için de galeriler için de umut verici bir gelişme.

Volta New York dün itibarıyla Armory ile eş zamanlı olarak başladı.

İstanbul’dan Anna Laudel Galeri Ardan Özmenoğlu’nun eserleriyle katılıyor Volta New York’a.

Volta, haziranda ise Art Basel ile eş zamanlı olarak Basel’de gerçekleşecek.