Arın’ın yarını

Arkadaşımız Nebil Özgentürk ile sevgili eşi Nehir’in bebekleri oldu pazar günü...
Koşturarak gidip gördük:
Fındık kadar ağzı memede...
Gözleri yumuk; avuçları da...
Eflatuni ayağı, mürekkep balığı yavrusunu andırıyor ve çocuk özlemi çekenlerde koklayıp ısırma iştahı uyandırıyor.
Aylar öncesinden bebeğe isim ısmarlamışlardı. Sevdiğim erkek isimlerinden hazırladığım kitapçığın kapağını açtım; hastane odasında aday isimleri A’dan Z’ye doğru birer birer saydım:
Alaz... Arın... Destan... Güz... Meftun... Nâr... Rüzgâr...
25 isimlik “sunum” bitince karı-koca birbirlerine bakıp aynı adı fısıldadılar bebeciğin kulağına:
“Arın.”
* * *
Arın bebeği, krize, şiddete, nefrete bulanmış manşetler karşıladı dün...
Ona bakarken, benim şimdiki yaşıma geldiğinde nelerle karşılaşacağını hayal etmeye çalıştım.
Gazetede bir haber var:
“E-posta tarih oluyor” diyor.
Daha mektubun yası bitmeden, elektronik postaya da veda ediyoruz demek...
Arın bebek, “E-posta diye bir şey varmış eskiden” diye anlatacak ilerde torununa; “Büyük dedenler, ninenler oradan yazışırmış.”
Belki de soracak ufaklık:
“Yazı ne ki dede?”
* * *
“İngiliz fütürolog Richard Watson, hayatımızda 50 yıl içinde yok olacak şeyleri sıraladı” diyor Milliyet’in internet sayfasındaki haber...
“Zamanın yelinden neler kurtulabilecek? Yerine ne gelecek” diye merakla okunan, sürprizli bir istikbalcilik oyunu gibi sayfalar...
Eşya tamiri, tüplü TV, faks, mendil gitti bile...
“2014’te kaybolmak kaybolacak” diyor Watson... Birkaç yıl sonra isteseniz de izinizi kaybettiremeyeceksiniz yani...
Ardından cep telefonu ve DVD’ye geliyor veda sırası...
10 yıla kadar postanenin, kütüphanenin, kasabın, telif hakkının miadını doldurması bekleniyor.
20 yıl içinde bedava otoyollar, AM radyolar, hafta sonu tatilleri, ciltte kırışıklıklar, sendikalar, anahtarlar, öğle yemekleri mazide kalacakmış.
Bir de mahremiyet tabii -ki kısmen yok oldu bile...
Paradan ve petrolden kurtulmak için 20 seneden fazlası gerekiyor.
Çeyrek asır sonra orta sınıfın ve ulusal para birimlerinin tamamen ortadan kalkacağı tahmin ediliyor. Gece uykusunun da... Buzulların da... Sağırlığın da...
Google, kravat, körlük, oturma odası ve gazete, 30-40 yıl daha yaşayacak gibi görünüyor.
Arın, muhtemelen gazeteyi de annesinden dinlediği bir masal gibi anlatacak çocuğuna:
“Dedenler, kâğıttan okurmuş haberleri... Elleri mürekkeplenirmiş okurken...”
Mürekkep kalacak mı ki yArın’a?
* * *
Gelecekbilimcilere göre Arın ben yaşa geldiğinde ulus devletler tarihten silinmiş, çirkinliğe ve ağrıya çare bulunmuş olacak.
Ölüme?
Belki...
Ama o zamana kadar önce 1. Dünya Savaşı’nın son gazileri çekilecek yeryüzünden, sonra 2. Dünya Savaşı’nınkiler...
Arın ben yaşa geldiğinde, bizler de çoktan çekip gitmiş olacağız.
Arın belki eski bir kazayı hatırlar gibi, üzülerek okuyacak bugünün manşetlerini... Acıyacak, kendinden öncekilerin içinde umarsızca debelenip durduğu şiddete, krize, nefrete...
Umarım o zamana, insanlık bunları aşmış olacak.
Ve o, 50 yıl sonra çok gülecek bu yazıya...
Yazı kalırsa tabii...