Berrak Küçüktoka Başarı Öyküsü

Berrak Küçüktoka Başarı Öyküsü

"Hiçbir başarı rastlantı değildir."

Değerli okurlarım, başarıları alkışlamaya devam ediyoruz. Bugün sizinle Kişisel Gelişim Uzmanı Sayın Berrak Küçüktoka'nın başarı öyküsünü paylaşacağım.

Berrak Hanım, öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

-1988 yılında makina mühendisi bir baba ve ev hanımı bir annenin çocuğu olarak İstanbul’da doğdum. İlköğretimimi İstanbul’da tamamladıktan sonra babamın emekli olması nedeniyle 2002 yılında Antalya’ya yerleştik. Lise ve üniversite eğitimimi Antalya’da tamamladım. Akdeniz Üniversitesi Çevre bölümünde okuyorken o bölümün bana hitap etmediğini anladım. O anda okulu bırakma kararı aldım. Tekrar üniversite sınavına girip Muhasebe bölümünü kazandım. Üniversite hayatıyla birlikte iş hayatına da başlamıştım. Bu yüzden hangi işin bana hitap ettiğini de analiz edebiliyordum. Akdeniz Üniversitesi Muhasebe ve Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler olmak üzere iki ayrı bölüm mezunuyum. Öğrencilik yıllarımda çalışmanın yanı sıra üniversitenin son sınıfında evlendim. Hayatım boyunca birçok işi aynı anda yapabilmek bana büyük bir mutluluk vermiştir. Şu anda 10 yıllık evliliğim, 3,5 yaşında bir kızım ve tamamıyla kızıma göre programımı ayarladığım bir işim var. Yaklaşık 2 yıl önce eşimin işi dolayısıyla Konya’ya yerleştim ve aktif olarak devam ettiğim iş hayatımı bırakarak, işime bireysel olarak devam etmeye başladım.

Şu an da çeşitli kurumlarda kişisel gelişim eğitimi veriyorum. Pandemi sürecinin başlamasıyla online eğitimlere devam ettim. Aynı zamanda kendi projem olan ve tamamıyla içeriğini kendim oluşturduğum oryantasyon eğitimi videoları hazırlıyorum.

Geriye her baktığında gururlanan şimdiki zamanı en iyi şekilde değerlendiren, geleceğe umutla bakıp umut ettiği her şey için büyük mücadele veren, inandığı değerlerden ödün vermeyen, sadece kendisi için değil çevresine de katkı sağlamayı seven bir Berrak Küçüktoka…

Başarılı olmak için neler yaptınız? Nasıl çalıştınız?

-Belki klasik bir cevap olacak ama çok çalıştım. Benden beklenen işin hep daha fazlasını yapmaya çalıştım. Yenilikleri takip ettim fakat hep kendime has bir şeyler ürettim, bunun içinde gerek iş hayatında gerek sosyal hayatımda çok gözlem yaptım. İyi bir analiz için iyi bir gözlem yapmanın gerekliliğine inandım. Bu sayede kendime özgü bir tarz yarattığımı söyleyebilirim. Yaptığım her işte önce samimiyetimi kattım. Küçük egolarım hiç olmadı, henüz bir eğitimden sorumlusu iken nasıl çalışıyorsam, müdür olduğumda da öyle çalışmaya devam ettim. Gönüllü olarak birçok platformda eğitim verdim, böylece daha farklı kitlelere de hitap etmiş onlardan da birçok şey öğrenmiş oldum. Ve aslında başarımın çok büyük bir payında gönüllülük esasına dayalı yaptığım işler olduğunu düşünüyorum. Çünkü onların güzel enerjileri ve belki de hayatlarına kattıklarımdan ötürü duaları yaptığım işi de çok başka boyutlara taşıdı.

Şu andaki mesleğinizi yapmasaydınız ne yapmak isterdiniz?

-Açıkçası 13 yıllık iş hayatım boyunca eğitmenlikle alakası olmayan birçok bölümden çok da güzel teklifler aldım. Belki hayat standartlarımı çok daha güzelleştirecek tekliflerdi bunlar fakat hiç düşünmeden her defasında eğitmenliği seçtim. Yani kendi istediklerimden hiç vazgeçmedim. Sunum yapmak, hitap etmek, insanlara umut olabilmek beni o kadar besledi ve mutlu etti ki bir an olsun bu mutluluktan vazgeçmek istemedim.

Ve hep şöyle söylerim, bir gün gelir sunum yapacak ve eğitimimi paylaşacak kimseyi bulamazsam aileme yakın çevreme anlatırım ama işimden vazgeçmem.

Hayatta sizin için çok önemli üç şey nedir diye sorsam ne cevap verirsiniz?

-Ailem, işim ve sevdiklerim.

Berrak Hanım, izin için mutluluk nedir? Sizi en çok ne mutlu eder? Nelerle mutlu olursunuz? En çok keyif aldığınız şeyler nelerdir?

-Mutluluk benim için iç dünyamızdaki olumlu yaşam enerjimizdir. Onu ne kadar beslersek o kadar çok mutlu olabileceğimize inanırım. Beni en çok mutlu eden anlar; eğitim sonrası katılımcılarımın gözünde gördüğüm ışık ve tabi ki eşimin ve kızımın gözlerine bakıp iyi ki bana nasip oldunuz diye şükrettiğim o an… Bunun dışında çok ufak şeylerden de mutlu olabilirim. Özel bir günümde çalan telefondan, en sevdiğim çikolatanın alınmasından, arkadaşlarımın ve ya hiç tanımadığım birinin mutluluğuna şahit olmaktan bile aşırı mutluluk duyabilirim.

En çok keyif aldığım şeyler; Kızım doğduğundan beri onu kucağıma alıp müziği sonuna kadar açarak dans ediyoruz, sonrasında ise hissedilen yorgunluk değil sanki enerjimin arttığı.

Gecenin sessizliğinde kendimle baş başa kalıp yeni eğitim içerikleri üretmeye bayılırım. Sayfalarca araştırma yazısı okuyup belki de bir paragraf içerik ürettiğim olabiliyor fakat benim için her dakikası çok keyifli oluyor.

Eşim ve kızımla birlikte yaptığımız minik tatiller, bol koşuşturmacalı ve bir o kadar da keyifli oluyor.

Sanırım ben bir kolumda iki karpuz taşıyabildiğim; Bol koşuşturmacalı, heyecanlı her andan keyif alabiliyorum.

Şimdi biraz da gelecekten konuşalım. Geleceğe dönük ne gibi planlarınız var?

-Bu zamana kadar tüm planlarıma ulaşmak nasip oldu. Bundan sonrası için daha büyük kitlelere ulaşmak istiyorum. Belki enerjimle belki de birikimimle tüm insanlığa özellikle gençlere ışık olmak istiyorum. Her düştüğümüzde kalkacağız, bu günler geçecek, daha güzel günler geleceğini haykırmak istiyorum. Röportaj için beni aradığınızda, TV programınız olursa davet edeceğinizi söylemiştiniz. Bir kişisel gelişim eğitmeni olarak çeşitli programlarda deneyimimi paylaşmak, kısa vadeli bir planım olabilir şu an için...

Başarmak isteyenler size, “Başarının sırrı nedir?” diye sorsalar, ne cevap verirsiniz?

-Başarının sırrı; dürüst ve samimi olmak, dönem insanı olmamak, kendilerine ait bir duruşlarının olması. Çünkü sağlam bir kişilik başarı için ilk adımdır. Yani pozisyondan önce isim gelir. Pozisyon değil ama isimlerinin marka değeri olması lazım. Tabii ki ben uzun süreli bir başarıdan bahsediyorum, herhangi bir kurum veya bir pozisyonun arkasına sığınanlar her zaman kısa süreli başarılar elde ederler.

Ve yapılan iş ne olursa olsun çok büyük özenle yapılması, yapılan işin değerini artırır. Ben her yaptığım işi bir bebek bakımına benzetirim. Yeni bir proje önce kafamda doğar, tıpkı yeni doğmuş bir bebek gibi bakar büyütürüm. Bu kadar özenli yapılan her iş de başkaları tarafından kabul görür ve sevilir. Dolayısıyla başarı da kendiliğinden gelir zaten...

Peki, sosyal medyayla aranız nasıl? Teknolojiyi nasıl görüyorsunuz?

-Bazen sıkı bir kullanıcı bazen de sıkı bir izleyiciyim. Fakat sosyal medyanın çok yoğun kullanılmasını çok tasvip etmiyorum. Kişilerarası iletişimi azalttığını düşünüyorum. Mesela herhangi bir arkadaşınızın her dakikasını sosyal medyadan izlediğinizde, yeni görmüş hissi oluşuyor ve tabii ki yüz yüze iletişimi, telefonla iletişimi büyük ölçüde azaltıyor. Pandemi dönemi için uygun olsa da, genel anlamda bu tarz iletişimin yetersiz olduğunu düşünüyorum.

Bir gününüz nasıl geçiyor?

-Kızımla birlikte bol gülümsemeli bir günaydınla günümüz başlıyor. Ona özelikle sabahları gülümseyerek ve mutlu uyanmasını öğrettim, çok keyifli bir kahvaltının ardından aktivite saatimiz başlıyor. Öğle saatlerine kadar tamamıyla kızımla ilgileniyorum. Sonra kızım uykuya, benim de online eğitim katılımcılarıma telefonla danışmanlık saatim başlıyor. Her gün uzunca bir kahve keyfi yapıp neler üretebilirim diye düşünmeyi de asla ihmal etmiyorum. Akşam saatlerinde herhangi bir eğitim planlamadıysam ailecek keyif saatimiz başlamış demektir. Uyku öncesi de düzenli olarak çalışırım. Öğrencilik yıllarımdan beri gece vakitlerinde çalışmak huydur bende.

Tabi ki gün içerisinde, yaşadığımız pandemi süreci nedeniyle her işimi özellikle evden halletmeye çalışıyorum.

Hafta sonları neler yaparsınız?

-Hafta sonu bizde aileye özeldir. Pandemi öncesi eşim ve kızımla mutlaka şehir dışında minik tatiller yapardık. Pandemi nedeniyle bahçemizde çok yakın dostlarımızla keyifli vakitler geçiriyoruz ve galiba tatil de olmasa biz bize de yetiyoruz.

İş dışında uğraştığınız spor veya hobileriniz var mı?

-Çocukluğumdan beri çok iyi paten sürerim ve masa tenisi oynarım. Hala devam ediyorum. Yakın arkadaşlarımla temiz havada tempolu yürüyüş yapmaya da bayılırım.

Evde yemek yapar mısınız? Yaparsanız en çok hangi yemekleri yaparsınız?

-Minik bir kızım olduğundan her zaman yemeğimi kendim yaparım. Yemek dışında sağlıklı atıştırmalıklar da ilgi alanım. Mutfağı çok seviyorum, en çok çorba çeşitleri, fırın yemeklerini tercih ediyorum.

Bize bir yemek tarifi verir misiniz?

-Yöresel bir yemek tarifi vereceğim, bizim en sevdiğimiz yemeklerden…

Pratik kabune pilavı,

Öncelikle doğranmış soğanları tuz ve karabiberle yoğuruyoruz, sonra tencerede tereyağı ile birlikte kavuruyoruz. Önceden ıslattığımız pirinci ekleyerek kavurmaya devam ediyoruz. Suyunu da ekledikten sonra üzerine haşlanmış nohut didiklenmiş et ya da tavuk ekleyerek pişirmeye bırakıyoruz. Nohut ve eti önceden haşlayıp dondurucu da muhafaza edebiliriz, sonrasında çok pratik bir yemek haline gelebilir. Afiyet olsun.

Eşiniz evde size yardım eder mi?

-Duru doğduğundan beri tüm işlerimizde bize yardım eden, bir yardımcımız var. Tabi ki Duru’dan önce ve yardımcısız kaldığımız zamanlarda eşim tüm süreçlerde yardımcıdır. Özellikle belirtmek isterim ki bana yardımcı olduğunu her zaman gururla anlatır, bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum.

Evde mutluluğun sırrı nedir?

-Ev içerisinde mutluluk için, her şey şeffaf olmalı. Kabullenmek gerekir değiştirmeden olduğu gibi. Ben değil biz olmak gerekir. Birlikte üzülmek birlikte mutlu olmak, sevmek çok sevmek gerekir. Bolca sarılmak, bolca bakışmak, bolca gülümsemek…

Aslında her insan farkında olmadan evini yansıtır. O evde mutluluk varsa dışarıya mutluluk yansır. Sonsuz seviliyorsa, sonsuz sever her şeyi…

Berrak Hanım, özellikle evde mutluluk tanımınız harika... Peki gençlere başarılı olmaları için ne yapmalarını önerirsiniz?

-Özellikle üniversite öğrencilerine seslenmek istiyorum, mutlaka iş hayatında yer alsınlar, teori önemlidir fakat tecrübeyle birleştiğinde tam anlamıyla etkili olur. Çünkü iş hayatı çok şey öğretir, erken başlamak her zaman bir adım öne taşır.

Ve yeni işe başlayacak olanlar için, ‘bu şartlar bana uygun değil’ cümlesi yerine ‘bu şartlarda ben neler yapabilirim’ diye düşünmeleri gerekir.

Görev tanımını uygulamak yerine görev tanımımın üzerine ben neler katabilirim diye düşünmek de her zaman kazandırır.

Öncelikleri maddiyat değil, kendilerini geliştirmek olmalı.

Aslında mülakatlarda birçok personelle görüşmelerim olduğundan bu konuyu çok uzun açıklayabilirim, başka bir program için sözüm olsun…

Berrak Hanım bu harika söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Değerli ailenizle birlikte yolunuz açık ve aydınlık olsun.

Önemli Not: Bu sayfada başarı öykülerini paylaştığım değerli insanların ortak özelliği başarılarının yanında aynı zamanda mütevazi ve samimi olmalarıdır. Bana göre mütevazilik bir insanın başarılarıyla gurur duymaması değil, sadece diğer insanlara saygı göstermesi ve hiç kimseyi küçük görmemesidir. Yani egosunu kontrol etmeyi bilmesidir.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle...

Cengiz Hortoğlu