Mutlu olmak zorunda değilsiniz

Mutlu olmak zorunda değilsiniz

Bir okurum gönderdiği mailde, "Sosyal medyaya bakıyorum herkes her an mutlu, 'Biz neden böyle değiliz?' diye eşimle tartışıp duruyoruz." diyor.

Değerli okurum, mutlu olmak istiyorsanız, öfke, kızgınlık, hüzün, acı gibi duyguların da size ait olduğunu bilin. Bu duyguları kabullenmeyip, savaşanların mutlu olmaları çok daha zor. Yıllardır anlatmaya çalışıyorum; acı da hüzün de kızgınlık da bize ait duygulardır ve hiçbir duygu kalıcı değildir. İlk yapmanız gereken kendinizi tüm duygularınızla birlikte kabullenmenizdir.

Bu önemli konuyu Uzman Klinik Psikolog Sırma Eşitmez Gürleyen'le konuştum, kolay anlaşılan ve net yanıtları için çok teşekkür ediyorum.

Sırma Hanım öncelikle size "Mutluluk nedir?" diye sormak istiyorum.

-Bazıları tarafından öyle algılanıyor ki ‘mutluluk’ yalnızca psikologların bildiği ve sadece danışanlarıyla paylaştığı bir sır. Tabi ki böyle bir sır yok ve olmamalı da çünkü sürekli olan hiçbir duygu sağlıklı değildir. Neden sürekli kaygılanmaktan kaygılanıyorken, sürekli mutlu olmaktan kaygılanmıyor ve hatta bunu kendimize hedef haline getiriyoruz? Bu ne kadar gerçekçi ve sağlıklı bir hedef? Önce bunu konuşmalıyız.

Peki şunu da sormak istiyorum; mutlu olmak zorunda mıyız? Örneğin ben bir yazar olarak hüzünlü olmayı da çok seviyorum. Hüznün içinde mutluluğu buluyorum.

-Peşinen söyleyeyim: Mutlu olmak zorunda değilsiniz!

Ne yazık ki günümüzde insanlar üzerinde muazzam bir mutlu olma baskısı var. Sanki tek bir tanımı, tek bir tarifi varmış gibi en çok okunan yazıların başında hep ‘Mutluluğun formülü’, ‘5 adımda mutluluk’, ‘Daha mutlu olmak mı istiyorsunuz?’ gibi başlıklar yer alıyor. Oluşan bu algı yüzünden de kişi olumsuz bir durumla karşılaştığında hissetmesi gayet normal ve gerekli olan üzüntü, öfke, korku gibi duyguları reddedip, neden mutluluğunu koruyamadığının peşine düşer hale geliyor.

Hesaba katamadığımız nokta ise tetiklendiği halde bastırmaya çalıştığımız duygularımızın daha da güçleneceği. Örneğin, size 2 dakika boyunca aklınıza ‘kırmızı araba’ getirmeyin' dersem gözünüzün önünden kırmızı araba gitmeyecektir. Buradan hareketle, günlük hayatta karşılaştığımız olumsuz duygu ve düşünceleri bastırmaya çalışmamız onları daha da yoğun yaşamamızdan öteye gitmeyecektir.

Sırma Hanım bu yanıtınız için çok teşekkür ediyorum. Ben de yıllardır duygularla savaşılamayacağını ve bu savaşılan duyguyu daha da güçlendirdiğini anlatmaya çalışıyorum. Peki bir insan kendisini iyi hissetmesi için ne yapabilir?

-Duygunun iyi veya kötüsü yoktur; hepsi yaşanması gereken, yaşamın içinden, insani ve en önemlisi geçicidirler. Yani isteseniz de üzüntü de öfke de, korku da tıpkı mutluluk gibi kalıcı değildir. Sezen Aksu’nun o güzel kaleminden söyleyecek olursak, hiçbir duygu ömürlük değil, seyirliktir.

Siz siz olun hepimizin biricik olduğunu yok sayıp, basmakalıp mutluluk reçeteleri yayan bu algıdan uzak durun. İnanın, mutluluk, dayatılmaya çalışılandan çok başka bir şey. Bir başkasının sevinciyle kendini iyi hissetmek, yaptığı işi sevmek, sevdiğiniz bir şarkıyı dinlemek, kahvenizi alıp sahilde yürümek, dostlarınızla yemek hazırlamak... Tüm bunlar mutluluğa dahil.

Diyeceğim o ki; kimyasal bir madde almış gibi çılgınca mutlu olup sonrasında inanılmaz bir yoksunluk yaşıyorsanız bunun sebebi yarım kalmış, yaşanmamış duygularınızdır. Onlar bedeninizde kalıyor, enerjinizi bloke ediyor ve en kötüsü sonunda hastalık olarak geri dönüyor.

Gelin bütün duygularımızı kucaklayıp, gelmeleri kadar gitmelerinin de olağan olduğunu kabul edelim.

Sırma Hanım bu harika söyleşi için size çok çok teşekkür ediyorum.