Sinem Eminoğlu Balta

(Hiçbir başarı rastlantı değildir.)
Değerli okurlarım, başarıları alkışlamaya devam ediyoruz. Bu köşede başarı öykülerini paylaştığım değerli insanların ortak özellikleri başarılarının yanında aynı zamanda mütevazi ve samimi olmalarıdır. Bugün sizinle tanımış olmaktan gurur duyduğum değerli dost Sayın Sinem Eminoğlu Balta'nın başarı öyküsünü paylaşacağım.

Sinem Hanım öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

-Ticaretle uğraşan Rizeli bir ailenin ikinci kızıyım. Eşim Zafer ve oğlumuz Levent ile Dublin’de yaşıyoruz. Pek kısa olamayacağı hatırlatmasıyla beni size anlatayım; Rize’de büyüdüm. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni kazanınca ailece İstanbul'a taşındık. Hürriyet Gazetesi'nde haberciliğe başladım. Politika muhabiri Ayda Kayar’ın stajyeri olmanın büyük şans olduğunu düşünürüm. Akşam Gazetesi'nde muhabirlik, editörlük ve eklerde köşe yazarlığı yaptım. Aynı grupta yer alan şimdiki adı 360 olan SkyTürk'te sağlık programı hazırlamak benim için unutulmaz deneyimdir. Gazetecilik geçmişimin büyük avantajı ile halkla ilişkiler sektörüne geçtiğimde alanında yenilikçi bir isim olan Gonca Karakaş ile yollarımızın kesişmesi mesleki deformasyona uğramadan insani ilişkileri üst noktada tutarak nasıl hedefe odaklanacağımı öğretti bana... Aynı zamanda Okan Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksekokulu'nda Sağlık Sosyolojisi ve Sağlık İletişimi alanında ders vermenin tadı damağımda... Eşimin işi nedeniyle İrlanda Dublin'e taşınınca, marka danışmanlığına uzaktan devam ettim. Accenture Dublin ofisinde Google Ads projesinde Türk marketi için çalışmak yine beni fazlasıyla zenginleştiren bir deneyim oldu. 3 yaşındaki oğlumuz Levent’in oyun grubuna başlamasıyla yeniden eşimle kurucu ortağı olduğumuz şirkette faaliyetlere başladım. Çok heyecanlı bir dönemdeyim. Aile odaklı atölye çalışmaları ve etkinlikleri hem Dublin'de hem de İstanbul'da düzenliyorum. Ve yazma heyecanıma sevgili Fügen Toksü’nün unutulmaz daveti vesilesiyle www.halklailiskiler.com'da devam ediyorum.

Başarılı olmak için neler yaptınız? Nasıl çalıştınız?

-Sartre çok güzel özetlemiş, "İnsanın yaşam düzeyini bilinçli bir çabayla yükseltme konusundaki tartışma götürmez yeteneğinden daha cesaret verici bir gerçek bilmiyorum." Coşkunun en az diğer beceriler kadar başarı üzerinde etkili olduğunu düşünüyorum. Staja başladığım günden bu yana iş dünyasında hep işinin iyileriyle çalışma fırsatım oldu. İş arkadaşlıklarımı gündelik hedeflerin üzerinde tuttum, müşterilerimin hedeflerine odaklanırken empati yeteneğim oldukça işime yaradı. Fazlası zehirleyici olsa da sosyal alanlardaki sektörlerde empati kurabilmek büyük bir avantaj. Dublin’e taşınma kararı verirken konfor alanımın dışına çıktım. Konforundan vazgeçmeden daha mutlu olunabilme formülü varsa ben onu henüz çözemedim. En kıymetli iki unsur yaşamda sağlık ve aile; göğsümde taşıdığım dua her gün bana bunu hatırlatıyor.

Şu andaki mesleğinizi yapmasaydınız ne yapmak isterdiniz?

-Romantik film tutkunu biri olduğum için sonu mutlulukla biten animasyonlar ve romantik komediler benim renkli dünyam. Ve tabii çiçeklerin şımardığı masalar, kek, maya kokulu mutfaklar, tazecik yeşilliklerle ve meyvelerle dolu bir mutfak. Hepsini harmanlayıp düğün planlamacısı olabilirdim. Gazetecilik yıllarımda çok sıkıcı kongrelere ve basın toplantılarına katılıp bu böyle olmasa dediğim etkinliklere renkli ve motive edici dokunuşlar bir başka hayalim...

Hayatta sizin için çok önemli üç şey nedir diye sorsam ne cevap verirsiniz?

-Sağlık, ailem, dünyada bakıma muhtaç tüm bebekler ve yaşlılar.

Sinem Hanım, sizi en çok ne mutlu eder? Nelerle mutlu olursunuz? En çok keyif aldığınız şeyler nelerdir?

-Sevdiklerimden aldığım güzel haberler. Geçenlerde çocuk sahibi olmak isteyen ve çok uğraşıveren bir arkadaşımızın anne olacağını öğrendim. Ve bunun tavsiye ettiğim doktorla birlikte başarmaları… Paha biçilmez güzellikte bir haber. Bir hastanın mücadelesini, başarısını bilmek, duymak… Evimizdeki davetler, büyük ve misafirperver bir ailede büyüdüm. Rahmetli anneannem Nurhayat Hanım ve babaannem Hamdiye Hanım, ben onlardan ailenin, dostların bir arada olduğu neşeli kalabalık sofraların dünyadaki en büyük şans olduğunu öğrendim. Bayramlar, sahurlar, yıl dönümleri, yılbaşı kutlamaları benim için şölendir.

Şimdi biraz da gelecekten konuşalım. Geleceğe dönük ne gibi planlarınız var?

-İrlanda merkezli şirketimizin bir ofisini Almanya’da açmak. Bakıma muhtaç bebekler ve lohusalar için sürdürülebilir sosyal sorumluluk projesinde aktif rol oynamak.

Başarmak isteyenler size, “Başarının sırrı nedir?” diye sorsalar, ne cevap verirsiniz?

-Bizim hem yalnız hem de çok kalabalık olduğumuz kozamız ailemiz. O kozayı güzelleştirmek bazen umutsuzluğa düşerken yardım almayı öğrenmek. Eğer başarma şansımız varsa iyi niyeti iş yaşamının da odağına alabilmek.

Peki, sosyal medyayla aranız nasıl?

-Sosyal olmak benim işimin bir parçası. Sosyal medyanın doğru kullanımla bazen lunapark gibi eğlenceli, festival gibi renkli, kitaplar gibi derin ve arkadaşlar gibi mutluluk verici olduğunu düşünüyorum. Bizi hayata bağlayan bazı ilaçlar bile aşırı dozda zehirleyici oluyor. Kişisel zaman planlamasını bilerek çıkılan sosyal medya yolculuğu motive edici olabilir. Yaratılan hayali yaşamlar ise öncelikle genç kuşak için zorlayıcı hale dönüşünce ailelere önemli bir sorumluluk düşüyor. Unutmayalım artık yetenekler sosyal medyadaki yayınlar sayesinde keşfediliyor.

Bir gününüz nasıl geçiyor?

-Sabah 6 gibi güne başlıyorum. Levent’in eve yayılan inşaat araçlarını toparlıyorum. Kepçe, kamyon, tır… Kendimi bildim bileli 8 olmadan kahvaltı faslı bitiyor. Anneannemin tarzını benimsedim. Öğlene kadar mutlaka bir çeşit yemeğim hazır oluyor. Ev uyanmadan e-postalarıma göz atıyorum. Fırsat varsa ve pandemi süreci izin verdiğince arkadaşlarımla Türk kahvesi ve çay içiyorum. Minik bir porsiyon olsa da tatlımı ihmal etmem. Dönüş yolunu yürüyerek yediğim tatlının diyetini yaparım kendimce. Levent oyun çağında olduğu için bol bol halıda yayılıp oyun kuruyoruz. Önceden okumaya fırsat olmuyordu. Şimdi oyuna dalınca dergilerimi elime alıyorum. İlk okuduğu kelimeler “Sofra”, “Hello” ya da “House Beautiful” olabilir. Her gün dışarı çıkmak benim için vazgeçilmez. Bunun için organik yumurta almaktan toplantıya katılmaya kadar geniş yelpazede sebeplerim var.

Hafta sonları neler yaparsınız?

-Pandeminin de etkisiyle home office çalışınca hafta sonu, diğer günlerden çok farklı geçmiyor. El oyalayan, zaman gerektiren mutfak işlerine zaman ayırıyorum. Pazar kahvaltısında pişi ya da ev yapımı açma yapmak beni mutlu ediyor. Yürüme mesafesinde Levent’le birlikte katılabileceğimiz açık hava etkinliklerini kaçırmıyoruz. Parklar, bahçeler müdürlüğüne talibim!

İş dışında uğraştığınız spor veya hobileriniz var mı?

-Dublin’de Internatinal Women’s Club of Dublin ve Rotary’nin üyesiyim. Her iki oluşum sayesinde ilgi duyduğum hobileri deneme şansım oluyor. Tenisle yakınlaşma aşamasındayım bakalım neler olacak. Biniciliği Dublin’de denemek istiyorum, sahilde kumsalda atlı öğrencileri her gördüğümde hevesleniyorum. Anneannem Erzurum’da köylerinde çok güzel ata binermiş. Annem anlatıyor büyük hayranlıkla... Genetik geçiş söz konusu ise ne mutlu bana…Mutfak atölyelerine katılıyorum. Yeni ilgi alanım çocuk edebiyatı. Güzel sürprizler yolda…

Evde yemek yapar mısınız? Yaparsanız en çok hangi yemekleri yaparsınız?

-Bizim evde gün aşırı taze yemek pişiyor. Pilav ve çorba ana karakterler. Onlara etli ve sebzeli yemekler eşlik ediyor. Zeytinyağlılar da hayat kurtarıcı. Hem beş çayında hem de arada acıkınca çok pratik oluyor. Zeytinyağlı enginarı ve meyaneli tavuk suyuna çorbayı çok sık yapıyorum bu aralar.

Bize bir yemek tarifi verir misiniz?

-İtalyanların aile büyükleri ile genç kuşağı mutfakta buluşturan geleneklerini çok seviyorum. Babaanne ve anneannelerimizin tariflerinin kuşaklar boyu yaşamasını çok önemsiyorum. Kayınvalidem İnci annenin tarif defteri efsanedir. Annemin kırmızı kapaklı tarif defteri beni Rize’de bahçeye bakan mutfağımıza ışınlıyor. Size biz Rizelilerin çok severek yaptığı bir pelte olan pepeçuranın tarifini vermek isterim. Karadeniz Bölgesi’nde rahatlıkla bulabileceğiniz kokulu kara üzüm İsabella’nın şırası hazırlanır. İstanbul’da Rizeli girişimci arkadaşımız şişeleyip satışa sunmuş. Çok pratik. Hazır üzüm suyu ile yapılacak tarif.

Ben iki kattan hazırlıyorum.

Tavukgöğsü Tarifi:

1 litre süt.

1 Türk kahvesi fincanı toz şeker.

1 Türk kahvesi fincanı un. (Tepeleme)

1 paket vanilya.

Muhallebi kıvamında pişirilip, blender ile akışkan ve pürüzsüz hale getirilir.

Soğuduktan sonra pepeçura sosu üzerine dökülür.

Pepeçura Tarifi

1 litre üzüm suyu

1/2 çay bardağı toz şeker

2 yemek kaşığı mısır unu

2 yemek kaşığı buğday nişastası

Üzüm suyundan 2 kepçe alıp mısır unu ile karıştırıp geri kalan üzüm suyunun olduğu tencereye ilave edin. Buğday nişastasını da ekleyip karıştırın. Karışım koyulaşıncaya kadar kaynatmaya devam edin. Kaynamaya başlayınca şekeri ilave edin. İstediğiniz kıvama geldiğinde azıcık buharının gitmesini bekleyip tavuk göğsünün üzerine ekleyebilirsiniz. Afiyet olsun.

Harika... Peki, eşiniz evde size yardım eder mi?

-Bizim evde herkes birbirine yardım etmeye özen gösteriyor. Kayınvalideme minnet borçluyum, erkeklerin ev işleri konusundaki beceri sınırını anneleri belirliyor diye düşünüyorum.

Evde mutluluğun sırrı nedir?

-Bir gün Şirinler bize gelse ya da biz Heidi ve Clara ile çay içsek de onlara sorsam. Kıymetli anların farkında olmak belki de... Hepimiz bu formülün peşindeyiz. Gülümsemek kapıları aralayan en doğal gücümüz. Affetmek de gücümüze güç katıyor diye hissediyorum. Bir de bu sözü seviyorum; “Yedi kere düşsek de sekiz kere kalkalım.”

Sinem Hanım gençlere başarılı olmaları için ne yapmalarını önerirsiniz?

-Anne babanızı üzmeyin onların güzel duaları hep üzerinizde olsun. Sağlıklı iletişim kuran her ebeveyn çocukları için en iyisini ister. Eleştiriler dallarınızı kırmasın. Karlar yağdığında unutmayın mutlaka ilkbahar çiçekleriyle gelecek. Emin olun sosyal medyada size sunulan efsane yaşamlar şayet gerçek ise hayatta her güzelliğin bir bedeli var. Bir arkadaşım yurtdışına taşındığımızda "Hayat sana güzel biz yorulalım sen gez," demişti. İlk an çok kırılmıştım. Sonrasında 'Ben hayatın güzel anlarını paylaşmayı tercih ediyorum.' derken kendimi buldum. Haber yaparken dahi umut veren bilimsel haberlerin peşinde koşardım. Hayat size güzel olsun istiyorsanız hayatınızı güzelleştirmek için çabalayın. Kimse sizin hayatınızı güzelleştiremez. Kendi senaryonuzu başka kişilere bırakmamaya özen gösterin. Yazın, yönetin ve yardım almayı ihmal etmeyin derim. Ve tabii her alanda öğrenmeye ve yenilenmeye açık olalım. Kayınpederim Süleyman babanın meslekte 60 yılı geride bırakması ve bunun kıymetli bir plaketle unutulmaz hale dönüşmesi. Bir diş hekimi olarak hep ajandasının dolu olması, hobilerine, sosyal sorumluluk projelerine her zaman vakit ayırabilmesi (Okuyanlar lütfen Maşallah desin) bizim için paha biçilmez bir şans… İnebolu Belediyesi’nin Facebook sayfasında yayınladığı Ustalar serisinde İnebolu’dan Fransa’ya uzanan eğitim hayatını ve motivasyon kaynaklarını özenle anlatıyor Süleyman baba... Ders niteliğinde bir yayın, tüm gençlere izlemelerini tavsiye ederim. Sevgili dostum Nurten Yalçın Erus’un kaleme aldığı kıymetli sanayici Halil Kaya Gedik’in biyografisini de gençler mutlaka okumalı. Nurten’in eşsiz anlatım gücüyle kendinizi Gedik’in başarılı dünyasının içinde bulacaksınız. Kitabı bitirdiğinizde işinize yeni gözle bakacaksınız. Gedik’in söylediği gibi "En güzel gün, bugün” diyorum ben de…

Sinem Hanım çok teşekkür ediyorum, bu harika söyleşi için... Değerli ailenizle yolunuz açık ve aydınlık olsun.