Yeliz Arda Başarı Öyküsü

Sevgili okurlarım başarıları alkışlamaya devam ediyoruz. Burada başarı öykülerini paylaştığım değerli dostların ortak özellikleri başarılarının yanında aynı zamanda mütevazi ve samimi olmalarıdır. Bugün sizinle Sayın Yeliz Arda'nın başarı öyküsünü paylaşacağım.

Yeliz Hanım öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

-Merhabalar. Öncelikle gerçekleştirdiğimiz röportaj için çok teşekkürler.

Ev hanımı anne ve memur bir babanın çocuğu olarak Kırklareli’nde dünyaya geldim. Babamın mesleği dolayısıyla ilkokul ortaokul ve lise eğitimlerim hep farklı yerlerde geçti. Sonrasında da üniversite geldi arkasından. İlk üniversite deneyimim farklı bir bölüm ile oldu. Uzun yıllar bankacılık ve özel sektörde yönetici olarak çalıştım. Yıllar sonra, lise yıllarımdan beri istediğim psikoloji okumaya karar verdim. (O dönem yetenek haritası programları yoktu maalesef) ve 2011 yılında tekrar üniversite sınavına girerek 2012 yılında İstanbul Bilim Üniversitesi Psikoloji Bölümüne başladım. Tüm olumsuzluklara ve aşırı stresten yüz felci geçirmeme rağmen hedefimden okumaktan vazgeçmedim. 2016 yılında da psikolog olarak mezun oldum.

Şu anda 14 yaşında olan oğlum o dönemde anaokuluna başlamıştı. Ben tekrar üniversiteye, oğlum da anaokuluna başlamıştı. Şema ve Bilişsel Davranışçı Terapistiyim ve İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesiyim. Çoğunlukla ailelerle çalışıyorum.

Başarılı olmak için neler yaptınız? Nasıl çalıştınız?

-Başarı bana göre dün yapamadığını bugün yapabilir seviyeye gelmektir. Neyi nasıl yapabileceğini öğrendiğin ve zorluklarla asla pes etmediğin bir süreçtir. Evet şu anda en çok istediğim ve sevdiğim bir işim var. Aslında daha yolun başında gibi hissediyorum kendimi. Yapmak istediğim o kadar çok proje ve çalışma var ki...

Her zaman bir hedefim oldu. Tabi kendimi çok iyi tanımak ve ne istediğimi bilmek bu yoldaki en büyük şansım ve motivasyonum oldu. Başta da söylediğim gibi çok geç kendimi keşfettim ve yeniden bir kariyer oluşturdum. Ama hiçbir şey için geç değil söylemek isterim. En büyük başarı bence kendimizi bulduğumuz ve keşfettiğimiz an diye düşünüyorum.

Şu andaki mesleğinizi yapmasaydınız ne yapmak isterdiniz?

Sanırım televizyonda bir şeyler yapabilirdim, medya ve gazetecilik alanlarında çalışmak isterdim.

Hayatta sizin için çok önemli üç şey nedir diye sorsam ne cevap verirsiniz?

-Aslında yaşamdaki her şey, her an çok çok önemli ve değerli benim için. Yine de sıralama yaparsam; oğlum, sevdiklerim ve kariyerim...

En çok nelerden keyif alırsınız?

-Oğlumun büyüdüğüne tanıklık etmek en büyük keyfim diyebilirim. Hayatı birlikte keşfetmek, film izlemek... Mesleğimle ilgili yeni bilgiler öğrenmek, dostlarımla birlikte kahve sohbetlerinde buluşmak zaman geçirmek...

Yeliz Hanım, sizin için mutluluk nedir? Sizi en çok ne mutlu eder? Nelerle mutlu olursunuz? En çok keyif aldığınız şeyler nelerdir?

-Bana göre mutluluk, bugünde yaşamak ve hayatın verdiklerini kabul edebilme becerisidir. Mutluluk yaşam yolculuğumuz aslında. Hayatı yaşarken hissettiğimiz duygulardır. Mutluluğumuz iç odaklı olursa bir yaşam boyu devam eder. Eğer dış odaklı ise yani başkalarına veya başka durumlara bağlı mutluluk yaşıyorsak haz odaklı ve yüzeysel mutluluk yaşıyoruzdur. En çok öğrenmekten ve öğrendiklerimi paylaşmaktan keyif alıyorum diyebilirim. Beni yenilediğini düşünüyorum bu durum da bana büyük mutluluk veriyor. Bir de film izlemek ve sanat müziği dinlemek keyif veriyor.

Milyonlarca insan mutsuzken bazı insanlar neden daha mutlu? Mutluluğun sırrı nedir?

-Bunun birçok sebebi olabilir, kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Wilhelm Schmid’in deyimiyle “Mutluluk, kesintisiz bir hoşluk hali, daimî neşe, keyifler hep yerinde olsun ve bol eğlence” demek değildir. Yani mutluluk bir haz hali değildir. “Hayatı keyif alarak anlamlı bir şekilde yaşamaktır. "Yine de mutlu insanlarla yapılan araştırmalara göre; mutlu insanların öz-saygı, öz-anlayış, özgüvenleri daha yüksek daha sosyal ve anlayışlı, iyimserlik ve umut düzeylerinin daha yüksek olduğu, sağlıklı ve doyurucu ilişkiler kurdukları tespit edilmiş.

Aşka inanır mısınız? İnanıyorsanız sizin için aşk nedir?

-Elbette. Bence yaşamdaki en motive edici duygudur aşk. Yani benim için diyebilirim. Bilimsel olarak takıntılı ruh hali olsa da aşkın kişiye verdiği enerjiyi, mutluluğu ve heyecanı, aşık olunan kişiye duyulan özlemi, bedensel ve ruhsal heyecanı çok seviyorum.

Şimdi biraz da gelecekten konuşalım. Geleceğe dönük ne gibi planlarınız var?

-İşimi daha iyi nasıl yapabilirim, daha nasıl faydalı olabilirim? düşüncesiyle çalışmak, yakın gelecek planlarımda da toplumsal ruh sağlığımız ve aile ilişkileri alanlarında eğitim projelerimi gerçekleştirmek olacak. Şu bir gerçek ki “Güçlü aileden güçlü toplumlar oluşur”, düşüncesiyle hem işimi yapabilmek hem de ailelere faydalı olabilmek işimde ki en büyük planlarım.

Başarmak isteyenler size, “Başarının sırrı nedir?” diye sorsalar, ne cevap verirsiniz?

-Öncelikle kendi yeteneklerinin becerilerinin ve neyi tutkulu şekilde istediklerinin farkında olsunlar. Yani neyle meşgul olurken zamanı unutuyorlar ve keyif alıyorlar. Çünkü başarı ve mutluluk bu özellikleri sayesinde geliyor emin olun. Ve elbette tüm bunlarla birlikte de çok çalışmak başarının sırrı diyebilirim. Yani yetenek, beceri, tutku ve çok çalışmak eşittir, “BAŞARI.”

Peki, sosyal medyayla aranız nasıl? Teknolojiyi nasıl görüyorsunuz?

-Gayet iyi, tüm sosyal medya alanlarında paylaşımlarım oluyor. İşimle ilgili bilgilendirmeler ve videolar paylaşıyorum. Teknoloji çağındayız ve artık olmazsa olmazlarımız arasında. Özellikle pandemi döneminde tüm alanlar teknoloji sayesinde ayakta kalabildi ve iletişimde kalabildik. Bende pandemi döneminde online terapi yapmaya başladım ve hala devam ediyorum. Teknolojiyi faydalı kullanmaktan yanayım elbette.

Bir gününüz nasıl geçiyor?

-Ben her sabah 6.30 da uyanıyorum. Güne erken başlamayı çok seviyorum. Zamanı doğru planlama ve kullanma açısından her zaman çok faydasını gördüm görüyorum da. Ve oğlumla ne olursa olsun kahvaltı yapmak olmazsa olmazım. Psikolog olduğum için seanslarım çok önceden belirleniyor ve aslında programımın çoğu oluşmuş oluyor. Arada fırsat bulabilirsem sevdiklerimle dostlarımla bir kahve molasında buluşmayı seviyorum. Veya sosyal medya gündemine uygun paylaşımlar yapabiliyorum. Yine bir fırsat buldukça da meslektaşlarımla fikir alışverişinde bulunmayı, telefon görüşmeleri yapmayı da seviyorum gün içinde... Beni motive ediyor. Bazen metro ile işe gidip gelmeyi ve gözlem yapmayı da ihmal etmiyorum tabi. Ne de olsa işim insan davranışlarını anlamak.

Hafta sonları neler yaparsınız?

-Gün, hafta sonu içinde çok erken başlar benim için. Müzik eşliğinde önce bir yürüyüş, (yalnız kesinlikle sanat müziği eşliğinde...) bana iyi geliyor. Pazar günü iş dışında bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Özel bir seans durumu yoksa. Farklılıklardan besleniyorum çünkü. Düşünme, anlama ve yaratıcılığımı besliyor. Ve sonunda yazmayı planladığım kitabıma başladım nihayet. Onunla ilgili notlar alıyorum. Elbette sürekli iş odaklı değilim. Bazen seyahatlerim oluyor. Gitmekten çok mutlu olduğum yerler var. Elbette benim için özel olan insanlarla olmakta en çok keyif aldığım durumlar. Sevdiklerime zaman ayırıyorum hafta sonları...

İş dışında uğraştığınız hobileriniz var mı?

-Film izlemek, film arşivi oluşturmak, filmler üzerine analizler notlar almak, seyahat etmek yeni yerler yeni lezzetler keşfetmek.

Yeliz Hanım gençlere başarılı olmaları için ne yapmalarını önerirsiniz?

-Öncelikle ne istediklerini çok iyi bilmeliler. "Ne yaparsam beni mutlu eder? Ne yaparsam zamanı unuturum? Ne yaparsam yaratıcılığımı Kullanırım?" Sorularının cevaplarını düşünmelerini istiyorum. Verdikleri cevap aslında onları başarıya götürebilecek yetenekleri, becerileri ve uğraşları olacaktır. Mutlaka bir konuda uzmanlaşmalarını ve birçok konu hakkında da gelişimlerine katkıda bulunabilecek bilgiler edinmelerini öneriyorum. Çünkü, bilgi ve teknoloji çağındayız.

Başarılı ve Mutlu bir yaşam diliyorum.

Yeliz Hanım bu harika söyleşi için çok teşekkür ediyorum.