Balon patlatmayı sevenler ve uzayın kahkahası

Dışişleri Bakanı Abdullah Güle şöyle anlatmış uzay istasyonundaki izlenimlerini:- İstasyon dünyanın etrafında her gün 16 kez dönüyor. Boğaziçinde günde 16 kez gündoğumunu izlemek kadar güzel bir duygu. Genç kuşaklar için gerçekleşmekte olan bir rüya uzay istasyonu...***2500 yıl önce yaşamış olan Sokrates, sanki "yer" küresine uzay istasyonundan bakarcasına şöyle demişti:- Ben ne Atinalı, ne Yunanlıyım; ben dünyalıyım...***İnsan sürülerinin tepesine kurulup, saltanat sürme hırsına kapılmış mesleksiz bir yığın çarpık beyinli imparator, kral, hükümdar, diktatör, demagoglarla; onların el etek ve ayak öpücü takım taklavatının, insan sürülerini kazıklamak için uçurdukları tatava balonlarını da patlatmayı seven bir yığın "deha" geçti yeryüzünden...Örneğin Einstein da şöyle diyordu:- Emre bağlı bir kahramanlıkla, şuursuz bir şiddet ve vatanseverlik adına yapılan onca anlamsız saçmalık... Bütün bunlardan nasıl da nefret ediyorum.***Buralardan da tatava balonlarını patlatmayı seven epey kimse çıktı. İşte Pir Sultan Abdal:Sofu dedikleri bir kolay iştirErenler gördüğü bir engin düştürEti yok kanı yok bir uçar kuşturO kuşun adını bilenler gelsin***Şayet bugün Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, "Türkiyenin sırtındaki kirli gömleği çıkartacağız", demek gereğini duyuyorsa ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, daha önceki dönemlerde bütçe yasalarının, görünmeyen bin bir tırtıl tarafından nasıl tırtıklandığını açıklamaya başlamışsa...Böylesi bir iç talan bataklığına yuvarlanmışlığın kökünde; ilk ve ortaöğretimde okutulan ve Türkiye Bilimler Akademisiyle Tarih Vakfının yaptığı incelemeler sonucu, "ayıplı mal" olarak damgalanan 190 ders kitabındaki; bilimsel objektifliği hançerleyen, ırkçılıkla hamasetçiliği pompalayan ve ekonomik saydamlıkları perdeleyerek, Hazineden geçinenleri tabulaştıran öğelerin; hiç mi payı yoktur?***Oysa Uzay Çağıyla bütünleşmek zorunda olan genç kuşaklara; havı dökülmüş eski sloganların tozunu kimlerin silkelemeye başlamış olduğu da öğretilmemeli miydi?Örneğin işte Oscar Wildeın çın çın çınlayan bir sözü:- Vatanseverlik, zalimlerin erdemidir.İngiliz yazarı Richard Aldingtonun ise, balon patlatma iğnesi çuvaldıza dönüşmüş:- Milliyetçilik, kendi bokunun üzerinde öten salak bir horozdur.***Şöyle rahat, gülücüklü, sümbül kokulu geniş bir nefes alarak düşünelim, Einstein, Oscar Wilde, Richard Aldington şayet Türkiyede yaşasalardı; acaba eserleri, düşünceleri, adları ne kadar değerlendirilirdi?***"Ben bir Türküm, dinim cinsim uludur" tipi bir hamasetçilik silindirinin altından bir türlü kurtulamayan Türkiyenin, gele gele geldiği yer neresi?"Nüfusunun yaşam kalitesi" açısından, Yunanistanın 60 basamak altına düşmüş olması...Kirli ülkeler sıralamasında da, Gana, Tanzanya, Pakistan gibi ülkelerle aynı düzeyde olması...***Onca cart curt; sonra da bütçenin yüzde 36sının sadece iç ve dış borç faizlerine ayrılması ve uzanıp durmak Kopenhag kriterlerine; Avrupa vatandaşlığına erişebilmek için...***Kafaların takozlaşmasına karşı çıkanlar sayesinde izlenebiliyor "yer" küresi, Uluslararası Uzay İstasyonundan...Bakın İngiliz matematikçi ve düşünürü Bertrand Russell da ne demiş:- Vatanseverlik, saçma sapan nedenlerle ölmeye ve öldürmeye hevesli olmaktır.***Keşke Irakla Filistindeki hipnotize edilmiş canlı bombalar da, Russellın ufuklarıyla tanışmış olabilseydi...ABDdeki üniversite rektörlerinden ve Senatör Eugene V. Debs de şöyle demiş:- Vatan sevgisine düğümlenmiş toplumlar; demokrasilerde dahi çocukları iyi yetiştirmenin yolunun, daha gösterişli bayrak törenlerinden geçtiğini sanıyorlar...***Bizde Orhan Veli de, tatava balonlarını nazikçe patlatan ozanlardan biriydi:Neler yapmadık bu vatan için;Kimimiz öldük,Kimimiz nutuk söyledik...* * * Hiç kuşkunuz olmasın, bir gün Üçüncü Dünya ülkelerinde de; getirisi biter hamasetçi naralar arkasında karmanyola fırdöndülerinin. Madem ki uzaydan, minicik "yer" küresini izlemiş bayan astronotlar da, bakan olmaya başladı...Çünkü onlar artık Halil Nihatın dediği gibi, "Bakan değil, görendir."***Balon patlatmayı seven az kalem geçmedi buralardan da...Soyadı Yasasındaki yapaylığa ters bir fiske vurmak isteyen Refik Halit, "Karay" soyadını almıştı. İsterseniz bir de tersten okuyun "Karay"ı...Kah kah, kih kih... Doğrusu eğlencelidir şu dünya ama, bazı dubaracı bölgeleri de, bir hayli sakıncalı olmasa... c.altan@prizma.net.tr FRANSAnın Avrupa Birliği İşlerinden Sorumlu bayan Bakanı Claudie Haignere, meğer 1996da uzaya gönderilen Uluslararası Uzay İstasyonuna da füzelenip orada yaşamış olan, Avrupalı ilk kadın astronotmuş.