Hamilelikte fetal ekokardiyografi yapılmasının önemi

26 Şubat 2021

Fetal ekokardiyografi nedir ?

Fetal ekokardiyografi 18. gebelik haftasından itibaren anne karnındaki bebeğin kabinin değerlendirilmesi için gebelere yapılan ultrasonografik bir incelemedir. Halk arasında "Fetal Eko" olarak da bilinir. Anne karnındaki bebeğin kalbinin yapısal durumu ve fonksiyonlarını ultrasonik ses dalgaları aracılığı değerlendirilmektedir. Fetal ekokardiyografik inceleme ile anne karnındaki bebeğin kalp hastalığı olup olmadığı yüzde 80-90 doğrulukla saptanabilmektedir. 

Fetal ekokardiyografi kimlere yapılmalıdır?

Hamile annelerin gebelikte veya gebelik öncesi dönemde yaşadığı bazı sorunlar ve hastalıklar bebeklerinin kalbinde anomalilere neden olabilmektedir. Gebelik ve gebelik öncesi dönemde bebekte kalp hastalıklarına neden olabilecek sorunları taşıyan annelere fetal ekokardiyografik inceleme yapılmalıdır. Fetal ekokardiyografik inceleme yapılması gereken durumlar şu şekilde sıralanabilir:

-Kadın doğum uzmanının gebelere yaptığı rutin ultrasonagrafik incelemelerde bebeğin kalbinde hastalıktan şüpelenmesi (Gebelere periyodik olarak yapılan ultrasonagrafik incelemelerde bebeğin kalbi kabaca değerlendirilebilmektedir. Bu incelemede bazen kadın doğum uzmanı size bebeğin kalbinde delik, kapaklarında sorun, kalpte büyüme, kalp içinde parlak cisim görülmesi veya kalp ritminde bozukluk şüphesinden bahsedebilir.)

-Kadın doğum uzmanınızın gebelik boyunca yaptığı tarama testlerinin (ikili test, üçlü test ve dörtlü test) yüksek riskli çıkması veya ultrasonda incelemede çeşitli organlarda anomali saptaması (bebeğin ense kalınlığında artış, burun kemiği olmaması, göbek kordonunda bulunması gereken damarlarda eksiklik, diğer iç organlarda saptanan anomaliler)

-Tekrarlayan ölü doğum veya düşük hikayesi olan gebeler

-Annenin şeker hastası olması veya gebelikte şeker hastalığı (gestasyonel diabet) saptanması

Yazının devamı...

Çocukluk çağı göğüs ağrılarının kalp hastalıkları ile ilişkisi

9 Şubat 2021

Göğüs ağrısı çocukluk çağında oldukça sık karşılaşılan çocucuğu da aileyi de çok tedirgin eden bir durumdur. Erişkin dönemin aksine, çocukluk çağı göğüs ağrıları nadiren kalp hastalıkları ile ilişkilidir. Çocukluk çağı göğüs ağrılarının çoğunluğu idiyopatik (nedeni belli olmayan, önemli bir nedeni olmayan) nedenlidir. Genellikle bu ağrılar çocuk tarafından 'bıçak saplanır gibi, iğne batar gibi' şeklinde ifade edilir ve çok kısa sürer. Daha az sıklıkta ise çocukluk çağı göğüs ağrıları kas-iskelet, solunum, gastrointestinal sistem ve psikojenik kaynaklıdır.

Kalp dışı nedenli göğüs ağrılarına kısaca değinecek olursak çocuğun belli hareketleri ile ortaya çıkan ağrılar genellikle kas-iskelet sistemi ile ilişkilidir ve bazen de travma öyküsü vardır. Gastrointestinal sisteme bağlı gelişen ağrılar ise yemeklerden sonra ortaya çıkmakta ve göğüs altından başlayıp yanma tarzında olup boyuna uzanmaktadır. Antiasit dediğimiz mide koruyucu ilaçlarının kullanımıyla rahatlamaktadır. Solunum sistemi ile ilgili ağrılar astım, bronşit, zatürre gibi nedenlere bağlı olup beraberinde öksürük, ateş, halsizlik ve yorgunluk eşlik etmektedir. Kalp dışı göğüs ağrısına neden olan hastalıkların tanısı çocuk hekimi tarafından kolayca konup tedavisi yapılabilmektedir. Çocuk hekimi tarafından nedeni bulunamayan (idiyopatik) ya da kardiyak kökenli olduğu düşünülen göğüs ağrıları hem hekim de hem de ailede tedirginlik yaratmaktadır. Bu yazıda kalp kökenli ağrılar hakkında bilinmesi gerekenleri vurgulayacağım.

Kalp kökenli göğüs ağrılarının nedenleri ve özellikleri

Kalp kökenli ağrılar çocukluk çağı göğüs ağrıları arasında en az sıklıkta görülen ağrılardır (%3). Nedeninin erken dönemde ve hızlı  şekilde konulması gereken ağrılardır. Genel olarak göğüs ağrısı yapan kalp hastalıkları nadir görülmekle birlikte çok sayıdadır. Tanısı için çocuk kardiyoloji uzmanı muayenesi ve ekokardiyografik inceleme yapılması gereklidir.

Geçirilen üst solunum yolu veya gastrointestinal enfeksiyon sonrası gelişen kalp zarı ve kalp kası hastalıkları (miyokardit, perikardit), 20 gün önce Kovid-19 hastalığı geçirme öyküsü olan hastalarda gelişen hayatı tehdit eden kalp kası ve zarı hastalıkları (multisistemik inflamatuar sendrom yani MİS-C), kalp kapak hastalıkları (aort darlığı, pulmoner darlık, aort anevrizması, aort diseksiyonu, mitral kapak prolapsusu), kalp kası hastalıkları (hipertrofik kardiyomiyopati,dilate kardiyomiyopati), doğuştan olan koroner arter anomalileri, çocukluk çağı uzamış ateşinin eşlik ettiği enfeksiyonlardan sonra oluşabilen koroner arter hastalığı (Kawasaki hastalığı), idipatik pulmoner hipertansiyon ve çeşitli ritim problemleri kardiyak nedenli göğüs ağrılarına neden olmaktadır. Bu listedeki hastalıklardan sık görülen ve pratik olarak bizim bilmemiz gerekenleri ise şöyle özetleyeyim:

Geçirdiği bir üst solunum yolu veya gastrointestinal sistem enfeksiyonundan sonra gelişen kalp zarı ve kalp kası enfeksiyonlarının adı perikardit, miyokardit olarak adlandırılır. Bu tür enfeksiyonlarda hasta oturma ve öne doğru eğilmekle ağrının şiddeti azaldığını yatınca artığını söyler. Bu hastalarda halsizlik, ateş, öksürük ve zor nefes alma gibi şikayetlerde göğüs ağrısına eşlik eder.

Erişkinlerde en sık miyokard enfarktüsüne bağlı (iskemik göğüs ağrısı) göğüs ağrısı olurken çocuklarda nedeyse hiç görülmemektedir. Çünkü erişkinlerde görülen miyokard infaktüsünün nedeni damar esnekliğinin bozulması, aşırı kilo, hipertansiyon, şeker hastalığı, kan yağlarında artma ve sedanter yaşantı sonucu gelişen koroner arterlerde oluşan kolesterol birikimine (ateron plağı) bağlı damar tıkanıklıdır.

Yazının devamı...

Akut romatizmal ateş hakkında bilinmesi gerekenler

21 Ocak 2021

Akut romatizmal ateş (ARA) hastalığı, halk arasında “kalp romatizması” veya “eklem romatizması” adıyla bilinir. Kalp romatizması 4-15 yaş arasındaki çocuklarda, en sık olarak da 5 yaşında ortaya çıkmaktadır. Hastalık, bu yaş grubundaki çocuk hastalarda iyi tedavi edilmeyen ateşli boğaz enfeksiyonu (tonsillit ya da farenjit) sonrası gelişmektedir. Boğaz enfeksiyonundan yaklaşık 20 gün sonra hastalığın klinik belirtileri ortaya çıkar. Bu klinik belirtiler en sık eklem ve kalp ile ilgili şikayetlerdir. Eklem şikayetleri, birkaç eklemde gezici olarak oluşan şişlik, kızarıklık ve hareketle ağrı şeklindedir ve çocuk genel olarak ayaklarının üzerine basamaz. Kalp tutulumu olan hastalarda ise halsizlik, yorgunluk şikayetleri ön plandadır. Bazı hastalarda da kalp ve eklem tutulumunun yanı sıra göğüs ön duvarında görülebilen ciltte kızarıklık ve el bileğinde ya da dirsekte küçük şişlikler tabloya eşlik eder. Çok nadir olarak ise genellikle boğaz enfeksiyonu geçirilmesinin ardından 3 ay sonra eklem ve kalp tutulumu olmadan beyin etkileniminin bir göstergesi olan ‘kore’ denilen kontrolsüz hareketler ve davranış bozuklukları saptanabilir.

Her boğaz enfeksiyonu akut romatizma ateşe yol açar mı?

Hayır, yol açmaz. Bu hastalığın nedeni halk arasında beta diye bilinir. Aslında adı “A grubu Beta Hemolitik Streptokok” olan bir bakteridir. 3 yaşından önce bu bakteri tonsillere yerleşmez ve boğaz enfeksiyonu yapmaz. Çocuk kreşe, okula gidince arkadaşlarından bu bakteriyi solunum yolu ile alır. Beta bakterisi boğaza yerleşince ateşli boğaz enfeksiyonu yapar. Okul çağında ateşli boğaz enfeksiyonu (tonsillit veya farenjit) geçiren çocukların yaklaşık olarak yarısına yakınında etken, beta bakterisidir. Doktor muayenesinde betanın boğazda yaptığı özel görüntü nedeniyle betaya bağlı tonsillit ve/veya farenjit tanısı kolayca konulabilmektedir.

Çocuklarda beta bakterisine bağlı olarak gelişen ateşli boğaz enfeksiyonunu ciddiye almak gerekir. Ayrıca hastalığı geçirirken uygun antibiyotik kullanılması gerekmektedir. Eğer çocuğunuz betaya bağlı ateşli boğaz enfeksiyonu geçirirken hekim tarafından verilen antibiyotik tedavisini kullanmaz ise o zaman çocuğunuzda akut romatizmal ateş hastalığı gelişebilir. Bu ihtimal yüz çocukta üç çocuk olarak bildirilmektedir.

Beta bakterisi nasıl akut romatizmal ateşe yol açar?

Akut romatizmal ateş hastalığı boğaza yerleşen beta mikrobunun bizzat gidip kalbi ve eklemleri etkilemesi ile olmaz. Beta bakterisinin yapısında bulunan proteinlere benzer şekilde, vücudumuzun belirli dokularında da çeşitli proteinler vardır. Vücudumuzun bağışıklık sistemi bu benzerlik nedeniyle duyarlı dediğimiz bir kısım çocuk hastada (her çocuk hastada değil, yaklaşık olarak yüzde 3 çocuk hasta) kendi dokularındaki bu proteinleri yabancı olarak kabul edip kendi dokularına zarar vermektedir. Bu dokular kalp, eklemler, deri ve merkezi sinir sistemi gibi dokularıdır. Akut romatizmal ateşin klinik bulguları, buralarda oluşan inflamatuar reaksiyonun şiddeti ve yeri ile ilgilidir.

Çocuğumda akut romatizmal ateş geliştiğini nasıl anlarım?

Yazının devamı...