Merve’li yazı -1-

Bu hafta Kanal D ana haber bülteninde Şanlıurfalı bir genç kızın, Merve Akpınar’ın hikâyesini anlattık. Artık herkes tanıyordur onu sanırım. O yüzden hikâyeyi bir daha anlatmayayım. Onun yerine Mahfi Eğilmez’in bu konuyla ilgili tespitini aktarayım. Bu tespiti yayında da kullandım ama orada kime ait olduğunu -o an hatırlayamadığım için- söyleyememiştim. Burada kaynak gösterme borcumu da ifa etmiş olayım.

Şöyle diyor Mahfi Eğilmez, Merve’nin ağlayarak spor yapma mücadelesini anlattığı video için sosyal medya hesabında:

“Türk kızlarının sporda elde ettikleri uluslararası başarıların başka ulusların kızlarının elde ettiği başarılardan niçin daha önemli olduğunun yanıtı budur. Başkaları spor yapmak için hiçbir engelle karşılaşmazken bizim kızlarımız spor yapabilmek için mücadele ediyor.”

Bu tespitin eksik olan kısmını da ben tamamlayayım:

Hiçbir engelle karşılaşmamayı bir yana bırakın, başka ülkelerde önlerine her türlü imkân adeta seriliyor ve devam etmeleri için ne gerekiyorsa yapılıyor. Burslar veriliyor, özel tesisler hazırlanıyor ama hepsinden önemlisi içinde yaşadıkları toplum onları el üstünde tutuyor, yüceltiyor.

Bizim toplumsal olarak olaya dahlimiz ise şu:

“Oran buran görünür...”

 Merve’li yazı -2-

Rahmetli Doğan Cüceloğlu toplumların kültürel yapılarını iki başlıkta inceler: Denetim odaklı korku kültürü ve gelişim odaklı değerler kültürü. Bu teorik tanımlara bire bir uyan bir toplum yok elbette. Bu iki kavramı bir çizginin iki ucu olarak düşünürsek toplumlar bu iki nokta arasında bir yerde yer alır; kimisi bir uca, kimisi diğer uca daha yakın.

Bizim toplumumuz denetim odaklı korku kültürüne daha yakın bir noktada. Bu kültür yapısı hiyerarşiktir. Kişilerden belirlenmiş roller içinde davranması beklenir. Bu kültür yapısı için en büyük suç farklı olmaktır. Kendisi olmaya çalışmaktır. Çünkü
bir tek kişinin bile farklı olması bu kültür yapısı için yaşamsal bir problemdir.

Yine Merve’ye geleceğim; o böyle bir toplum yapısı içinde farklı olmayı seçti. Bununla da kalmadı, bunu önce sosyal medyada dile getirdi. Sonra da ana akım medyada.

Evet, destek mesajları yağıyor. Evet, hem öğrenim hem spor bursu alacak bundan sonra. Ama sisteme bir genç kız olarak bu başkaldırısının -maatteessüf- cezasız kalacağını da düşünmeyin.

İnanmayan Şanlıurfa yerel basınına şöyle bir göz atsın.

Merve’li yazı -3-

Almanların bir sözü var, tam hatırlayamasam da anlamı şöyle:

Yargıçlardan cesur kararlar almalarını beklemeyin. Onlara cesur olmalarına gerek kalmayacak bir ortam sağlayın.

Bu sözü hemen her yere uygulayabilirsiniz:

“Savcılardan cesur olmalarını beklemeyin, onlara...

Gazetecilerden cesur olmalarını beklemeyin...

Genç kızlardan, kadınlardan cesur olmalarını beklemeyin...”

Yine Merve vesileyle söyleyeyim; evet, o hakikaten cesur bir kız. Kızlar zaten cesur olurlar. Kızlar zaten güçlü olurlar. Ama bu bizim sorumluluğumuzu azaltmıyor, aksine, artırıyor. Çünkü genç kızların, kadınların cesur olmaya ihtiyaç duymayacakları bir dünya kurmamız gerek.
Hep beraber.