Afgan Büyükelçi beklemede

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin ardından gözler, ülkede kurulacak yeni Taliban hükümetinde... Hükümet henüz resmen ilan edilmiş değil ancak uluslararası haber ajanslarının “yeni hükümete Molla Abdülgani Birader’in başkanlık edeceğine” dair geçtiği bilgiler var. Taliban yetkililerine dayandırılarak hükümette 25 bakan olacağı ve 12 kişilik bir Şura’nın oluşturulacağı haberleri de veriliyor. (Bu arada tüm tarafların temsil edilebileceği kapsamlı bir yapının oluşabilmesi için Türkiye dahil bölge ülkeleri çaba harcıyor ama Taliban’ın yetki paylaşımına ne kadar sıcak baktığı şüpheli.)

Hükümet muhtemelen haftaya açıklanacak. Bu aşamadan sonra uluslararası toplumun Taliban’ı tanıyıp tanımayacağı biraz daha netleşecek. Bazı ülkeler bu konuda pozisyonunu açıkladı. Ancak Kabil Havalimanı üzerine Taliban’la müzakere yürüten Türkiye, henüz “Tanıyacağız” veya “Tanımayacağız” şeklinde bir sinyal vermedi. Afganistan’ın Ankara’daki Büyükelçisi Amir Muhammed Ramin de Türkiye’den ayrılmış değil. Kulisleri şöyle bir yokladığımda gördüğüm o ki, Büyükelçi, Türkiye’nin alacağı “tanıma” ya da “tanımama kararı” netleşene kadar Ankara’da kalacak. Bu sürenin de çok kısa olmayacağı anlaşılıyor. Aralık 2020’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a güven mektubunu sunan Amir, Türkiye Taliban’ı tanırsa ülkede kalacak, tanımazsa Kabil’e dönecek. Elbette Türkiye’nin muhtemel bir tanıma kararı sonrası Taliban yönetimi Ankara’ya yeni bir büyükelçi atamayı da düşünebilir.

Afgan Büyükelçi beklemede

Türkiye tanıyacak mı?

Bu arada Taliban yönetimini ilk etapta hızlıca “tanıması” beklenen ülkeler Çin, Pakistan ve İran. Rusya ise Devlet Başkanı Vladimir Putin’in duyurduğu gibi, tanıma kararını zamana yayacak. NATO üyesi ülkelere gelince, bunların Taliban ile teması sürdüreceği ama tanıma konusunda hiç de aceleci davranmayacağı görülüyor. Türkiye, bu konuda bir istisna olabilir. Türkiye, Katar ile birlikte Taliban’la görüşmeler yürütüyor. Bir tarafta da geniş tabanlı hükümet kurulabilmesi yani bakanlıklarda sadece Taliban temsilcilerinin değil aynı zamanda muhalefet gruplarından da isimlerin olması için çaba harcıyor. Bu süreçler olumlu ilerleyebilirse, Türkiye’nin Taliban’ı tanımasındaki engeller ortadan kalkabilir.

Ancak Taliban Afganistan’da kontrolü ele alsa da, Afgan halkının, başta kadınlar olmak bazı kesimleri Taliban’ın göreve gelmesinden pek memnun değil. Taliban bunu biliyor. Bu sebeple Türkiye’nin kendisini tanıma kararı, Afgan halkının Türkiye’ye yönelik sempatisi düşünüldüğünde Taliban için önemli ve anlamlı bir karar. Tabii Türkiye açısından ise, muhtemel bir Taliban’ı tanıma kararının iç siyasete yansımaları olabilir.

Afgan Büyükelçi beklemede

Şartlı eğitim

Taliban 1996-2001 yılları arasında ülkede kendi kafa yapısına uygun bir “şeriat düzeni” kurarken, kadınların eğitim görmesini yasaklamıştı. Aradan geçen 20 yılda, yeni yönetim sürecinde bu politikasında bazı değişiklikler yaptı. Kadınlara yüksek öğrenim yasağını kaldırdı ama bunu bazı kurallara bağladı. Yükseköğrenime dair kuralların açıklandığı listeyi Dış Politika uzmanı Arif Keskin derledi. Listede dikkat çeken maddeler var:

Karma eğitim olmayacak (Kadın erkek beraber okuyamayacak),

Tesettür zorunlu, mümkünse siyah olacak,

Dersliklere kadın-erkek giriş yerleri ayrı olacak,

Kadınlar dersten 5 dakika önce sınıflara girecek,

Kadınlar sınıflardan erkeklerden 5 dakika sonra çıkacak,

Kadınların dinlenme yerleri ayrı olacak,

Ceza sistemi tavsiye, uyarı ve cezalandırma şeklinde işleyecek.

Neden sadece Ankara’daki Suriyeliler?

Bu hafta Ankara Valiliği, Suriyeliler için önemli bir karar aldı. Ankara’daki Suriyeliler, kayıtlı oldukları illere gönderilecek, başkent için yeni kayıt da alınmayacak. Bu karar, esasen Ankara’da bir süredir Altındağ’da yükselen tansiyonu düşürmeye dönüktü. Ancak Türkiye’de bunun gibi patlamaya hazır pek çok yer var. Çünkü 2013 itibariyle, kota sistemi olmadan (her şehrin kaldırabileceği yüke göre dengeli planlama) Suriyelilerin kamplardan şehirlere dağılmasına izin verildi veya sessiz kalındı. Bugün Türkiye’deki 7 ayrı kampta sadece 53 bin 130 Suriyeli yaşıyor. Bir başka deyişle Türkiye’deki Suriyelilerin yüzde 98’i artık şehirlerde yaşıyor.

Bu bilinen bir veri, bilinmeyense bir şehirde kayıtlı olan Suriyelilerin ne kadarının Türkiye içinde ikinci ya da üçüncü şehirlere göç ettiği... Elimizdeki tek veri, Uluslararası Göç Örgütü’nün bundan bir yıl önce yayınladığı rapor. Buna göre İstanbul’da kayıtlı Suriyeli sayısı 500 bin seviyesindeyken, kayıtlı olmayan Suriyeliler de hesap edildiğinde sayı 900 bini aşıyor. Ayrıca rapora göre, daha iyi bir gelecek için kayıtları başka şehirlerde olsa da İstanbul’a göç etmek isteyenlerin oranı yüzde 42. Suriyelilerin hedef şehirler listesinde ikinci sırada yüzde 10 ile Ankara var. Yüzde 7 ile İzmir ve Antalya 3 ve 4. sırada. Gaziantep’e gitmek isteyenlerin oranı ise yüzde 5. Şanlıurfa’da kayıtlı olmasına rağmen şehirdeki her iki Suriyeliden biri de kentten ayrılıp ekonomik olarak imkanların daha geniş olduğu büyük şehirlere gitmek istiyor. Üstelik Ankara en çok Suriyelinin kayıtlı olduğu şehirler sıralamasında ilk 10’da değil. Görünen o ki devlet Ankara’dakine benzer olayların yaşanmaması için Türkiye içindeki göçmen hareketliliğini engellemek zorunda. 

Üç büyükşehirde Suriyelilerin nüfusa oranı:

İstanbul: Yüzde 3,54
Ankara: Yüzde 1,86
İzmir: Yüzde 3,42

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü rakamları (2 Eylül 2021)

Nüfusa oranla Suriyeliler:

Kilis: Yüzde 74,87
Hatay: Yüzde 26,40
Gaziantep: Yüzde 21,89
Şanlıurfa: Yüzde 20,15
Mersin: Yüzde 12,67
Adana: Yüzde 11,32

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü rakamları (2 Eylül 2021)

Suriyelilerin kayıtlı olduğu şehirler

İstanbul: 531 bin 574
Gaziantep: 456 bin 684
Hatay: 436 bin 843
Şanlıurfa: 424 bin 712
Adana: 254 bin 64
Mersin: 233 bin 160
Bursa: 181 bin 266
İzmir: 149 bin 179
Konya: 121 bin 326
Kilis: 105 bin 901
Ankara: 102 bin 175

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü rakamları (2 Eylül 2021)